ABD9 Nisan 2007 00:00

Yeni Çuval için Barzani mi Görevlendirildi - Hüseyin Mümtaz

Barzani, Zebari ve bilmem kimleri duyuyor musunuz? 4000 yıllık Türk tarihi bu rezilliklere, bu zillete müstahak mıdır? ABD'nin 2006 Yılı İnsan Hakları ve Demokrasiye Katkı Raporu'nda, Fener Rum Patrikhanesi "ekümenik" olarak nitelenerek, Heybeli Ada Ruhban Okulu'nun geri açılması ve patrikhanenin 'ekümenik' olarak tanınması istenmiştir. Gayrimüslim ve Aleviler'in ibadetlerini açıkça yapamadığı savunulan raporda (AB raporlarına ne kadar benziyor!) Türkiye'de aralarında Protestan, Yehova Şahitleri ve Bahailik'in de bulunduğu bazı dini grupların yasaklandığı, inançların yaşanması ve dinsel ifade özgürlüğüne izin verilmesine ihtiyaç olduğu öne sürülmüştür. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon

Yeni Çuval için Barzani mi Görevlendirildi?

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  09.04.2007
   


Amerikalı dört yıldızlının söyledikleri ile Büyükanıt'ın 16 Mart Harp Akademileri konuşması ilginç bir şekilde üst üste geldi.

ABD'nin 2001 - 2005 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığını yapan, Irak savaşında kilit rol oynayan, emekliye ayrıldıktan sonra Başkan George W. Bush tarafından ‘Özgürlük Nişanına' layık görülen Orgeneral Myers, Amerika'nın Sesi Radyosu'nun sorularını yanıtlarken PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı konusunda Türkiye'deki hassasiyetin bilindiğini, ABD güçlerinin neden askeri olarak bu soruna çözüm bulmadığına ilişkin soru üzerine şöyle dedi:

"Bu işin çözümlenmesi için çok çaba sarf edildiğini düşünüyorum. Biliyorsunuz, ABD, Türkiye ile çok iyi ilişkileri olan Orgeneral Joe Ralston'ı göreve atadı. Bazı adımlar atıldığını düşünüyorum. Zorluklardan biri, PKK'nın çok küçük olması ve dağlık bir bölgede faaliyet göstermesi - dolayısıyla peşlerinden gitmek kolay değil. Bir diğer zorluk da Irak'ın egemen bir devlet olması. Açık konuşmak gerekirse, Irak'taki öncelikler farklı. PKK bu önceliklerden biri değil. Oradaki öncelik, Bağdat ve diğer bölgelerde saldırı düzenleyen aşırı unsurlar. İşte bu nedenlerden dolayı, PKK'yla mücadele kolay değil”

dedi.

Myers devam ederek, Türkiye'nin sınır ötesi operasyon düzenlemeden önce Türk ordusu ve hükümetinin vatandaşlarını korumak için yapabileceği çok şey olduğuna inandığını söyledi. Myers,

“Irak'a girerlerse, benim korkum, iki dost kuvvetin yanlışlıkla karşı karşıya gelmeleri. Amerikan veya Irak birliklerinin Türk birlikleriyle karşılaşmaları. Biliyorsunuz, birkaç yıl önce çok kötü bir olay yaşanmıştı. Neyse ki o olayda kimse yaralanmadı. Ancak sınır ötesi operasyon düzenlendiği takdirde bu gibi olaylar beni kaygılandırır''

diye de devam etti.

Myers'in bu söyledikleri bence son derece önemli bir dönüm noktasıdır.

Amerika böylelikle yavaş yavaş ve belki de ilk defa Irak'ta Türk askeri ile Amerikan İşgal Kuvvetlerinin karşı karşıya gelebileceğini düşünmüş, değerlendirmiş ve dile getirmiş olmaktadır.

Amerika'nın bu noktaya gelmesi çok önemlidir de Türkiye ne haldedir?

Türkiye'nin koordinatları ne durumdadır?

Türkiye'de, siyasi iradeden geçtik; asker kafa yapısı olarak Amerika ile karşı karşıya gelinebileceğini hesaplamakta mıdır?

Eğer şimdiye kadar yapmadıysa, Myers'in bu sözleri mutlaka ‘'ihbar'' kabul edilip BİN ÇEŞİT ALTERNATİF PLAN MUTLAKA HAZIRLANMALIDIR.

Durum vahimdir.

Myers ne diyor;

‘'Benim korkum, iki dost kuvvetin yanlışlıkla karşı karşıya gelmeleri. Amerikan veya Irak birliklerinin Türk birlikleriyle karşılaşmaları''.

Ve Myers bunu yaparken Çuval'ı da hatırlatıyor, anlayana gözdağı veriyor.

Tehdit ediyor.

Myers'in ‘'Irak Birlikleri''nden bahsetmesi, Barzani'ye de ‘'hiç gecikmeden'' ilham veriyor..

El Arabiya televizyonuna konuşan Barzani,

"Türklerin Kerkük'e müdahale etmesine izin vermeyeceğiz. Kerkük tarihsel ve coğrafi olarak Kürt kimliğine sahip bir Irak kentidir. Tüm gerçekler Kerkük'ün Irak Kürdistanı'na ait olduğunu ispatlamaktadır"


diyor.

Türkiye'nin Kerkük'e müdahale etmesine izin verilemeyeceğini savunan Barzani

"Eğer Türkiye müdahale ederse, biz de Diyarbakır'la ilgili ve Türkiye'deki diğer kentlerle ilgili işlere müdahale ederiz"

diyor.

"Türkiye'yi tehdit mi ediyorsunuz?"

sorusuna da

"Türkiye müdahale ederse neler olacağını söylüyorum"

cevabını veriyor.

Benzer lafları söyleyen Hakkâri Belediye Başkanı tutuklanıyor..

Barzani'ye ne yapılıyor?

Bu terbiyesiz adama haddini bildirecek otorite kimdir, nerededir?

Başbakan Karadeniz'de otoyol açıyor.

Ordu'da miting yapılıyor, FİSKOBİRLİK'in merkezi Giresun'da yapılmıyor.

Trabzon'da yapılmıyor, Rize'de karar kılınıyor.

Ama Barzani'ye ve Myers'e kimse bir şey demiyor.

Peki Büyükanıt 16 Mart'ta konu ile ilgili olarak ne diyor?

‘'Bugün ürettiğiniz çözümler yarınlara sorun olarak yansıyacaksa, bu büyük bir yanılgıdır. Bugün karşımızda bulunan birçok sorunun, geçmişin yanlış çözümleri olduğunu kabul etmemiz gerektiğine inanıyorum. 1991 yılında Irak'ta 36'ıncı paraleli çizip, ona destek vererek, Kuzey Irak'ta bugünü yarattığımız bir gerçektir. Kendi yaptığımız hataları da başkasına yükleme şansımız yoktur''

diye başlıyor;

Ve

‘'Ortadoğu bölgesi, özellikle güvenlik mülahazalarımız açısından büyük önem arz etmektedir. Ortadoğu'dan Türkiye'ye yönelik konvansiyonel askeri tehdit önemli ölçüde azalmasına rağmen, gelecekte bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyebilecek riskler halen varlığını sürdürmektedir. Orta ve uzun vadede Ortadoğu bölgesinin, yüksek seviyede siyasi, toplumsal ve dini gerilemelere, toplumlar ve devletler arasındaki çatışmalara sahne olmaya devam edeceği ve bugün Irak'ta yaşananların, dış müdahaleler ve mezhebe dayalı cepheler teşkil etmek gibi yanlış politikalar sonucu, bütün Ortadoğu'ya yayılma tehlikesiyle karşı karşıya gelinebileceğini düşünmekteyiz. Bu nedenle;

- Irak'ın siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığının korunması,

-Etnik ve mezhepsel tabana dayanan politikaların zararlı olacağı

-Doğal kaynakların ve gelirlerin, tüm Irak halkı tarafından adil şekilde paylaşılması,

- Güvenlik ve istikrarın Irak'ın bütününde en kısa sürede sağlanması, bölge ve dünya barışı bakımından hayati önem taşımaktadır. Ancak, bu hedefe ulaşmanın da zor olduğu gözükmektedir''

diye devam ediyor.

Büyükanıt Kerkük konusunda da açık, net ve anlaşılır konuşuyor.

'Barındırdığı doğal zenginlikler ve nüfus yapısı bakımından Irak'ın küçük bir modeli olması nedeniyle Kerkük'ün kaderi, Irak'ın kaderiyle doğrudan bağlantılıdır. Kerkük konusu, önümüzdeki dönemde sadece Irak'ı değil, tüm bölgeyi etkileyecek unsurları kapsamaktadır.

Kerkük'ün statüsünün çözüme kavuşması için azami seviyede diplomatik destek verilmeli, Kerkük, Irak'taki önceliklerden biri haline getirilmeli ve tüm Iraklı siyasi aktörler Kerkük konusunun uzlaşı ile çözümlenmesi gerektiği yönünde ikna edilmelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kerkük ile ilgili düşünceleri güvenlik boyutunda olup, Irak'ın bütünsel yapısı ve bu yapının bozulmasının Türkiye Cumhuriyeti'ne etkileri ile ilgilidir.

Birleşmiş Milletler'in, Kerkük konusundaki açıklamaları, Türkiye'nin görüşlerine paralellik arz etmektedir. Birleşmiş Milletler'in son zamanlardaki raporlarında da, Kürtlerin Kerkük'te yaptığı insan hakları ihlalleri dile getirilmektedir. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler'in Kerkük sorununda daha etkin rol oynayabileceğini düşünmekteyim''

diyor..

Kıbrıs dahil her konuda oldukça yuvarlak konuşmalarını duyduğumuz Hilmi Bey'in tavrından sonra Orgeneral Büyükanıt'ın net ve köşeli üslûbu berrak düşünmemizi sağlıyor.

Dahası, Myers'in söyledikleri ile Büyükanıt'ın sözlerini üst üste koyunca …

Umutlanmak istemiyoruz ama..

Hiç olmazsa ‘'fiiliyata'' geçme yönünde nefsimizin hoş rüyalar görmesini de engelleyemiyoruz..

Amerika ile Türkiye'nin milli çıkarları Irak'ta çatışmaktadır.

Bu açıktır..

Vaziyet Ralston ile, eşbaşkanlık ile, stratejik müttefiklik yaveleri ile geçiştirilemeyecek kadar önemli ve vahimdir.

Büyükanıt fotoğrafı çekmiştir.

İş adını koymaya kalmıştır.

Siyasi irade ise ne yazık ki tribünlere oynamaktadır..

‘'Bölgede büyük ağırlığı olan''; ‘'cazibe merkezi Türkiye'' ne yazık ki konunun dışında tutulmaktadır.

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, büyük bir keyifle İstanbul'da yapılması planlanan Irak'a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Konferansı'nın 3 ve 4 Mayıs'ta Mısır'ın Şarm El Şeyh kentinde yapılacağını açıklamıştır.

Zebari konu ile ilgili açıklamasında,

"Komşu ülkelerle BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin bakanlar düzeyindeki toplantısının Şarm El Şeyh'de yapılması konusunda anlaştık"

demiştir. İstanbul'da yapılması beklenen toplantının yerinin Mısır olarak belirlenmesi konusundaki bir soruya ise Zebari,

"Irak hükümeti, toplantının Mısır'da olmasını istedi"

cevabını vermiştir.

Barzani, Zebari ve bilmem kimleri duyuyor musunuz?

4000 yıllık Türk tarihi bu rezilliklere, bu zillete müstahak mıdır?

ABD'nin 2006 Yılı İnsan Hakları ve Demokrasiye Katkı Raporu'nda, Fener Rum Patrikhanesi "ekümenik" olarak nitelenerek, Heybeli Ada Ruhban Okulu'nun geri açılması ve patrikhanenin 'ekümenik' olarak tanınması istenmiştir.

Gayrimüslim ve Aleviler'in ibadetlerini açıkça yapamadığı savunulan raporda (AB raporlarına ne kadar benziyor!) Türkiye'de aralarında Protestan, Yehova Şahitleri ve Bahailik'in de bulunduğu bazı dini grupların yasaklandığı, inançların yaşanması ve dinsel ifade özgürlüğüne izin verilmesine ihtiyaç olduğu öne sürülmüştür.

Dışişleri Bakan Yardımcıları Paula Dobriansky ve Barry Lowenkron'un açıkladığı raporda, Türkiye'ye 3 sayfa ayrılmış, hükümete, devlete, Türk kimliğine ya da cumhuriyetin sembollerine hakaret edilmesinin suç olduğu dile getirilmiş, gayrimüslim ve Aleviler'in dinlerini açıkça yaşayamadığı, tecavüz ve kadına karşı şiddetin halen devam ettiği ve çocuk evliliklerinin sorun olarak ortada bulunduğu belirtilmiştir.

ABD'nin Türkiye'de polis ve yargı sistemi, dini özgürlükler, ifade özgürlüğü, hükümet etiği, insan kaçakçılığı ve evlerinden ayrılan çoğu Kürt olan vatandaşların geri dönmesi gibi konularda faaliyet yürüttüğü anlatılan raporda, başarı sağlanması için Türkiye'deki ABD'li yetkililerin hükümet ve sivil toplum ile biraraya geldiği, ABD büyükelçisinin kabine ve Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile ifade ve dini özgürlükler konusunda görüşmeler yaptığı ve bazı değişim programlarının uygulandığı belirtilmiştir.

CHP'nin bir süre önce hazırladığı ve Doğu ve Güneydoğumuzda Amerikan Elçilik-Konsolosluk görevlilerinin altımızı nasıl oyduğu, işbirlikçi STÖ'lerle nasıl devlet ve millet aleyhine çalıştığının anlatıldığı çalışmanın resmen kabulü değil midir bu rapor?

Rapora göre ABD, Heybeli Ada Ruhban Okulu'nun geri açılması için üst hükümet yetkililerini Ekümenik Patrikhane ile anlaşmaya varılması, patrikhanenin 'ekümenik' olarak kabul edilmesi ve Türk vatandaşı olmayan kişilerin de rahip olarak hizmet etmesine izin verilmesi konusunda telkinde bulunmaya devam etmektedir.

Yâni Barthalemoes'tan sonra yabancı uyruklu bir papaz, patrik olabilecektir.

Myers'in..

Barzani'nin..

Zebari'nin..

Ve Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcılarının söylediklerini alt alta koyun..

‘'Artı'' deyip bir çizgi çekin..

Çizginin altına da Büyükanıt'ın söylediklerini yazın..

Ne görüyorsunuz?

Planlama, karargâh çalışması tamam..

‘'Karar''ı ve ‘'emri'' kim verecek?

KKTC'nin BRT'sinde Türk askerine tecavüzcü denilmesinin üzerinde de fazla durmayın..

BAYRAK ismi değiştirilip de BRT haline getirilince zaten olacaklar belliydi.

Rumların ve Rumcuların hazırladığı bu belgeseli, Kıbrıs Türklerini mahkûm etmek için fazla kullanıp da Akepe'nin, AB'cilerin ekmeğine yağ sürmeyin.

1997'de o belgesele Türkiye'de ABDİ İPEKÇİ ödülünü siz vermediniz mi?

Bizi oyalamayın, ‘'cambaza bak'' diye uyutmayın..

Patrikhane Ekümenik oluyor, Patrik yabancı oluyor, Myers çuval bir daha olur ha diyor.

Barzani, ‘'Diyarbakır'ı karıştırırız, Kerkük'le uğraşmayın'' diyor.

Durum bu, Vazife ne?

Vazife üst makamdan emirle mi verilecek, durumdan mı çıkarılacak?

Ve hangisini, kim yapacak?

9 Nisan 2007

“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY'IN NEFERİYİZ.”

 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007