Ekonomi26 Şubat 2007 00:00

Finans Ekonomisinin Beş Temel Ayağı - Metehan Davran

Türkiye'nin şu son 1 ayda yaşadıklarının ana nedeni cari açıktır. Türkiye'ye giren sıcak para, yukarıda da belirttiğim gibi, önce Ytl'ye dönüştü, sonra halka krediler olarak dağıtıldı. Biz de başta kredi kartları ve tüketici kredileri olmak üzere, bize ait olmayan kaynakları kullanarak, ithal mallarını tükettik. Cari açık da bu şekilde oluştu. Tabii bize ait olmayan bir kaynağı önceden tüketmiş olduk. Şimdi bu kaynağın asıl sahiplerine, yani sıcak paracılara, geri dönmesinin zamanı geldi. Ancak Merkez Bankası ile diğer bankalardaki rezervler, sıcak para miktarından çok daha az. Bu nedenle kaynaklarımız sıcak paranın tamamının çıkışına yetecek düzeyde değil. Bu nedenle, piyasada ve devlete ait kaynaklarda yeterli döviz bulunamaması sebebiyle, küçük bir sıcak para çıkışı olmasına rağmen %20-25'ler arasında bir devalüasyon yaşadık.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialismicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Finans Ekonomisinin Beş Temel Ayağı

Metehan Davran
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  26.02.2007
   
 

Ekonominin finans dalının beş temel ayağı vardır: büyüme, enflasyon, cari açık/fazla, toplam borç stoku (yerel para biriminiz Amerikan Doları, Euro veya Japon Yeni gibi rezerv para değil ise) ve borçlar için ödenen reel faizler.

Türkiye'de son 3-3,5 senede ekonomide yaşanan gelişmeleri dikkate aldığımızda, ülkemiz için bu beş ayağı iki gruba ayırmamız gerekmektedir:

a) Hükümet ve basın tarafından halka iyiymiş gibi gösterilen veriler ve
b) Çok kötü bir performans sergilediğimiz veriler.

İlk gruba giren verilere bir göz atalım: Türkiye'de son 3-3,5 senede büyüme oranlarında görülen anormal şişkinliğin nedeni, ülke ekonomisi üretime yönlendirilmeden Ytl'nin yabancı paralar karşısında yapay bir şekilde değerlendirilmiş olmasıydı.

Türkiye'de yine aynı dönemde enflasyon oranlarının düşmesinin iki temel nedeni vardı:

1. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'yi de istila eden ucuz Uzakdoğu malları ve
2. İç piyasamıza giren en az 70 milyar dolarlık bir sıcak paranın düşük faizli kredilere dönüşerek ithalatı ve tüketimi finanse etmesi.

Halka iyi gittiği söylenen üçüncü ve son veri de reel faizlerdi.

Oysa her alanda olduğu gibi reel faizler de, üretimin dolaylı veya doğrudan bir sonucu değildi.

Türkiye'de Akp döneminde reel faizlerin düşmesinin tek nedeni, iç piyasaya giren Dolar ve Euro v.b. dövizlerin büyük bir kısmının Hazine Bonosu ve Tahvillere yönlendirilmiş olmasıydı. Buna rağmen, Türkiye'de reel faizler dünya ortalamasına göre bir hayli yüksek kaldı.

Bono ve tahvillere giren sıcak para, belki reel faizleri düşürdü ancak bu gelişme, üretime yansımadı. Sıcak paraya ödediğimiz yüksek faizler de üretime ve istihdama yansımayan bu gelişmenin ceremesi olarak halktan toplanan vergiler ile ödendi.

Bir de doğrudan kötü performans sergilediğimiz ve olumsuz anlamda rekorlar kırdığımız iki veri var: Cari açık ve toplam borç stoku.

Türk ekonomisini, 2001 yılında yakalandığı krizden çıkarmanın tek yolu üretimdi. Oysa biz, bunun tam tersi bir politika uygulayarak ekonomimizi, içinden daha da çıkılmaz bir hale getirdik.

Türkiye'nin şu son 1 ayda yaşadıklarının ana nedeni cari açıktır.

Türkiye'ye giren sıcak para, yukarıda da belirttiğim gibi, önce Ytl'ye dönüştü, sonra halka krediler olarak dağıtıldı.

Biz de başta kredi kartları ve tüketici kredileri olmak üzere, bize ait olmayan kaynakları kullanarak, ithal mallarını tükettik. Cari açık da bu şekilde oluştu. Tabii bize ait olmayan bir kaynağı önceden tüketmiş olduk. Şimdi bu kaynağın asıl sahiplerine, yani sıcak paracılara, geri dönmesinin zamanı geldi.

Ancak Merkez Bankası ile diğer bankalardaki rezervler, sıcak para miktarından çok daha az. Bu nedenle kaynaklarımız sıcak paranın tamamının çıkışına yetecek düzeyde değil. Bu nedenle, piyasada ve devlete ait kaynaklarda yeterli döviz bulunamaması sebebiyle, küçük bir sıcak para çıkışı olmasına rağmen %20-25'ler arasında bir devalüasyon yaşadık.

Türkiye'nin Akp döneminde en kötü performans sergilediği veri de toplam borç stokudur.

Akp döneminde mutlak değer olarak devletin borçları çok artmadı (kamu kesiminin borçları, milli gelire oran olarak azaldı ancak bunun nedeni borçların azalması değil, milli gelir rakamlarının şişirilmiş olmasıydı).

Ancak kamu kesiminin bu kısmi başarısına karşın, Türkiye'de özel sektör, yan, şirketlerinden bireylerine, bankalarından KOBİ'lerine kadar herkes, tepeden tırnağa borçlu hale geldi. Son 25 senede olduğu gibi yine kredi ve borçlarla büyümeye çalıştık ve bu nedenle hiçbir zaman ekonomimiz istikrara kavuşmadı.

Şimdi finans ekonomisinin yukarıda açıklamaya çalıştığım temellerini dikkate alarak ve son dönemde yaşanan devalüasyonun etkilerini göz önünde bulundurarak, Akp'nin 2005 yılı sonunda 5000 dolarlara çıktığı ile övünç duyduğu kişi başına düşen milli gelirin yeni seviyesini küçük çaplı bir değerlendirme ile yeniden hesaplayalım:

Hazine verilerine göre, 2005 yılı sonunda GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla yani milli gelir) 486,4 milyar Ytl idi.

Hazinenin tahminlerine göre 2006 sonu GSMH 539,9 milyar Ytl. Basit bir yöntem ile 2006 Haziran ayının ortasında milli gelirimiz [(539,9 - 486,4) x 5,5 / 12] + 486,4 = 510,9 milyar Ytl olmuştur (bu noktada, devalüasyon nedeniyle oluşacak talep daralmasını dikkate almıyoruz bile).

13 Haziran 2006 tarihi itibariyle TCMB dolar alış kuru, 1,600 Ytl'dir. Yani, milli gelirimiz, 510,9/1,6 = 319,3 milyar dolardır.

TÜİK'in (Türkiye İstatistik Kurumu) açıkladığı verilere göre Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 72 milyondur.

Buna göre, kişi başına düşen milli gelir 319,3/72 = 4434 dolar olmuştur.

31 Aralık 2005 tarihi itibariyle 5008 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, Ytl'de yaşanan “tsunami” (çünkü %25'lik bir devalüasyona dalgalanma denmez) nedeniyle 5,5 ay sonunda 4434 dolara inmiştir.

Çünkü son 3-3,5 senede milli gelir, üretim ile değil, üç kağıt ekonomisi yani döviz, bono ve borsa ekonomisi ile şişirilmişti.

Çok kısa bir süre içerisinde Akp döneminde aslında ne kadar büyüdüğümüzü göreceğiz. Belki de hiç büyüyememişizdir!

 

 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007