Bu ülkede aylardır bir bilinmeyen tartışılıp ya da tartıştırılıp durdu.
Hepimiz kimin seçileceği konusuna, ya da kim olmaz konusuna takılıp neler dinlemedik ve neler söylemedik. Oysa Demokrasiye inandığını söyleyen bizler için seçilecek kişi kadar sistemin cumhurbaşkanını nasıl seçtiği ,gerçekten demokratik bir usul ile seçip seçemediğinin üzerinde yeterince tartışmadık.
Neyse biz yine işin kısa vadeli bugün için kim seçiliyor tarafına dönelim.
Gücü elinde tutanlara göre adayın belirlenmesinin bugünlere bırakılması Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin doğal bir gereği olarak ifade edildi.Tartışmasız söz sahibi durumda bulundukları ve onların iradesi dışında bir gelişme olmayacağına güvendikleri için de son ana kadar oldukça rahat bir tavır takındılar ve nihayet adaylarını açıkladılar.
Demokratik yaklaşım ve söylemlerin de ötesinde öylesine rahat davrandılar ki!
Özellikle İSTANBUL’daki faaliyetlerde, Başbakan’ın şirin yüzlü adamı TOPBAŞ’ın tezgahladığı cıvıklaşmış,kokuşmuş sahnelerde vatandaşlarla pozlar verip alaycı tavırlar göstermekten dahi çekinmediler.
Umarım seçim süreci ve yöntemini demokrasi adına bundan sonra sağlıklı ve ciddi bir şekilde işletirler.
Yaşadığımız tüm bu gelişmeleri ve açıklanan adayı da dikkate alarak ; Demokrasi’yi ayakta tutması gereken güçler açısından bugünkü durumu değerlendirdiğimizde;
-- Siyasi güç açısından; hem demokrasi hem de cumhuriyeti yücelterek sorunu çözecek bir seçenek üretmek mümkün görülmemektedir.
Siyaset tek kişinin düşündüklerine ve tek kişinin iki dudağı arasında söylediklerine göre yürütülmektedir. Mecliste sonucu sağlayabilen çoğunluk,her nedense bu tek kişiye sadakatten başka bir şey düşünmeyecek şekilde özgür iradelerini liderlerine adamıştır. Milli Egemen’liğimiz,Millete sadakat yerine liderlerine koşulsuz sadakat gösteren bazı Milletvekillerine emanet edilmiştir.
--Hukuki açıdan ise; bugünü görmekten aciz ve demokrasinin özünden habersiz insanların 1980’lerde doğru düzgün yazamadığı bir Anayasa ve Seçim Yasası yüzünden, cumhuriyete yönelik hassasiyetler karşısında demokrasinin zayıf taraflarını telafi eden ,hukuki ağırlıklı, net ve adil sonuçlara ulaşmanın da mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
--Ekonomik gücü elinde bulunduranlar ise; çıkara dayalı küreselleşmiş bir ortamda hakim otoritelere ters düşmemek için, rejimle ilgili duyarlılıkları rahatlıkla gözardı edebilmektedir.
--Askeri güç ise ; rejimin bekası peşinde koşarken,demokrasiye zarar verecek bir hareketten kaçınmak zorunda olduğunu herkesten daha iyi bilmektedir. Bu konuda ki muhtemel tüm rahatsızlığına rağmen, siyasilere dahi örnek teşkil edecek demokratik duyarlılığı ve tavrı dışında bir şey yapılabilmesi mümkün ve uygun değildir.
-- Bu durumda, demokrasi ve cumhuriyeti birlikte yüceltme adına hesapta bir tek TOPLUMSAL GÜÇ kalmaktadır ki,demokratik hayatın asli ve temel dayanağı ve gerçek gücünün de bu olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu nedenle de toplum olarak, demokrasinin sandıkta oy vermekten daha öte bir hak ve hürriyet olduğunu bilmemiz,egemenliğimizi ise uzlaşma, dayanışma ve yerine göre de başkalarına zarar vermeksizin demokratik bir mücadele ile ne olursa olsun mutlaka elimizde tutmamız gerekmektedir..
Kitaplar ne yazarsa yazsın, yetkililer ne söylerse söylesin, birçok nedenle bugün için uygulamada, egemenlik ve demokrasi halkın iradesini temsil edecek şekilde oluşmamaktadır.
Bu durum siyaset sahnesinde de çok geniş ölçüde istismar edilmektedir.ULUSUN EGEMENLİĞİ’nin tek bir kişinin iradesine bağlı veya onun kontrolü altında yani tek kişinin hakim olduğu bir otoriteye bağlı olduğu bir durumda, gerçek anlamda bir demokrasi yaşadığımızı iddia edebilmek çok zordur ve gerçek demokrasi adına zorlama bir yaklaşımdır.
TEK KİŞİLİK DEMOKRASİ’lere fırsat veren yasal ve idari düzenlemelere son vermedikçe ,ÖZGÜR İRADE ve EGEMENLİK kavramının anlamını ve esas olarak kime ait olduğunu başta bazı Milletvekillerimiz olmak üzere hepimiz öğrenmedikçe ,kimi aday gösterirseniz gösterin,kimi seçerseniz seçin ; Ülke çapında CUMHUR’un tamamını kollayan ve CUMHURİYETİMİZİ’de her türlü şartta koruyan sağlıklı bir DEMOKRASİ’ye kavuşmak mümkün olmayacaktır.
|