Siyaset4 Nisan 2007 00:00

Mesir Çuvalları - Hüseyin Mümtaz

İngiliz, kendinden üstün kuvvete teslim oluyormuş. Amerikalı tek kural olarak kendini savunmayı-zorunlu olarak emrediyormuş.. Peki Türk askerine teslim olma, teslim olup kendi başına ve bütün milletine çuval geçirttirme ve bunu yapan düşman kuvvetin komutanı tarafından alnından öpülerek taltif edilmeyle övünme geleneğini kim öğretti? micardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

Mesir Çuvalları

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  04.04.2007
   

Bay Karabay Süleymaniye çuvalları ile ilgili olarak bir süre önce Melih Meriç'e canlı yayında Baskından sonra ABD ile yapılan müzakerelere başkanlık eden Korg. Silwester'in, Türk TİM komutanı Binbaşı ile bir araya geldiğini söyleyerek, TİM komutanının Silwester'a şunları söylediğini anlatıyordu:

‘'Ateş emri verseydim 60-70 ABD askeri ölürdü. İki ülke arasında öyle bir yara açılırdı ki; bu asla kapanmazdı. İkincisi; böyle bir kalleşlik yapabileceklerini hiç düşünmedim. (Gözaltına alınmalarından sonra gördükleri muamele ile ilgili olarak da) Siz askerlerinizi hiç iyi eğitmemişsiniz. Barbarlığı askerlik zannediyorlar''

Karabay ayrıca, Sylvester'in bu konuşmanın ilk bölümü tamamlandığında, Tim Komutanı'na, ‘'Sen bir kahramansın'' diyerek alnından öptüğünü de belirtiyor.

Bahse konu tarih, 4 Temmuz 2003'tür..

Devran döner, takvimler Nisan 2007'yi gösterir.

Basra Körfezi'nde İranlılar, karasularını ihlal eden 15 İngiliz askerini esir alırlar.

İngiliz The Independent gazetesine konuşan Amerikan USS Underwood fırkateyninin komutanlarından Erik Horner, İngiliz askerlerinin İran tarafından esir alınması hakkında başka şeyler söyler..

İranlılara kesinlikle ateş açma emri vereceğini belirten Horner,

"Amerikan Donanmasının tek kuralı, sadece kendini savunma hakkını tanımakla kalmaz, buna zorunlu olunduğunu da belirtir. Bana göre, İngiliz askerlerinin kesinlikle kendilerini savunma hakkı vardır. Bizim tepkimiz, niye askerlerinizin kendilerini savunmadığı konusunda oldu"

der.

Hâlbuki konuya ilişkin olarak daha önce açıklamada bulunan bir İngiliz askeri yetkilisi ise İngiliz askerlerinin, kendilerinden çok daha üstün durumda bulunan ve sayıca daha kalabalık olan bir güçle karşı karşıya kaldıklarını belirterek esir alınan İngiliz askerlerinin ‘'gerektiği gibi'' davrandıklarını söylemişti.

Demek ki ‘'gerektiği gibi'' davranmak; zamana-şartlara ve ülke silahlı kuvvetlerinin bağlı bulunduğu geleneklere göre değişmektedir.

İngiliz, kendinden üstün kuvvete teslim oluyormuş.

Amerikalı tek kural olarak kendini savunmayı-zorunlu olarak emrediyormuş..

Peki Türk askerine teslim olma, teslim olup kendi başına ve bütün milletine çuval geçirttirme ve bunu yapan düşman kuvvetin komutanı tarafından alnından öpülerek taltif edilmeyle övünme geleneğini kim öğretti?

Nereden çıktı bu saçmalık?

Bu arada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt 16 Mart 2007 tarihinde Harp Akademileri'nde bir konuşma yaptı.

Çeşitli bölümlerinin; ulema, çarıklı erkânı harpler, Brüksel lâhanaları, cümle bölücüler ve Sorosçu çocukları tarafından hâlâ ayrıntılı bir şekilde incelendiğine inandığımız konuşmanın bir yerinde Büyükanıt dedi ki;

‘'PKK terörü, Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerden farklı değerlendirilmemesi gereken, etkileşim içindeki bir olaydır. Zira, terör örgütü oradan beslenmekte, zamanı gelince kullanılır ümidiyle el altında bulundurulmaktadır. Bu teröristler arasında TBMM ile irtibatı hâlâ devam edenlerin bulunmasının yüce Meclis'in itibar ve saygınlığı ile katiyen bağdaşmadığını bu vesileyle huzurlarınıza getirmek istiyorum''.

Cümlenin ve cümledeki hükmün ağırlığı; hürriyet ve istiklâle âşık, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün yanında olan duyarlı okuyucunun dikkatlerine marûzdur.

Bu konuşmadan bir hafta sonra, Mart'ın 23'ünde komutanlar, rutin protokol görüşmelerinin ikinci ayağı olarak Meclis Başkanı'nı ziyaret ettiler.

TBMM Başkanlığının konu ile ilgili olarak yaptığı yazılı açıklama şöyle:

"TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sayın İlker Başbuğ, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sayın Işık Koşaner'i kabul etti.

Kuvvet komutanlarını, Başkanlık makamı girişinde TBMM Genel Sekreteri Rauf Bozkurt ve TBMM Başkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Baytekin karşıladı.

TBMM Başkanının, daha önce yeni atanmaları nedeniyle yaptıkları ziyarete karşılık iadei ziyaret kapsamında yapılan görüşme, saat 14. 25'de başladı.

Güvenlik, bölgesel gelişmeler ve Meclis çalışmaları hakkında karşılıklı görüş alışverişlerinin yapıldığı ziyaret, saat 14. 50'de tamamlandı.

TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç, kuvvet komutanlarımızın iade-i ziyaretinin yararlı, olumlu ve samimi bir ortamda geçtiğini; gösterilen nezaketten TBMM olarak memnun kaldıklarını ifade etti. "

Arınç ve komutanların görüşmesi sıcak bir ortamda geçti. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Arınç'a, “Yıldırım Akbulut zamanında ben, burada Muhafız Alayı Komutanlığı yaptım” dedi. Arınç'ın da, “Geçen hafta Roma'daydım, malum toplantılar var; o yüzden bu haftaya görüşme kaldı”

dediği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Meclis Başkanı, komutanlara Dolmabahçe'yi tanıtan CD ve kitabın yanı sıra mesir macunu hediye etti. Toplantıda Arınç konuklara çay ve Türk kahvesi ikram etti.

Büyükanıt'ın basına kapalı konuşması 29 Mart'ta basına yansıdı.

Arınç'a gazeteciler, ‘'parlamenter demokrasi'' gereği bulunduğu Portekiz'de konu ile ilgili düşüncelerini sordular.

El cevap;

‘'Bazı gazetelerde öyle bir konuşma yaptığı iddia ediliyor. Birinci ağızdan bu konuşmanın sahibi tarafından açıklanmadıkça bu konuyla ilgili bir şey söylemek spekülasyon olur. Biz kendileriyle 19 Mart tarihinde (!!??) bir görüşme yapmıştık. O görüşmede kesinlikle böyle bir şey söz konusu edilmedi. Bir gazetenin bunu başlığa çıkarmış olduğunu gördüm, fevkalade üzüldüm, çünkü TBMM ile bir terör örgütü arasında irtibat olduğunu düşünmek bile çok acı bir olaydır.
Böyle bir şey varsa gerekli olan her şey yapılır, ancak sahibi tarafından doğrulanmadıkça ve açıklanmadıkça bu konuşma üzerinde bir şey söylemek mümkün değil".

2 Nisan Pazartesi günü Genelkurmay'ın resmi sitesinde cevaben şu açıklama yer aldı:

"Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 16 Mart 2007 tarihinde Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada 'bazı teröristlerin halen TBMM ile irtibatlarının devam ettiği'ne ilişkin ifadesi bir kısım çevrelerde yanlış yorumlara neden olmuştur. Yukarıdaki ifadenin geçtiği cümle, halen eski milletvekili sıfatı ile Türkiye Cumhuriyeti'nden maaş alan ve faaliyetlerini yurtdışından yürüten teröristler için kullanılmış olup, metnin dipnotunda bu husus açıkça ifade edilmiştir."

Genelkurmay ilk defa bir açıklama yapıyordu.

Genelkurmay, ilk defa bin kere tartıldıktan sonra kamuoyuna açıklanmış bir konuya, hem de dip notta belirtildiği halde, bir açıklık getirme ihtiyacını hissediyordu.

Akif Beki usulü mü benimseniyordu?

Yine de bu açıklamanın, bazı çevrelerin fevkalâde işkillendiklerini açığa çıkardığı için yararlı olduğunu düşünüyoruz.

Fakat şimdi Genelkurmay bir dipnot daha borçludur kamuoyuna..

Anladık, halen TBMM ile teröristlerin halihazırda bir irtibatı yoktur ama;

Talabani'ciler..

Barzaniciler..

Öcalan'a sempati besleyenler yer almakta mıdır?

İlk teskereden bu yana, teskerenin çıkmasını asıl engelleyenlerin; ‘'müşterek müşekkel grup başkanvekili'' etrafında yer alan, onun direktifleri ile hareket eden bir takım milletvekilleri olduğu dedikodusu dolaşmaktadır da, doğruluk oranı nedir bu tevatürlerin?

Üniter devlet karşıtları..

Lozan karşıtları..

Anayasa karşıtları..

Milli yarar karşıtları da yok mudur?

Çünkü görev süresi iki ay içinde bitecek olan Cumhurbaşkanı, Azınlık Vakıfları ve Cargill Yasalarını veto gerekçelerinde yukarıdaki saptamalara yer vermişti.

Genelkurmay'ın bu konudaki düşüncelerini de öğrenmek bizi ve kamuoyunu hayli mutlu edecektir.

04.04.07



“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY'IN NEFERİYİZ.”









www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007