Siyaset24 Nisan 2007 00:00

Kimler Acaba Neyin Farkında? - Hüseyin Mümtaz

Bir; Erdoğan'dan başka herhangi bir ismin Cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalinin yüksek sesle konuşulur hâle gelmesini borsa “satın aldı”, patladı. Bu ülkede çok değil altı yıl önce Cumhurbaşkanlığı makamında Anayasa fırlatıldı diye borsa çökmüş, bir gecede halk yüzde kırk oranında yoksullaşırken sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen birileri de aynı oranda cebini doldurmuştu. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis coupons

Kimler Acaba Neyin Farkında?

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  24.04.2007
   

Farkında mısınız?

Geçen hafta iki büyük olay oldu.

Bir; Erdoğan'dan başka herhangi bir ismin Cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalinin yüksek sesle konuşulur hâle gelmesini borsa “satın aldı”, patladı.

Bu ülkede çok değil altı yıl önce Cumhurbaşkanlığı makamında Anayasa fırlatıldı diye borsa çökmüş, bir gecede halk yüzde kırk oranında yoksullaşırken sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen birileri de aynı oranda cebini doldurmuştu.

Şimdi bırakın fırlamayı, Çankaya rüyası “kuvvetle muhtemel” olan Cumhurbaşkanının vazgeçiyor olma ihtimali bile borsayı patlatıyor..

Bu, “olay” az kalır “hâdiseyi”, kıblesi Brüksel, peygamberi de Dow Jones endeksi olanların iyi okuması gerekir.

Çünkü uzun yıllar, Hilmi Bey zamanındaki suskun yıllar boyunca asker, “Sakın.. Borsa yıkılır” diye ürkütülmüştü..

Demek ki Erdoğan'ın “olmama ihtimali” herkesi rahatlatıyor.. Dış kaynaklı “sıcak parayı” bile uçuruyor..

İki; Nokta Dergisi kendini kapattı.. Cümle Brüksel lâhanaları timsah gözyaşları döktü.

Nokta; tam da Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde iki eski askerin darbe dedikodularını servise koydu.

Belgesini sorunca “Genelkurmay arşivlerinde var” dediler.

Büyükanıt “Yok “dedi..

Dergide var mı diye “mahkeme kararı” ile dergi arandı.

(Y)aygın medya; Brüksel lâhanalarının tümü; 50 senedir asker görünce kırmızı görmüş boğaya dönen ahvâlin tercümanları değil ama Bâbıâli tercüme Bürosunun kadîm ve dahi nazlı mütercimleri gözleri yaşartacak bir dayanışma örneği sergilediler..

Faşist yöntemlermiş..

Peki hem “antifaşist”, hem AB-D işbirlikçisi, yâni işgalinden yana nasıl olunuyor?

14 Nisan Ankara hareketi görmezden gelinip, menfur Malatya cinayeti aynı kanallar tarafından nasıl olup da neredeyse “naklen” veriliyor?

Farkında mısınız?

Behiç Gürcihan, konu ile ilgili yazısında muhteşem bir kreşendo'ya yer vermişti..

“Başbakansanız Üsküdar'a gider iken; yarı yolda bir de Çamlıca'nın saklı bahçelerine uğrayıp, çok özel toplantılar yapabilirsiniz ama Cumhurbaşkanlığı forsu ağırdır. Yakın çemberinizde ASKER vardır. Öyle her görüşmeyi yapamaz, telefonunuzu o kadar rahat kullanamazsınız. Hemen yanıbaşınızdaki o Yaver; "orduda Albay bolluğu var, bir tane de burada dursun" dendiği için orada durmaz. Bahçenizde Muhafız Alayı bulunur; muhafızın alayı değil”.

(Sahi, onun için mi Meclis Muhafız Taburu muhteremlerin hedef tahtası idi? Askerin –Sağol-sesine tahammül edemiyorlardı? Benzer nedenden dolayı şimdi Meclis Muhafız Alayı'nın binalarını da Özelleştirme İdaresine özelleştirtip ‘Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi'nden çıkararak TOKİ marifetiyle meselâ Haymana açıklarında yeni bir Kışla inşa etmek akıllarından geçiyor mudur dersiniz?

Aksi mümkün değil.. Alay taşınacak..

Çünkü Ömer Çelik'li, Zapsu'lu, Bağış'lı bir danışman kadrosunun, yeğen Erdoğan komutasındaki bir koruma kalabalığının yaver albaylarla-Muhafız Alay Komutanı ile nasıl “anlaşabileceğini” hâlâ aklım almıyor)

Gerçi Gülhane Parkı'nda ceviz ağacı değiliz ama….

“Durum”un Behiç farkında; sen, ben, o farkındayız.

Millet de farkında.. (Bakınız; 14 Nisan. Ankara)

Ama asker farkında mı, işte bütün mesele bu..

Anlaşılan o da farkında, çünkü Büyükanıt konu ile ilgili soruya çok açık ve net bir biçimde;

"Hassas bir dönemden geçiyoruz. Benim verdiğim mesajların toplumun bütün kesimlerine ulaştığına inanıyorum. Eğer (mesajlar ulaşmadı) diyen varsa, bunların algılama sorunu vardır diye düşünürüm”

cevabını veriyor.

Farkında olduklarından şüphelendiğim iki-üç kesim var..

12, 13 ve 14 Nisan'da Büyükanıt, Sezer ve Cumhur aynı şeyi söyledikleri halde Erdoğan, Arınç, Gül ve Fatsa farklı tepkilerde bulunmuşlar, farklı değerlendirmeler yapmışlardı.

Halbuki; 12, 13 ve14 Nisan'da konu ile ilgili herkes; “Cumhuriyetin hiç olmadığı kadar tehlikede olduğunu” söylemişti.

Demek ki bazılarımız “tehlikeyi algılamakta” ciddî sorunlar yaşıyor.

Bu gün 22, yarın 23 Nisan..

Cumhurbaşkanı 23 Nisan mesajında diyor ki;

“Meclis, Atatürk'e lâyık olduğunu bugün de kanıtlamak zorundadır”..

Geçen sene 23 Nisan'da sakalı çıkmış İmam-Hatip'li bir 23 Nisan çocuğunun riyasetinde toplandığının farkında olamayan Meclis acaba bu sene bu vakit….

23 Nisan'a ve 16 Mayıs'a 5 kala…

Cumhurbaşkanı'nın sözlerindeki vahametin farkında mı?

22 Nisan 2007

 

“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY'IN NEFERİYİZ.”



 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007