Siyaset18 Mart 2007 00:00

Güçlülerin Yaşamı Garantide, Ya Vatandaş? - Ali İhsan Gürcihan

Siz sayın büyüklerimiz, emeklileriniz dahil neden çoluk çocuk yüzlerce güvenlik görevlisi tarafından korunuyor ve güvenlikli bölgelerde oturuyorsunuz? Zengin ve varlıklı vatandaşlarımız neden özel koruma tedbirleri alıyor, güvenlik duvarları ve çemberlerinin içerisinde yaşıyorsunuz? cialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Güçlülerin Yaşamı Garantide, Ya Vatandaş?

Ali İhsan Gürcihan
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  19.03.2007
   

Öncelikle kendisinin ve yandaşlarının çıkarını düşünen bazı siyasi yöneticiler ile beceriksiz ve duyarsız bazı bürokrat yöneticiler yüzünden, abartılı bir yaklaşım olacak ama başta İSTANBUL olmak üzere Ülkemiz nerede ise IRAK’a benzemek üzeredir. Gün geçmiyor ki bir vahşet, bir cinayet, bir skandal, bir yolsuzluk olmasın.

İşte ölüm ve yaralanma ile biten son birkaç örnek;

  1. Cemaatçi işbirlikçilerin kanalizasyonlarında can veren evlatlarımız,
  2. Far yakıp yol istiyor diye, bıçakla kovalanıp, denize atılan ve boğulan iki gencimiz,
  3. İstanbul’un göbeğinde oto galerisine baskın yapıp ve silahlı çatışmaya giren insanlarımız,
  4. Yine İSTANBUL’da bankalara, araçlara molotof kokteyllerle saldıran teröristlerimiz,
  5. POLATLI’da bölgelerinde başlayan bir inşaatı silahlarla basıp çalışmaları durdurmak isteyen köylülerimiz.

 

Artık bir sorunu olduğunu iddia eden ve yönetimlere güveni kalmamış herkes kendi kararını verip kendi çözümünü zorlama hatta cezalandırma yolunu seçmeye başladı. Suç işlemek için gerekçe olmamakla birlikte bu noktaya gelişimizin sebepleri nedir diye düşündüğümüzde;

  1. Konuların özüne inmeden ve vatandaşları dikkate almadan ben yaptım oldu diyen yöneticiler,
  2. Başta İSTANBUL olmak üzere yerel yönetimlerin aldığı kararlarla vatandaşı mağdur eden haksız uygulamalar,
  3. Mağduriyete uğradığımız anda hakkımızı arayacak idari ve hukuki sistemlerin yetersizliği,
  4. Siyasi ve maddi açıdan güçlü olanlar için işe girmek dahil her türlü kapılar rahatlıkla açılırken, sıradan vatandaşların önündeki kapıların bir türlü açılmayışı,
  5. Başta İSTANBUL’da olmak üzere yerel idare,siyaset ve cemaat ile işbirliği içinde olan bazı kesimler her türlü işlerini kolaylıkla yürütürken, bu çarkın dışında kalan birçok insanımızın yaşam mücadelesinde içine düştüğü çaresizlik,
  6. Toplumun hassasiyetle takip ettiği bazı suçlara zamanında ve tatmin edici bir ceza uygulanamayışı gibi daha da çoğaltılabilecek birçok sebep bizleri toplum olarak bugünkü hiddet ve şiddet noktasına getirmiştir.

Böyle bir tablonun ve kanaatin oluştuğu bir ortamda ise maalesef güvenlikten, huzurdan, hak ve adaletten bahsedilmesi de mümkün değildir. Eğer birileri güven ve huzur ortamı var, hak ve adalet içinde davranıyoruz diyorsa biz de soruyoruz; madem güven ortamı ve eşitlik var;

  1. Siz sayın büyüklerimiz, emeklileriniz dahil neden çoluk çocuk yüzlerce güvenlik görevlisi tarafından korunuyor ve güvenlikli bölgelerde oturuyorsunuz?

  2. Zengin ve varlıklı vatandaşlarımız neden özel koruma tedbirleri alıyor, güvenlik duvarları ve çemberlerinin içerisinde yaşıyorsunuz?

  3. Özellikle siz siyasilerimiz, neden bir çok gencimiz KPDS sonuçlarına göre işe girmeyi beklerken, çocuklarınızı, yeğenlerinizi, yandaşlarınızı geçici statü numarası ile işe alıyorsunuz?

Sormaya gerek yok mafya babaları, eşkıyalar, kabadayıların da zaten kendini koruyacak hatta yeri geldiğinde de hesap soracak kadar güçlü ve gizli bir dünyaları olduğunu çocukluğumuzdan beri biliyoruz.

Ne kaldı geriye, sade vatandaşlar. O da fazla sorun değil. Çünkü başlarına ne gelirse gelsin, onların sesini çıkaracak ve duyuracak güçleri yok. Yanlışları görmesini ve duymasını, bir şeyler sormasını, hele bir şeyler araştırmasını da önleyerek birlik ve beraberliğimizi sağladığımızı, böylece güven ve huzuru tesis ettiğimizi kabul ederiz, olur biter

Ancak bu görmezlik ve samimiyetsiz yaklaşım, karşılıklı güven ve huzur açısından ülkenin geleceğini her geçen gün biraz daha karanlığa götüren ve en başta kendimizi aldatan, ihanet dolu bir yaklaşımdır.

Toplumsal ve psikolojik etkenleri bir kenara koyup, adalet ve fırsat eşitliği gibi temel ilkeleri çiğnedikçe, olaylara sadece polisiye güvenlik açısından baktıkça, başta siyasi yetkililer olmak üzere devleti yönetenler kendi şahsi çıkar ve güvenliklerine öncelik verdikçe; cemaatçi soyguncu ve soysuzların, cumhuriyetçi geçinen asalak ve hırsızların, vicdansız canilerin ve fırsatçı eşkıyaların önüne geçmek ve vatandaşlarımızı toplumsal anlamda gerçek güven ve huzur ortamına kavuşturmak mümkün olmayacaktır.

 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007