Siyaset24 Nisan 2007 00:00

Güle Güle Sayın Sezer - Yılmaz Dikbaş

Görev sürenizin dolmasına bir ay kala, 13 Nisan 2007 tarihinde, Harp Akademilerinde yaptığınız konuşmada; “Rejim büyük tehlike altında!” dediniz. Sözünü ettiğiniz bu büyük tehlike, herhalde son birkaç gün içinde ortaya çıkmamıştır! Peki, rejim büyük tehlike altına girerken siz neredeydiniz? Yedi yıllık göreviniz süresince, Anayasanın 104. Maddesinin size vermiş olduğu yetkiyi kullanarak, bir kez olsun TBMM’ni toplantıya çağırıp, ‘Rejim tehlikede’ dediniz mi? fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Güle Güle Sayın Sezer

Yılmaz Dikbaş

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

 
24.04.2007
   

Sayın Sezer,

  • Anayasa Mahkemesi’nin 37. kuruluş yıl dönümünde,26 Nisan 1999 tarihinde şunları söylediniz:

    - ‘Milli Egemenlik’, ‘içeriği belirsiz’ bir kavramdır. - ‘Cumhuriyet’, ‘içeriği belirsiz’ bir kavramdır.

    Bu söylemlerinizle, ‘Kemalist Devrim’in sonu geldi’ fetvasını veren CIA’nın adamı Graham Fullar ile aynı safta yer almış oldunuz.

    Güle güle Sayın Sezer, Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!

  • “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor…Yahu bu millet istedikten sonra, tabi elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki…Millete rağmen bu yürümez zaten. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına? Bir tarif edin diyorsun, tarif etmiyor. Bu nemenem şey yahu…”

    diyen Recep Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002 genel seçimler sonrası milletvekili bile değildi! Siz, Washington’un isteğine uygun olarak, Recep Tayyip Erdoğan’ın durumunun meşrulaştırılmasına ve hukuka aykırı konumunun örtbas edilmesine katkıda bulundunuz.

    “Elhamdullah şeriatçıyız”
    diyen Recep Tayyip Erdoğan’ın, başbakanlık koltuğuna oturması sürecini Anayasayı ve yasaları çiğneyerek başlattınız, AKP hükümeti ile işbirliği yaptınız.


    Güle güle Sayın Sezer,
    Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!


  • Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 16 Aralık 1966’da şu iki sözleşmeyi kabul etti:

    - Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi
    - Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi

    TBMM bu sözleşmeleri 2003 yılına kadar, yani 37 yıl reddetti.
    Türkçede ‘İkiz Yasalar’ diye adlandırılan bu sözleşmeler TBMM’de 4 Haziran 2003 gün AKP ve CHP oylarıyla çıkarılan bir yasa ile kabul edildi.

    Bu yasa;

    - Türkiye’nin etnik, ekonomik ve toplumsal parçalanma yasasıdır.
    – Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet ve millet bütünlüğünün bölünüp parçalanması yasasıdır.
    – Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğini yok etme yasasıdır.
    – Yabancı devletlere, Türkiye topraklarına müdahale hakkı tanıma yasasıdır.
    – Lozan Antlaşması’nın delik deşik edilmesi, yerine Sevr’in yaşama geçirilmesine yol açabilecek yasadır.

    Bu yasanın TBMM’den geçtiğini, Meltem ve Ulusal Kanal dışında hiçbir görsel medya haber yapmadı, mandacı basında iki satır bile yazılmadı.

    İşte siz, Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu yasayı 17 Haziran 2003 tarihinde imzaladınız, Resmi Gazete’de yayımlatarak uygulamaya koydurdunuz.

    Güle güle Sayın Sezer,
    Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!

  • 19 Temmuz 2003 tarihinde TBMM, vatan topraklarının yabancılara peşkeş çekilmesine olanak tanıyan ‘Yabancılara Toprak Satışı Yasası’nı çıkardı.

    Türk halkının ezici bir çoğunluğu ‘vatan topraklarının yabancılara satışı, vatana ihanettir!’ diye haykırırken siz bu yasayı, on beş günlük inceleme süresinin dolmasını bile beklemeden imzalayıp onayladınız ve böylece, Siyonist İsrail’i ‘Sözverilmiş Topraklar’a kavuşturmak isteyen AKP Hükümeti ile işbirliği yapmış oldunuz.

    Güle güle Sayın Sezer,

    Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!


  • Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, yani Türk Milletinin malı olan fabrikaların, yeraltı ve yer üstü madenlerinin, işletmelerinin ve bankalarının yok pahasına yabancılara peşkeş çekilmesine, ‘özelleştirme’ denildi.

    Siz, Sayın Cumhurbaşkanı Sezer, hukuki denetim mekanizmalarını gevşeterek, özelleştirmeyi hızlandırıcı hükümler içeren, hükümete ‘bedelsiz özelleştirme’ yapma yolunu açan yasayı hızla imzaladınız ve onayladığınız bu yasayla, kamu kurum ve kuruluşlarının bedelsiz satılabilmesinde, daha doğrusu hibe edilmesinde bir sakınca görmediniz. Güle güle Sayın Sezer, Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!
  • Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmasından yana olduğunuzu, yaptığınız sözlü ve yazılı birçok açıklamanızda çok açık ve net olarak ortaya koyup AB Mandasını savunduğunuzu görünce;

    23 Şubat 2005 tarihinde size, önce internetten e-posta yoluyla, sonra da postayla iadeli-taahhütlü olarak bir mektup göndermiştim.

    Bu mektubumda, belgeler sunup örnekler göstererek, AB’ye katılmanın Ulusal Egemenliğimizi Brüksel’e teslim anlamına geldiğini anlatmış ve Cumhurbaşkanlığı görevine başlarken TBMM’de Anayasanın 103. Maddesine göre şöyle andiçtiğinizi anımsatmıştım:

    “…milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma…Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”


    Mektubumda, aynı zamanda hem Ulusal Egemenlikten hem de AB’den yana olmanın olanaksızlığını vurguladıktan sonra, sizden bir talepte bulunmuştum: Türk Milletinin huzuruna çıkınız, AB’ye karşı olduğunuzu ilân ediniz!

    İlkokul çocuklarının mektuplarını titizlikle yanıtladınız, ama benim bu mektubuma yanıt vermediniz!

    Siz, Sayın Cumhurbaşkanı Sezer, Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda namusunuz ve şerefiniz üzerine içtiğiniz andı çiğnediniz!

    Güle güle Sayın Sezer,
    Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!


  • ‘Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi’ adlı kitabımın 715. sayfasında şöyle yazdım:

    “Ankara Anlaşması’nın imzalandığı 12 Eylül 1963 tarihinden beri görev yapmış tüm cumhurbaşkanları, AB yanlısı olmuşlardır. Günümüz Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de ateşli bir AB yanlsıdır. Bu demektir ki, 12 Eylül 1963’den beri görev yapmış tüm cumhurbaşkanları ve günümüz Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmişlerdir!

    Hemen söyleyelim ki; Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak, vatana ihanete teşebbüs etmek demektir.”


    Bu saptamadan hemen sonra da, böyle bir suçun Türk Ceza Kanunu 309. Maddesine göre, ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığını’ vurguladım.

    Bu satırların yer aldığı kitabım beş ayda beşinci baskısını yaptı, hatta söylenenlere göre son günlerde İstanbul’da korsan olarak da basıldı, ama bugüne kadar ne sizden ne de medyadaki Erbil Tuşalp gibi şakşakçılarınızdan bir ses çıktı!

    Güle güle Sayın Sezer, Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!

  • Görev sürenizin dolmasına bir ay kala, 13 Nisan 2007 tarihinde,
    Harp Akademilerinde yaptığınız konuşmada;

    “Rejim büyük tehlike altında!”


    dediniz. Sözünü ettiğiniz bu büyük tehlike, herhalde son birkaç gün içinde ortaya çıkmamıştır!

    Peki, rejim büyük tehlike altına girerken siz neredeydiniz?

    Yedi yıllık göreviniz süresince, Anayasanın 104. Maddesinin size vermiş olduğu yetkiyi kullanarak, bir kez olsun TBMM’ni toplantıya çağırıp, ‘Rejim tehlikede’ dediniz mi?

    Yedi yıllık göreviniz süresince, Anayasanın 104. Maddesinin size vermiş olduğu yetkiyi kullanarak, bir kez olsun Bakanlar Kurulunu başkanlığınız altında toplantıya çağırıp, ‘rejim tehlikede, ivedi çözüm nasıl bulunacak?’ diye sordunuz mu?

    Yedi yıl hiç ses çıkarmadan Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturdunuz,
    kırmızı ışıkta durup yeşil ışıkta geçerek,
    elde file semt pazarlarında gezerek,
    diş doktoru muayenehanesinde sıraya girerek ‘halktan biri’ olduğunuzun görünümünü yaratmayı ustalıkla başarıp,

    Cumhuriyet Devrimlerini tek bir laiklik ilkesine indirgeyen ve laiklik ilkesini de türban kavgasına dönüştüren sözde aydınlanmacı yazarların şakşaklarını arkanıza aldıktan sonra, giderayak, rejimin tehlikede olduğunu söylemenizi ciddi devlet adamlığıyla bağdaştırmamız olanaksızdır.


    Güle güle Sayın Sezer, Gidişiniz olsun da, dönüşünüz olmasın!

 

Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi”, AsyaŞafak Yayınları, İstanbul, 5. Baskı Nisan 2007

Erbil Tuşalp, “Güle Güle Sayın Sezer”, Say Yayınları, Nisan 2007, İstanbul



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007