Siyaset28 Mart 2005 00:00

Türk Bayrağı sadece Mersin''de mi çiğnendi? - Arslan Bulut

Mersin'deki DEHAP gösterisinde Türk bayrağının çiğnenmesi üzerine vatan sathında ortaya çıkan tepki büyük bir enerjiye dönüşmüş durumdadır.Tıpkı depremler öncesinde olduğu gibi toplumun derinliklerinde büyük bir stres birikmiştir.Bu stresin akıllıca yönlendirilmesi halinde Türkiye kazanır, kontrolsüz bir fay kırılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağını ise kimse şimdiden kestiremez. cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

DEHAP''lıların "Türk bayrağı bizim de bayrağımızdır" demesi, belki tansiyonu biraz düşürmüştür ama özellikle Diyarbakır''daki gösterilerde tek bir Türk bayrağı bulunmaması, bunun yerine, artık "konfederasyon"dan bahseden Abdullah Öcalan''ın posterleri ve PKK paçavralarının taşınması kimsenin gözünden kaçmış değildir. Diğer taraftan, bütün ülkede bayrak mitingleri yapılırken Erzurum''un, Erzurum Kongresi''nde olduğu gibi başı çekmesi, Doğu ve Güneydoğu illerimizin neredeyse tümünde ay yıldızlı yürüyüşler düzenlenmesi de bir Türk- Kürt çatışması şeklinde fay kırılması bekleyenlerin hevesini kursağında bırakmıştır. .

Aslında, hemen herkesin bayrak çekmesi, bir anlamda referandum gibi bir sonuç ortaya çıkarmıştır.

Herkes, Türkiye''nin gerçek gücünü, Türk halkının şakası olmadığını, Türk egemenliği aleyhinde bir kalkışmanın ağır bir şekilde cezalandırılacağını görmüştür.

Fakat yine de kışkırtmalar bitmeyecektir. Dolayısıyla, Türk halkının bayrak olayında gösterdiği duyarlılığı ebediyen devam ettirmesi gerekmektedir.

Çünkü, Batılı güçler Türk Milleti''ne bu topraklarda yaşama hakkını çok görmektedir! .

Benim asıl üzerinde durmak istediğim husus başka! Bayrak bağımsızlık sembolüdür! Fakat bağımsızlık, sadece bayrağa sahip çıkmakla korunamaz! Dil bayraktır, hukuk bayraktır, ekonomi bayraktır, kültür bayraktır, ordu bayraktır, medya bayraktır ve şehit kanları ile vatan olmuş Türkiye toprakları bu bayrakların dalgalandığı yerdir. Bir esnaf, bir işadamı iş yerine veya ürününe İngilizce isim koyuyorsa, tıpkı Mersin''deki zavallılar gibi Türk bayrağını yere atıp çiğniyor demektir! Türk hukuku, uzun zamandan beri, IMF, Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve ABD''nin dayatmaları ile değiştiriliyorsa, yasama ve yürütme görevini yapanlar, Türk bayrağını çiğniyor demektir.

Tahkim yasasından başlamak üzere, IMF yasaları, AB''ye uyum yasaları ve vatan topraklarının satışına imkan veren yasalar bu çerçevededir. Kaldı ki AB''ye giriş demek Türk bayrağının üzerinde 12 yıldızlı bayrağı ve Türk İstiklal Marşı''nın üzerinde, Hz.

İsa''yı Tanrı olarak gösteren AB marşını kabul etmek demektir.

Hem Avrupa Birliği''ne taraftar olup, hem Türk bayrağını, yani Türk egemenliğini ve bağımsızlığını korumak mümkün değildir! Sinema ve müzik sektörleri yoluyla ve medya üzerinden Türk aile yapısının ve Türk ahlakının yok edilmek istenmesine seyirci kalmak da Türk bayrağını çiğnemek demektir.

Hele hele medyadaki soysuzlaştırma programlarına oğlunu-kızını göndermek veya bizzat katılmak, bütün bu olan bitenleri röntgenci güdüsüyle seyretmek de Türk bayrağını çiğnemek demektir.

Yabancılara televizyon kanalı satma yasası da Türk bayrağını çiğnemek demektir.


Son 10 yıllık dönemde, Türkiye''yi bir uyuşturucu bağımlısı gibi borca bağımlı hale getiren ve Türk halkının sırtından 1 trilyon dolara yakın iç ve dış borç ödeyen siyasi partilere oy vermek de Türk bayrağını çiğnemek demektir! Halkın büyük bir bölümü açlık sınırında yaşarken son 10 yılda kişi başına 13.9 milyon dolar borç ödenmiş olmasındaki akıl ve mantık dışı durumu kavrayamamak ve hala aynı politikalara devam etmek de Türk bayrağını çiğnemek demektir! Çünkü, David C. Korten tarafından yazılmış "When Corporations Rules the World" adlı kitapta belirtildiği gibi borçlu ülkelerin büyük çoğunluğu var olan dış borçlarını yeni dış krediler alarak ödemektedir.

Daha fazla borç aldıkça, dışarıya bağımlılık daha da artmaktadır ve bütün çabalar ekonomik gelişmenin nasıl sağlanacağı konusunda harcanacağı yerde, nasıl daha fazla borç alınabileceğine yöneltilmektedir.

Belli bir süre sonra, durum uyuşturucu bağımlılığı gibi olmaktadır." Yine Atatürk zamanında uçak fabrikası olan Türkiye''yi, ABD silahlarına ve ABD ordu nizamnamelerine mahkum etmek de Türk bayrağını çiğnemek demektir!

Türk halkı, bayrağın çiğnenmesi konusunda gösterdiği duyarlı tavrı, dilde, hukukta, ekonomide, kültürde, askeri alanda ve özellikle medya üzerinde de ortaya koyduğu zaman, her alanda bir düzelme, bir iyileşme başlayacaktır. Bayrağa sahip çıkalım, ama sadece bezine değil!