Tarihsel nedenler ve demokratik hareketin hataları sonucu Türkiye’de siyasal bir sol mücadele geleneği ve kültürü yeterli ölçüde oluşmamıştır.
O nedenle Türkiye’deki siyasal sol yelpazenin ağırlık merkezi de dünya konjektürüne göre daha sağda olmuştur.
Yeryüzündeki belki de en korkak ve kıyıcı emperyalist işbirlikçi burjuvazinin ülkesinde böyle olmaktadır yapılanlar. Ülkemizde siyasal ortam çoğunlukla sağın hegomanyası altındadır.
Kimisi İslami motiflere ya da dindarlığa, kimisi faşist milliyetçiliğe, kimisi muhafazakârlığa, kimisi de liberalizme vurgu yapmakta ve bunlara sarılıp devrimci halk iktidarının ideolojik temelini oluşturan Kemalizm’e saldırmaktadır.
Bu şartlar altında halkın devrimci geleneğini yaratmak için mücadeleci, öncü kadroların çok ter akıtması gerekiyor. Türk halkının tarihsel çıkarları açısından solun tek merkezi halkın iktidarı olan Kemalizm,Cumhuriyet ve kazanımlarıdır. İnsanlığın tüm büyük sorunlarının çözümü de buradadır.
Dünyayı anlamak ve değiştirmek isteyenlerin, tutarlı bir sol arayışı içinde olanların gitmesi gereken yer de burasıdır.Yani Tam bağımsızlıkçı Ulusalcı duruştur.
Günümüze geldiğimizde ise solun içinin boşaltılarak ezildiği ,Amerikan ve AKP’ye yaslanan burjuva bar devrimcilerinin sorosla kadehler tokuşturduğu ve Amerikan emperyalizminin güdümündeki sağcı siyasetin içini boşaltığı sarosun çocukları olan solu da yedeğine alarak Türkiye’yi yeniden bir Bağımsızlık Savaşı verme noktasına getirdiği bir karanlık tabloyla karşı karşıya kalmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kutsal emanetini taşıyan gerçek devrimci demokratik ulusalcı gençlik, “Cumhuriyet bize emanet” diyerek yıllar sonra Ulusalcı demokratik çizgisiyle ile tekrar Türk halkını hem emperyalizme karşı hem de emperyalizmin yerli işbirlikçilerine karşı vatan savunmasına çağırmaktadır.
Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler dönemi bu nedenle yeni bir durum değerlendirmesini ve vicdan muhasebesini gerekli kılmaktadır.
Sol iddiasında olan herkes Atatürk olmadan, Ulusalcı olmadan, Tam bağımsızlıkçı olmadan solcu olmanın mümkün olmadığını anlamak zorundadır.
Siyasal kavramlar olarak sağ ve sol kavramları, başka birçok modern siyasal kavram gibi Fransız Devriminden doğmuştur. Devrim meclisinde eski düzenin, yani krallığın, aristokrasinin ve ruhban sınıfın çıkarlarını savunanlar mecliste başkanın sağında kalan sıralarda, bunlara karşı çıkanlar ise soldaki sıralarda oturuyorlardı. Böylece eski düzene karşı tavrın meclis oturma düzeniyle ilişkilenmesi sonucu sağ ve sol kavramları doğdu.
Döneme ve ülkeye göre değişebilen somut konumların ötesinde, genel olarak sağ, siyasal ve toplumsal anlamda gericiliği, tutuculuğu; sol ise ilericiliği, insanlığın gelişimi yönünde değişime açıklığı, daha fazla özgürlüğü temsil eden kavramlar olarak şekillendiği söylenir.Bugün baktığımızda ise at ve it izinin birbirlerine karıştığını görmekteyiz.
Yuvarlak laflarla solculuğu dillendirenler,ilerici olduklarını söyleyenler,efendilerinin emirleriyle özgürlüğü AKP aramaktalar.Yakında bu solcuların kıçında şalvar elinde tespih olursa şaşmamak gerek.
Türkiye’yi kurtaracak bir ulusal devrimci programı yeniden gündeme almadan yalnızca basit bir özgürlükler çizgisinde tutmanın Amerikancı(Soros) sahte solcuları getirdiği yerse, Amerikancı darbe senaryosunun piyonu olmaktır. Amerikan emperyalizmi İran’a olası bir müdahale öncesinde Ulusalcı demokratik halkçı güçlere karşı Soroscu bar devrimcilerini kendi yanına çekerek Amerikancı bir müdahalenin altyapısını oluşturmaktadır.
Bir kısım sahte solcu entelektüeller ise Amerikan emperyalizmine yaslanarak Ulusalcı,yurtsever,vatanseverleri tasfiye etme niyetlerini açıkça dillendirmektedirler.
Oysa ciddi bir yanlışlık yapılmaktadır.
Bu sahte solcular ikinci koz olarak da İran’ı tehlike olarak göstermektedirler.
Türkiye’ye yönelik şeriat tehlikesinin arkasında İran yoktur. Şeriatçı hareket doğrudan ABD eliyle büyütülmüş ve iktidara taşınmıştır. AKP iktidarının ABD’den değil de İran’dan icazet alarak iktidara geldiğini kim iddia edebilir!
Tayyip iktidarı gerçekten de gerici ve cumhuriyet düşmanı bir iktidardır. Ancak bu iktidarın ipleri tümüyle ABD’nin elindedir. Tayyip iktidarıyla mücadele etmek isteyenler bu mücadelelerinde samimiyseler, önce Türkiye’nin Amerikan emperyalizminin yörüngesinden çıkması için çalışmalıdırlar. Türkiye hem şeriat tehlikesinden hem de Kürt bölücülüğünün yarattığı bölünme tehlikesinden ancak Amerikan emperyalizmine karşı tavır alarak kurtulabilir.
Bu noktada tekrar Atatürk politikalarına dönmekten başka bir yol yoktur. AB karşıtlığı çizgisinde bir laiklik,Ulusalcılık ekseni, Türkiye’nin yeniden çağdaş ve bağımsız bir ülke haline getirilmesi için gerekli tek seçenektir.
Atatürk’ün Batı karşıtlığına dayanan laiklik çizgisi, gericiliğin toplumsal alanda en güçlü olduğu dönemde bile laiklik uygulamalarının geniş bir halk desteği kazanmasını sağlamıştır. Türkiye kaçınılmaz olarak o yola dönecektir.
Ulusal olmayan bir devrimcilik olamaz. Emperyalizmi geriletmeyen bir hareket ulusal olamaz
Ulusal hareket emperyalizmin alanını daraltan harekettir.
Emperyalizmle işbirliği halinde olan sözde sol görünümlü (Soroscular) hareketler tümüyle gerici hareketlerdir. Bu anlamda parça bütüne tabi olmalıdır.
Emperyalizmi geriletmeyen bir hareket ulusal olamaz.
Bu tespit tersyüz edilerek Kürt hareketi solun sürükleyici hareketi olarak görüldü. Bunun sonucu Türk solunun Kürt hareketinin kuyruğuna takılması ve kuyrukçu olmasıydı.
Bu kuyrukçu fikirler Batıcı güçlerin sola aşısıdır. Yoksa solla ilgisi yoktur.
“Bir; emperyalizmle işbirliği yapan hareket gericidir, ulusal olamaz.
İki; doğal olarak birleşmiş sınırlar içinde yaşayan bir ülkede devrimciler iki farklı etnik kimlik temelinde ayrı örgütlenemezler.
Bu fikrin gideceği yer emperyalistlerin istediği gibi Türkiye’nin bölünmesidir.
Kemalizm, Türk Kurtuluş Savaşında ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda temel olan fikir ve ilkelerin tümüdür.
“Kemalizm, kapitalist ve sosyalist sistemlerin analiz ve sentezinden doğmuş, anti-emperyalist bir yöntemdir” (ideolojidir) (K.Odabaşı)
"Kemalizm (Atatürkçülük) , kaynağını Türk Ulusal Kurtuluş Savaşından alır. Amaçladığı toplum ve devlet yapısı, batının usa, bilime dayalı çoğulcu, özgürlükçü demokrasi anlayışıdır.”(Suna KİLİ)
Kemalizm’in bütün ilkelerini kafamıza göre değil, içeriğini doldurarak kavramalı ve yorumlamalıyız.İşte bu yüzden, önce iyi okumalı ve anlamalıyız. İlkelerin adlarına ve sözcük anlamlarına göre kestirmeden varacağımız yargılar bizi yanıltır. Yanlışa düşeriz. Türkiye’de bunu anlamayan işbirlikçi siyasi çevreler de bu yanlışa düşmekte, bir çok sorun, sırf bu yüzden çözümsüz kalmaktadır.
Mersin gene ABD’nin çekim merkezinde
Son dönemlerde Mersin’in çeşitli mahallelerinde sabah erken saatlerinde ABD’li bir takım kişilerin gezdikleri duyumunu almıştım. ABD’lilerin gezdikleri mahalleler genelde Kürt yurttaşlarımızın oturduğu mahalleler olunca ,ister istemez burnumuza bir takım kokular geldi.Özellikle nevroz öncesi bu geziler bana gene geçen nevrozu ve bayrak provokasyonunu hatırlattı.
Bu hatırlamadan yola çıkarak acaba Mersinde yeni bir provokasyonun yaratılacağı korkusu da beni sarmadı değil. Bir öğretmen arkadaşla beraberliğimizde bana
‘ya sen gazetecisin bilirsin.Mersin’de Kürt ve Türk çatışması olmuş haberin var mı?’’ dedi.
Bende haberim yok nereden çıktı bu dediğimde ,
kendisini Urfa’da bir arkadaşının telefonla aradığını orada bu tür söylentilerin olduğunu söyledi.Acaba diyorum bu işin psikolojik boyutu mu hazırlanıyor.
Wilson geçen günde Mersin gazeteciler derneğini ziyaret etmişti.
Gergin geçen ziyarette ,gazeteci dostlarım Wilson’a
"
neden ABD’li kişiler Kürt Vatandaşlarımızın yaşadığı bölgeleri ziyaret ediyorlar? Neden ABD’li Heyet Mersin Hacı Bektaş Derneğini ziyaret etti ?"
tarzı sorulara cevap veremeden ve bu ziyaretleri de inkar etmeden ziyareti kısa kesip gitmiş.
Ne diyelim,Allah bunların topunun bu ülkeden bir an önce gitmesini nasip eder inşallah.
|