Rahip SANTORA ve Gazeteci Hrant DİNK’in öldürülmesi dahil bazı olaylarda kullanılan silahların, ABD’nin IRAK’a getirdiği silahlardan olduğunu geçen hafta basında çıkan haberlerde izledik.
Öncelikle şunu belirteyim, SANTORA’nın öldürülmesinde kullanılan silahın ABD tarafından IRAK’da polislere getirilen “GLOCK hayalet silahlar”dan biri olduğu daha EKİM 2006’da ortaya çıkarılmıştı. Nedense o zaman için konunun ABD bağlantısı üzerinde durulmamıştı. Zaten şu anda da olaya, “Bu işte ABD’nin parmağı nedir?”, “ABD nasıl bir kirli oyun içindedir?” diye fazla odaklanan yok.
Hatırlarsanız yaklaşık iki ay önce de ABD’nin IRAK’a çok yüklü miktarda para getirdiği ve bu paraların akıbetinin bilinmediği yolunda haberler çıkmıştı. Bunların hepsi yani silahın da paranın da kaybolması ABD’nin bölgede yürüttüğü örtülü ve kirli faaliyetlerin sadece su yüzüne çıkan ve kokuşan küçük bir bölümüdür.
Bölgeyi bir yandan sömürüp bir yandan da insanları çatışır hale getirmek için ne lâzım?
Her şeyden önce para ile satın alınıp kullanılacak işbirlikçiler ve örgütlenecek paralı katiller bulmak lâzım.
Kaybolan para dedikleri büyük bir olasılıkla bu işler için kullanılan paradır. İnsanlar ve tarafları birbirini kolayca katlettirmek yani çatışma ortamının tırmandırılması ve genişletilmesi için ne lâzım?
Her tarafta ve herkesin elinde silah olması lâzım. İşte kaybolduğu söylenen silahlar da bunlardır.
Aslında çalınmamıştır ve de kaybedilmemiştir.
Özellikle dağılması ve yaygın imha ortamının oluşması için gayret gösterilmiş ve bir kısmı da işte TRABZON örneğinde olduğu gibi örtülü ve kirli işler döndürülmek istenen yerlere ulaştırılmıştır.
ABD kendisi istemese silahların ve paranın bu şekilde kaybolması mümkün değildir. Bunların kaybolduğu, yandığı veya çalındığı iddiası insanları aptal yerine koyan kocaman birer yalandır.
Bu gün için böyle bir tespiti kendi istihbarat çalışmaları ile ortaya çıkarıyormuş gibi verdikleri samimi görüntü ise kendi kontrolleri dışında ulaşılan bilgiler nedeni ile artık bu gerçeği gizleme imkanları kalmamasından kaynaklanmaktadır. Artık bazı şeyler kokmaktadır ve kokuyu önlemeleri de mümkün görülmemektedir.
Benzeri bir yalana ve sahtekarlığa IRAK’ın işgal edildiği ilk günler şahit olduk.
Mezopotamya’nın 3000 yıllık tarihi eserlerinin bulunduğu müzeler IRAK’lılarca yağmalandı haberleri basına verildi. Hayır önce ABD’li resmi soyguncular kıymetli eserleri alıp götürdü, sonra da olayı meçhul duruma sokmak için yağmalama ortamını kendileri yarattı ve IRAK’lıları suçlayarak dünyayı aldattı.
Kerkük’te Türkmen’lerin izini silmek için tapu ve nüfus dairelerinde yapılan tahrip ve talan işlemi de KERKÜK konusunda kendi istedikleri amacı gerçekleştirmek için Kürtlerle müşterek yapılan maksatlı ve bizzat kendi himayelerinde icra edilen örtülü bir faaliyettir.
Artık şunu hepimiz çok iyi bilmek ve çözmek zorundayız.
ABD denen devlet, görünen ve söylenen politikasında samimi değildir.
Kendi amacına ulaşmak ve çıkarlarını elde etmek uğruna görüntüdeki sahte politikaların arkasında her türlü örtülü ve kirli faaliyeti hiç tereddütsüz planlamakta ve uygulamaktadır.
Umarım bu silahlarla ilgili son tespitler;
yöneticilerimizin, güvenlik güçlerimizin, basınımızın ve halkımızın ABD konusunda daha dikkatli davranmasına fırsat olacak ve ülkemizde icra ettikleri kirli oyunlarının ortaya çıkarılmasında da olumlu bir adım teşkil edecektir. |