Siyaset29 Mart 2005 00:00

İçimizdeki hainler! - Tevfik Diker

Alınan dış borçlar sayesinde ülke ekonomisi İMF’ye ve Dünya Bankasına teslim edilmiştir. Yapılan dış müdahalelerle ekonomimizin dizginleri tamamen İMF ve Dünya Bankasının eline geçmiştir. Avrupa Birliği sayesinde de  ülkemizin iç ve dış siyasetine ABD ve AB tarafından yön  verilmektedir. AB ve ABD tarafından yönlendirilerek her yıl mütemadiyen gündeme getirilen Ermeni soykırımı meselesi, Kürt meselesi, Kıbrıs ve azınlıklar meselesi de bunlardan bazılarıdır.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciebuscopan link buscopan plus

Tarih boyunca kurulan bütün devletlerin içinde ve dışında düşmanları olmuştur. Bu nedenle tarih kitaplarına şöyle bir bakıp incelediğimizde, günümüze gelinceye kadar yüzlerce ülke kurulmuş ve bir o kadarı da batıp, kaybolup gitmiştir. Türklerin kurduğu devletlere de baktığımızda aynı düşmanlar hep var olmuş ve var olmaya da devam etmektedir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan sonra baktığımızda; bu düşmanlar daha da artmış ve  organize bir şekilde üzerimize gelmeye başlamışlardır. Bunlar haçlı seferleri olarak tarihimizde  kendini göstermiş ve milli mücadeleye kadar devam etmiştir. Osmanlının çöküşü ve  Hıristiyan aleminin birlikteliği sayesinde daha da hızlandırılmıştır. Aynı devletler arasında pay edilmek üzere iken, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıkarak; Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Abaza’sı Dadaşı... ile top yekun, büyük bir mücadeleden sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

OYNANAN OYUNLAR DEVAM EDİYOR

Genç Cumhuriyetimiz üzerinde oynanan oyunlar, tıpkı Osmanlıda olduğu gibi devam etmiş ve etmektedir. Özellikle teknolojinin çok  hızlı geliştiği dönemde, bu kadar entrika ve komplolara  bir de globalleşme ve küreselleşme tutkusu ve süreci eklenince, yapılanlarda profesyonelleşmiştir. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar öylesine profesyonel yapılamaktadır ki, bazen bu oyuna biz kendi ellerimizle alet edilmekteyiz. Avrupa Birliği uğruna yaptığımız kanunların satır aralarına, sözde insan hakları gerekçesiyle konulan bazı istekler; bizim birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya zemin hazırlamaktadır. Bunun yanı sıra yine teknoloji ve iletişimin inanılmaz ilerlemesi ile ortaya çıkan global bir ekonomi anlayışı sayesinde, İMF ve Dünya Bankası ile ülkemizin ekonomisi milli ekonomiden çıkartılmıştır. Alınan dış borçlar sayesinde ülke ekonomisi İMF’ye ve Dünya Bankasına teslim edilmiştir. Yapılan dış müdahalelerle ekonomimizin dizginleri tamamen İMF ve Dünya Bankasının eline geçmiştir.
Avrupa Birliği sayesinde de  ülkemizin iç ve dış siyasetine ABD ve AB tarafından yön  verilmektedir. AB ve ABD tarafından yönlendirilerek her yıl mütemadiyen gündeme getirilen Ermeni soykırımı meselesi, Kürt meselesi, Kıbrıs ve azınlıklar meselesi de bunlardan bazılarıdır.

İÇİMİZDEKİ HAİNLER!..

Türk Milleti dışarıdan gelen bu ihanetleri hep yaşamış ve yaşayacaktır. Bazı iç hainler tarafından bugünlerde yapılan alçaklıkların benzeri bir durumla hiç  karşılaşılmamıştır. Hem bir ülkenin vatandaşı olacaksınız,hem o ülkede  karnınızı doyuracaksınız, o ülkenin  nimetlerinden faydalanacaksınız ve o ülkenin de bayrağını yırtıp, atıp çiğneyip yakacaksınız. Bu gaflet, delalet ve hıyanet kabul edilir gibi değildir. Tabi ki ülkemiz içinde hainler tarafından yapılanları sadece bununla sınırlamak doğru değildir. Bunun yanına hırsızlık, hortumculuk, bölücülük, kapkaççılık, gericilik gibi bir sürü mikropluğu da katabilirsiniz. Bunların hepsi de bu milletin üzerinde oynanan oyunlar ve ülkeyi yok etmenin birer parçasıdır. Bunun en önemli parçalarından bir tanesi Kürt vatandaşlarımız üzerinde oynanan oyunlardır. Tarih boyunca bu kışkırtmaları hep yaşadık. Bu oyunlara bazı Kürt vatandaşlarımız da alet olmakta ve kandırılmaktadır. Etnik kökeni ne olursa olsun biz Türk Ulusu olarak birbirimiz ile öyle kaynaşmışız ki; bunu bir çizgi ile ayırmak mümkün değildir. Milli Kurtuluş Savaşında omuz omuza savaşıp bu Cumhuriyeti birlikte kurduk. Birbirimizden kız alıp verdik. Beraber ticaret yaparak ortak iş kurduk. Ülkemizin her aziz köşesinde bir Kürt vatandaşımız yaşamaktadır. Ülke yönetiminde en üst seviyede yine bir Kürt vatandaşımıza rastlamak mümkündür. Siyasette, iktidarda, devlette, ekonomide kısacası hayatın her alanında her mezhep ve kültürden vatandaşımız bulunmaktadır. Bu nedenle açık seçik söylemek gerekir, bir Kürt meselesi yaratarak ve üzerini kaşıyarak ortaya atılan senaryo ne Kürt vatandaşlarımıza huzur ve mutluluk getirir, ne de diğer vatandaşlarımıza. Bunların hepsi emperyalist güçlerin böl, parçala yönet politikasının bir parçasıdır.

YENİ BİR KAMPANYA

Diyarbakır’da aralarında siyasetçi, hukukçu, esnaf ve meslek odası temsilcilerinin bulunduğu 83 kişi öncülüğünde, Türkiye’nin federal olarak yeniden yapılandırılması istemiyle “AB sürecinde Kürt’üm, tarafım, haklarımı istiyorum” kampanyası başlatıldığı haberi medyada yer aldı. İmzaya açılan metnin giriş ve sonuç bölümünde; “Biz Avrupa halklarının ve dünya kamuoyunun dikkatini, bütün insani değerlerden, hak ve adaletten yoksun bırakılmış nüfusu 20 milyonu aşkın Kürt halkının üzerine çekmek istiyoruz. Türkiye’de baskı ve korkudan uzak, özgürlük ve güvenlik içinde onurlu bir biçimde Türk halkıyla eşit koşullarda yaşamak, Kürt halkının insani ve meşru hakkıdır. AB siyasi, hukuki, vicdani ve etik bir sorumluluk altındadır...” denilmektedir.
Bu cümleleri okuyunca insanın tüyleri ürperiyor. Bu ülkede böyle gaflet, delalet ve hıyanet içinde olanlar, sadece ülkeye değil aynı zamanda kendilerine ve doğacak çocukları ve torunlarına da hıyanet içerisindedir. Bu düşünce tarzı sizi başarıya hiçbir zaman götürmeyeceği gibi, yaptıkları bu hareketlerle çocuklarına, torunlarına ve tarihe karşı sorumlu olacaklardır. Bir ülkenin kendi Bayrağına ve İstiklal Marşına, kendi vatandaşları tarafından yapılan ihanet, sözde Türk vatandaşı olan bu içimizdeki hainler;   Türk ulusu tarafından geçmişte olduğu gibi, şimdi de, gelecekte de affedilmeyecektir.
Bu köşede şimdi yapılan hainliklerin  planlandığını çok daha önce yazmış ve ilgilileri uyarmıştım. Devletimi ve milletimi yine uyarıyorum: “ bazı illerdeki il genel ve belediye meclislerinde alınacak bir referandum kararını  BM’ ye götürmeyi planlamaktadırlar”