Hukuk Devleti demokrasinin kayıtsız şartsız ön koşuludur ama, ulusal ve toplumsal değerleri ayakta tutmak ve bütünlüğü sağlamak için yeterli tek koşul da değildir.
Bireysel, kurumsal ve toplumsal olarak hak ve adaletin özümsenmediği ve benimsenmediği yani iliklerimize kadar işlemediği bir durumda sadece hukuki yeterlilik açısından bile demokrasinin sağlıklı işlediğinden bahsetmek mümkün değildir.
Demokrasiyi yaşayan bir toplumun, ilkesel boyutta hukuku esas alan bir yaklaşımı benimserken, ülküsel boyuttada demokratik sınırlar ölçüsünde tepki hakkını kullanan, sesini çıkaran, tavır koyan bir toplum olarak ortaya çıkması, demokrasinin kökleşmesi ve yaşaması için bir zorunluluktur. Bu sorumlu yaklaşım, millet ve devlet olmanın da en önemli erdemidir.
Ülküsel hassasiyetlere yönelik bir saldırı veya dengesizlik karşısında, siz sadece idarenin veya hukukun yapması gerekenlerle yetiniyor ve toplumsal bir tepki ortaya koyamıyorsanız, orada sadece kamusal bir demokrasiden söz edebilirsiniz.
Toplumsal boyutu olmayan bu tür demokrasinin geleceği tehlikede olduğu gibi, bu demokrasinin yeşerip büyümesi adına da üzerinize düşeni yapmıyorsunuz demektir. Demokratik bir davranış gibi gösterilmeye çalışılan suskunluk bozulmadıkça, demokratik bir haykırış ve tepki ortaya çıkmadıkça, ülkenizi ve demokratik yaşamınızı tahribe yönelenler de, demokrasinin fırsatlarını tek taraflı kullanarak her geçen gün biraz daha cesaretlenecek ve hedeflerine ulaşacaklardır.
Ülkemizde atılımcı, girişimci ve demokrasiye saygılı bir neslin yetiştiği ve göreve hazır olduğu bir ortamda; demokrasiyi istismar ederek sesini yükselten ve istediğini yapan militan bir azınlık ( soyguncu, cemaatçi, bölücü ) karşısında, en azından demokrasiyi koruma adına sessiz çoğunluğun da kendi söylemini ve duruşunu açıkça ifade etme zamanı gelmiştir ve bu konudaki gecikme her geçen gün ülke ve demokrasi aleyhine işlemektedir.
Bu ülkede, musluklardan akan her zenginliği yandaşlarının kovasına akıtanların,
ülkenin geleceğini sömürgeci güçlerle işbirliğinde görenlerin,
cemaatçi yaklaşımı ülkeye hakim kılmak isteyenlerin,
terörist başı ile Talabani ve Barzani'yi liderleri olarak kabul edenlerin
ve
terörist başına sayın sıfatını yakıştıranların;
hukuk karşısında verecekleri hesabın yanı sıra,
toplumsal açıdan da demokratik bir tepkiyi fazlasıyla hak ettikleri açıkça ortadadır. |