Siyaset16 Nisan 2007 00:00

İngiliz Gülü (Veya Harun ile Yehuda) - Fatma Sibel Yüksek

Başbakan çok moral sahibi görünmüyor. Yüzünde bir çöküntü gördüm. Eh, zor bir kararla karşı karşıya tabii..Türkiye'ye makas değiştirmeyi göze almak, çok büyük, çok tehlikeli mücadeleleri göze almayı gerektiriyor. Yalnızca size karşı olanlara değil, en yakınınızdakilere de çok dikkat edeceksiniz.. Erdoğan neden bu kadar mutsuz görünüyor? Neden önüne güvenle bakamıyor, neden elindeki sayısal çoğunluğun gücüne ve meşruluğuna inanan bir liderin ruh sakinliğine ulaşamıyor? Bildiğimiz pek çok sebebin dışında bilmediğimiz sebepler de var mı? "Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan kork" diyor atalarımız.. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis

İngiliz Gülü
(Veya Harun ile Yehuda)

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  16.04.2007
   

Yanlış anlamayın ..."İngiliz gülü" Britanya basınının güzel prenses Diana'ya taktığı isimdi...

Ne zaman "İngiliz" denilse, güzel prensesin o masum yüzü aklıma gelir...

Ama her "ingiliz" Prenses Diana kadar güzel olmuyor tabii..

Hatta, anglo-saksonlara hiç benzemeyen, esmer İngilizler bile gördüm ben kendim...

Yazının başlığıyla ilgili bu açıklamayı yaptıktan sonra, "güncel"e gelelim...

Son sözler söylendi...

Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı açıkça dediler ki

" Rejim tehlike altında. Türk Ordusu üzerinde kirli bir oyun oynanıyor"...

AKP'liler, Büyükanıt'ın sözlerini "Başbakanımızı tarif etti" diye yorumlayacak kadar medyanın da desteği ile pişkinleştiler; seviyesizliğin, ciddiyetsizliğin batağına battılar.

Dalga geçiyorlar akılları sıra..

Peki, Tayyip Erdoğan cephesinde neler oluyor?

Kendisiyle en son, basına da yansıyan çok talihsiz bir olay nedeniyle yüzyüze geldik.

Benim tanıdığım "Delikanlı Başbakan" kendisine arzettiğim soruyu yanıtsız bırakarak, başını önüne eğip gidecek başbakanlardan değildi..Ama öyle yaptı.. Neyse, bu olayın konumuzla ilgisi yok; biz devam edelim..

Başbakan çok moral sahibi görünmüyor. Yüzünde bir çöküntü gördüm. Eh, zor bir kararla karşı karşıya tabii..Türkiye'ye makas değiştirmeyi göze almak, çok büyük, çok tehlikeli mücadeleleri göze almayı gerektiriyor.

Yalnızca size karşı olanlara değil, en yakınınızdakilere de çok dikkat edeceksiniz..

Erdoğan neden bu kadar mutsuz görünüyor?

Neden önüne güvenle bakamıyor, neden elindeki sayısal çoğunluğun gücüne ve meşruluğuna inanan bir liderin ruh sakinliğine ulaşamıyor?

Bildiğimiz pek çok sebebin dışında bilmediğimiz sebepler de var mı?

"Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan kork" diyor atalarımız..

Ne kadar kuvvetli bir söz değil mi?

Evet, en büyük tehlike pirincin içindeki beyaz taş...

Siyah taş değil...

Bize, sadece en yakınımızdakiler üzerinden ulaşabilirler..

Zaaflarımızı en yakınımızdakiler bilir, hedeflerimizi de en yakınımızdakiler bilir...

Belki kendimiz için belirlediğimiz hedef aslında en yakınımızdakinin de kafasından geçiyordur...

En yakınımızdaki belki, kendisini bizden hiç de "eksik" hissetmiyordur??

Elimizde tuttuğunuz gülün dikeni, bazen düşmanın kurşunundan daha tehlikeli olabilir..

"İhanet" her zaman en yakından gelir...

Siyaset, İsa'nın yanağına öpücük konduran "Yehuda'larla" doludur...

Ve siyasette "Musa ile Harun" asla yoktur...

"Harun" zannettiklerimiz, veya kendisine "Harun" yakıştırması yapılanlar gerçekte "Harun" olmayabilirler...

Ya "Harun" zannettiklerimizin ipleri Firavunların elindeyse?

Öfff! Hayat ne kadar zor, ne kadar karmaşık, ne kadar tuzaklarla dolu... Ve bizim gücümüz, akıl destekli kötülük karşısında ne kadar sınırlı...

NOT: " Balyozla Başbakan kurtarma" olayının üzerinden tam 6ay geçmiş...Biz gazeteciler, kendimizi olayın sıcağına kaptırıp yüzlerce sütun haber yazdık..Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki; aslında hiç bir şey bilmiyoruz...


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007