Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda düzenlenen konferansta kurmay subaylara son kez hitap edenken; bir devlet adamından beklenen duyarlılıkla, "rejime yönelik tehdit" ve "Türkiye'nin kendini savunma hakkı" üzerinde .durarak;
- Türkiye'de siyasal rejimin, Cumhuriyet kurulduğundan beri hiçbir dönemde günümüzde olduğu kadar tehlikeyle karşı karşıya kalmadığını
- Laik Cumhuriyet'in temel değerleri ilk kez açıkça tartışma konusu yapıldığını, İç ve dış güçlerin, bu konuda aynı amaç doğrultusunda çıkar birliği içinde hareket etttiğini
- gerici tehdidin bugün ulaştığı boyutuyla kaygı nedeni olduğunu, "Laik düzeni" hedef alan etkinliklerin ve dini politikaya yansıtma çabalarının toplumsal gerginlikleri artırdığını,
- Dış güçlerin Türkiye'nin ılımlı İslam Cumhuriyeti'ne dönüştürülmesini öngördüğünü ılımlı İslam"ın çok kısa sürede "Radikal İslam" a dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyerek aynı zamanda Türk Ulusunu olabilecek en üst düzeydeki hassasiyetiyle uyarıyordu.
Başbakan Erdoğan vakit geçirmeksizin Sezer'in "rejim tehlikede" sözlerine partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmayla alelacele bir şekilde cevap verdi.
"...Öyle bir noktadayız ki 4 sene öncesine kadar doğrudan yatırım son 10 yılda ortalama yılda 1 milyar dolar. İnsaf 1 milyar dolar... Geçen yıl geldiğimiz rakama bakıyorum, 20 milyar dolar.... Şimdi ise 3 ayda geldiğimiz nokta, 10 milyar dolar. Buyurun 3 ayda... İstikrar olmasa, güven olmasa, rejim tehlikede olsa bu ülkeye, bu gelir mi?"
Başbakana göre; küresel sermaye yada doğrudan yatırım istikrara güvene geliyordu.
Rejim tehlikede olsa doğrudan yatırım Türkiye'ye gelmezdi.
Oysa gerçeğin Başbakanın ifade ettiğinin tam tersi olduğunu, 1993 yılından sonra ABD başkanı Bill Clinton'a bağlı Ekonomik Danışmanlar Konseyinde başkan olarak görev alan, 1997 yılını takiben Dünya Bankası'nda Başekonomist ve Başkan Yardımcısı olarak çalışan aynı zamanda bir akademisyen olan Joseph E. Stiglitz söylemekteydi.
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı olarak Küresel sermayenin adamlığını yapan, ancak bundan nedamet duyan Joseph E. Stiglitz; deneyimlerini ve dünya bankası uygulama sonuçlarını aktardığı "Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı" adlı kitabında şöyle yazmaktadır.
"Doğrudan yabancı yatırım hakkında bir çok mantıklı şikayet var. Bu tür yatırımlar çoğu zaman devletten alınan özel ayrıcalıklardan(imtiyaz) türer. Standart ekonomi bu tür ayrıcalıklardan çıkan dürtü bozulmaları üzerine yoğunlaşıyor olsa da aslında işin çok daha sinsi bir yönü var; bu ayrıcalıklar çoğunlukla yozlaşmanın devlet görevlilerine verilen rüşvetlerin sonucudur. Doğrudan yabancı yatırım ancak demokratik İşleyişin zarar görmesi pahasına Gelir. Bu özellikle yabancıların haklarını düşük fiyatlardan almak için gerçek bir dürtüye sahip olduğu madencilik, petrol ve diğer doğal kaynaklardaki yatırımlar için geçerlidir." (*)
"Sayın" Başbakan siz Türk Ulusundan ne kadar saklarsanız saklayın yada ne kadar kandırmaya çalışırsanız çalışın, küresel sermayenin ülkemizde yaratılan yozlaşmanın devlet görevlilerine verilen rüşvetlerin, hortumların oluşturduğu pisliğin üzerinde fır döndüğünü, küresel sermayenin leş peşinde koşan çakallar misali ülkemizin üzerine üşüştüğünü, sizin takdire mazhar olduğunuzu ifade eden Dünya Bankası görevlileri itiraf ediyor.
Biraz mantığınıza, ulusal akıla teslim olup sizlerin eseri olan Petrol Yasasına ve Maden Yasasına ve son 4 yılda meclisten geçirdiğiniz yasalara, yaptığınız özelleştirmelere bakarsanız, musalla taşında yatarken baki olanın her zaman bu gök kubbede hoş bir seda olmadığının belki farkına varabilir, ülkemize getirdiğiniz doğrudan yatırımın (küresel sermaye) yaşadığımız vatanda, vatan topraklarında, millet üzerinde ne kadar büyük tahribatlar yarattığını ve bunun millete değil küresel emperyalizme hizmet olduğunu görebilirsiniz.
Sayın Başbakan vatandaşlarımız sizin tersini ifade ettiğiniz gerçeklerin ve Cumhuriyetimizin karşı karşıya kaldığı büyük tehlikenin de farkındadır. Üstelik ülkenin kahir ekseriyetidir ki onlar milyonlar olup meydanlara sığmayan emperyalizm ve onun işbirlikçilerinin yüreklerine korkular salan Mustafa Kemallerdir.
* Joseph E. Stiglitz , Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı,Plan B yayıncılık, 2002-İstanbul, s.93 |