Son zamanlarda gerek Uluslar arası piyasalarda Ülkemizle ilgili ,gerekse Ülkemizde en yaygın konuşulan konu; Türkiye Halk Bankası A.Ş deki hazine paylarını özelleştirilmesi konusudur.
Haziran/1982 den bu yana; bizzat çalıştığım bu Bankanın özelleştirilmesiyle, Devletin basma fabrikasının özelleştirilmesi ile aynı değerlendirilmesi ve yabancılara
satılacağı ağırlıklı olan bankanın; yabancıların satın aldığı diğer bankalarla birlikte değerlendirilmesi gündemdedir.
Özellikle uygulanan ekonomik programın şakşakçısı az bilip çok konuşan ve maalesef akademik kariyeri de olan bazı yazarcıklar; Halkbank'ın satılmasının/ yabancılaştırılmasının, kendilerince önemini anlatmakta hatta bunun için yırtınmaktadırlar.
Halkbankın satılması/yabancılaştırılası, Türkiye için yaşamsal
önem arz etmektedir. Ama bu önem bu şakşakcıların dediği gibi değil;
ÜLKEMİZİN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI BÜTÜNÜYLE BİTİRECEĞİNDEN
KAYNAKLANMAKTADIR.
En son Özelleştirme İdaresinin tebliği ile, bankadaki hazine payının
“% 25 ine kadarı” halka açılacak kararı alınmış olup, kalan % 74.99 u da “blok”
satılacaktır. Medyanın da desteği ile tamamı halka açılacağı gibi bir imajda vermektedirler. Ülkemizdeki sermaye birikimine bakarsak bu blok satışın bir yabancı gruba yapılacağı açıktır.
"Hatta Banka birilerine söz verildi" şeklindeki iddialara da yetkililerden bu güne kadar herhangi bir yalanlama da gelmemiştir.
Yaşadığımız günlerde Türkiye ekonomisinin temel sorununun, KOBI lerinin güçlü olmamasıdır.
Çünkü yine bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; Ülkemiz ekonomik sorunlarının temeli KOBI lerin sorunlarıdır. KOBI lerin yapısal bazı sorunlarının yanında; en önemli sorunları, kredi/finans sorunudur.
Kredi/finans sorunu; Bir bankaya gidip kredi almanın çok ötesinde; alınacak kredinin üretim-istihdam ve ihracatı özendirmesi gerekmektedir. Özendirmenin de ötesinde; kredi veren banka; KOBI leri verilen krediyi verimli şekilde kullanmak; kredinin sonucunda Ülke ekonomisine; üretim, ihracat, istihdam ve vergi kazandırmasını sağlamalıdır
ve bütün Dünya Ülkelerinde; KOBI lerin ekonomik, toplumsal ve sosyal
yaşamındaki önemli rolü düşünülerek, KOBI lerine Ülke içerisinde ve Ülke
dışarısında önemli devlet desteği verilmektedir.
Çünkü; bu destek, üretim – istihdam ve ihracat olarak destek veren Ülkeye geri dönmektedir. Türkiye de ise, KOBI lere kredi/finansman açısından – yetersiz olsa da – destek ve yönlendirme;Türkiye Halk Bankası A.Ş tarafından 1938 yılından bu yana
verilmektedir.
Türkiye de yapılması gereken; kendine özgü koşullarına uygun bir
sanayileşme-üretim ve ihracat politikası oluşturacağı yerde; KOBI lerini
desteklemek için, bilgi birikimi ve deneyimi olan tek bankayı
yabancılaştırmak, KOBI lerimizi daha ciddi sorunlarla baş başa bırakacaktır.
Öte yandan özelleştirmenin mantığındaki hükümet gerekçesi;
“ kamu bankaları, Türk bankacılık sisteminin yaklaşık % 40 nı teşkil
etmektedir. Bu nedenle adı geçen bankaların performansları sistem üzerinde
etkili olmakta”
denilerek yeniden yapılanma ve özelleştirmeye gerekçe
bulunmuştur.
Halbankın yabancılara satılması ile, Türk bankacılık sisteminin yaklaşık % 40 Yabancıların eline geçecektir. Bu açıkça Kamunun, yabancılara tercihidir.
“Blok Satış” işlemi ise; Ülkemizde uygulamaya konulan, özelleştirmenin topluma anlatılan ilkeleri ile ters düşmektedir.
Çünkü, toplumumuza özelleştirme; sermayenin tabana yayılması, hantal tesislerin
aktivite kazanması, teknolojik yenilik getirilmesi; verimlilik sağlanarak kâr elde edilmesi ve Devletin vergi geliri elde etmesi ve yeni istihdam alanları açması olarak anlatılmıştır.
Yapılan özelleştirme uygulamalarından, bu hususların gerçekleşmediği görülmüştür.
Türkiye Halk Bankası A.Ş özelinde durum değerlendirildiğinde ise; özelleştirmeden
beklenen hiçbir hususun gerçekleşemeyeceği açıktır.
Halen sermayesinin % 99 u Hazineye ait olan bu Bankanın, hisse senetlerinin “blok satış” usûlü ile satılması esasında, değeri 10 milyar doları aşması gereken/beklenen bu
satışta, Sermaye tabana yayılmayacaktır.
Aksine Banka ulusal veya yabancı bir sermaye grubunun eline geçecektir. ( gazetelerde bu konuda pek çok isim verilmektedir.)
Bankanın yayınladığı bilançolardan hantal olmadığı ve bu günden daha fazla kârlı olmasının ise zor olacağı görülmektedir.
Aslında bu konuda eğer, özelleştirmeye karar veren otorite, gerekli kârı yapamadığını
iddia ediyorsa, kendi emrinde bulunan, Banka yönetimine bunun nedenini sorması ve gerekli önlemleri alması yasal görevleridir de.
Bankanın halen bankacılıkta kullanılan en son teknolojiyle hizmet verdiği de açıktır.Bu
nedenle olası bir özelleştirme; teknoloji de getirmeyecektir.
Bankanın son 4 yılda şubeleri kapatılmış; KOBI finansmanında uzmanlaşmış personelinin çoğu ise; deneyim ve bilgi birikimlerinin olmadığı alanlarda çalışmaya zorlanmıştır. Bu olgulardan da, olası bir özelleştirmenin; Yeni istihdam yaratamayacağı aksine yeni işsizler yaratacağı da açıktır.
Burada dikkati çeken bir başka önemli konu daha vardır.
Son yıllarda, Ülkemizde banka satın alan, Yabancı banka ve finans kuruluşları,
ait olduğu Ülkeler ve Bütün Dünyada “Proje Finansmanı” ile uğraşırken,
Ülkemizde perakende pazarı hedeflemekte ve bu pazarda faaliyet
göstermektedirler.
Perakende pazarın en belirgin ve yaygın ürünü olan; kredi
kartı uygulamasında Ülkemizin yakın geçmişte yaşadığı trajedi ise hala
belleklerimizde tazedir.
Ayrıca; Türkiye Halk Bankası A.Ş nin özelleşmesi/yabancılara satılması; Diğer bazı bankaların satılması gibi değerlendirilemez; Bu satış yapıldığında; bankacılığımızın kontrolü yabancıların eline geçeceği gibi; Bankanın yapısından kaynaklanılan, aşağıdaki hususlar da ortaya çıkacaktır.
a) Anayasanın amir hükmü gereği, KOBI lere verilen kredi/finans desteği
uygulanamaz hale gelecektir. Bu konuda sığınılan, halen TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonunda olan bir yasa tasarısıdır. Bu tasarı yasalaşsa bile, gerek
satılmış bir Halkbank'ın gerekse diğer bankaların, KOBI kredi/finansmanında
etkin ve sonuç alıcı işlem yapamayacakları, en son yasalaşan; KOBI lerin
mevcut borçlarını tekrar yapılandırmayı esas alan ve “Anadolu Yaklaşımı”
adı verilen uygulamada; Bankaların katılımının gönüllüğe bağlanmasından
açıkça anlaşılmaktadır.
Ülkemizdeki perakende pazarının dünya bankacılığının iştahını kabarttığı bir dönemde; iştahını kabarttığı bir dönemde; Özel girişimin/ özelliklede yabancı sermayenin; kârı az ve riski daha fazla olan (destekli) KOBI finansmanına
gireceğini düşünmek de, akılcı değildir.
Uluslara arası rekabet karşısında finans/kredi desteği verilmeyen KOBI
lerimizin ise; daha da zora düşeceği; bunun sonucu da ekonomik ve sosyal
sorunların ortaya çıkacağı tartışmasızdır.
b) Türkiye Halk Bankası, yetersizde olsa, Bugüne kadar yüklendiği
görevler nedeniyle;
- Ülkemiz KOBI'lerinin finansal, ticari tüm bilgilerine sahiptir.
Bankanın özelleşmesi durumunda bu bilgiler, yabancıların eline geçecektir.
- Yetersiz de olsa, halen KOBI lerin önemli kısmı; Halkbank
kredileri ile faaliyetlerine devam etmektedir; Türkiye KOBI lerinin,
dolayısıyla Türkiye'nin üretim ve istihdamı ve ihracatı yabancıların
kararına bağlanacaktır.
- On binlerce KOBI nin; aldığı krediler nedeniyle;
fabrikaları-makineleri, işyerleri, konutları; Türkiye Halk Bankası A.Ş ne
ipoteklidir. Olası bir krizde; KOBI ve sahiplerinin mülkiyet hakkı da,
yabancının kararına bağlı olacaktır.
Yine bilindiği gibi; yeniden yapılanma/özelleştirme gerekçesiyle bankanın
binlerce çalışanı mağdur edilmiş, ilgisi ve bilgisi olmayan yerlerde çalışmaya
zorlanmışlardır.
İşte bu nedenlerle; Halk bankın özelleştirilmesinin iptali için Danıştay'ta dava açmış bulunmaktayım.
|