Nevruz tarihi yaklaştıkça terörden destek alıp siyaset yapanların ve bu konuda aydın geçinenlerin söylemlerinde hem yoğunluk hem de içerik anlamında bir tırmanış başladı. Aynen Ermeni Diaspora'sının 24 Nisan'a yaklaşırken yaptıkları yoğun faaliyetler gibi bunu da bir usul ve alışkanlık haline getirdiklerini yakınen izliyoruz
Bu kapsamda DTP'nin başkan yardımcısı çıkıyor ve BARZANİ ile TALABANİ'yi Nevruz kutlamalarına çağıracaklarını ve sözde Kürt liderlere saygı duyulmasını istiyor. Hem de devletle hesaplaşır gibi inadına ve çatışan bir üslupla.
Sözde aydın, hem de Kürt aydını olduğu iddia edilen Mehmet Uzun ise CNN Türk denen televizyona çıkartılıyor ve yapacakları Kürt Konferansı ile ilgili açıklamalar yapılmasına imkan veriliyor. Kendini zorda bırakacak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kollayan hiçbir karşı soru sorulmayan bu adam da CNN kanalı ile kendi sözde davasını açıkça ifade ediyor ve diyor ki;
• Kürtlerin Türkiye'den kendi haklarını kullanma beklentisi vardır. ABD ve AB'de TÜRKİYE'den bunu beklemektedir.
• Kürtler Irak Kuzeyindeki gelişmeleri heyecanla izlemekte ve kendilerini de aynı ulusun mensubu gibi görmektedir.
İnsan hakları ve demokrasi görüntüsü altında, terörden destek alan ve teröre destek veren bu ayrılıkçı söylemlerin sahibi kişilere karşı takınılacak hukuki ve demokratik tavırları ve olabilecek gelişmeleri merakla bekliyorum, acaba;
• Birileri çıkıp hukuki zemin içerisinde araştırıp bunların PKK terör örgütü ile olan bağlantılarını ve onları temsilen konuştuklarını ispat için gayret gösterecek mi?
• Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkarını ve ulusal bütünlüğümüzü korumaya yönelik milliyetçi ve ulusal söylemlerden rahatsız olanlar, bu adamların ayrılıkçı ve ırkçı söylemlerine karşı da aynı tavrı koyacaklar mı?
• Bu şekildeki ayrılıkçı yaklaşımlardan rahatsız olan vatandaşlarımız, başta KÜRT kökenliler olmak üzere Nevruz Şenlikleri sırasında “Hepimiz Türküz”, “Burası Türkiye” levhalarını ve bayrağımızı ellerine alıp, bu adamları kınayıp, halkımızın gerçek hassasiyetini gösterecek mi?
Evet hesap çok açık ortada ve plan da yıllardır uygulamada. PKK adım adım siyasallaşıyor. PKK terör örgütünün siyasallaşma gayreti ile IRAK Kuzeyindeki devletleşme gayreti arasında çok açık ve net bir dayanışma ve işbirliği olduğunu anlamayan kalmadı.
Bu işbirliğinin temelleri 30 yıl önce atılmıştı.
BARZANİ ve TALABANİ kendi amaçlarına ulaşmak için zaman zaman bize destek verir gözükmelerine rağmen gerçekte daima PKK ile köklü bir işbirliği içinde olmuşlardır.
Bu yaklaşımlarını kitaplarında bile açıkça yazmalarına rağmen bu gerçeği anlamakta zorluk çeken ve de sürekli değişen kadroların günlük aldatıcı yaklaşımları yüzünden olaylar maalesef bu boyutlara taşınmıştır.
Gelinen nokta itibarı ile de artık bu konuda çekinmeksizin çok rahat bir söylem içine girdiklerini görüyoruz. Sınırımızın ötesindeki diyor ki
“Çözülmesi gereken olay siyasidir. Olay sadece PKK dan ibaret değildir. Mutlaka siyasi ve barışçı yollarla halledilmesi gerekir.”
Sınırlarımızın içindeki de bağırıyor;
“Kürt liderlere saygı duyulmalıdır, onları Nevruz'a mutlaka davet edeceğiz.”
Bir diğeri de
“Kendilerini aynı bir ulus gibi hissettiklerini”
ifade ediyor.
Geç de olsa artık bu adamların ne istediklerini ve ne yapacaklarını anlamayan kalmadı. Bu gerçekten hareketle biz de, bu adamlara terörist diyoruz, bir kısmına da terörden destek alıp siyaset yapıyor ya da teröristle muhatap oluyor diyoruz ve onlara karşı tavrımızı koyuyoruz.
Ancak halen anlaşılmayan ya da açıkça ifade edilmeyen önemli bir eksiklik ve hataya da ısrarla devam ediyoruz.
IRAK Kuzeyindeki devletleşme sürecinin hamisi ve destekçisi kim?
Bununla eş zamanlı olarak da PKK terör örgütüne siyasallaşma imkanını vermeye çalışan kim?
En iyimser ifade ile çıkarları için IRAK'da uyguladığı politika sonucu bizi IRAK Kuzeyi'nde bu duruma sokan ve onları cesaretlendiren kim?
BARZANİ ve PKK'lılar hangi fırsatı değerlendirerek konuşuyor, kimin himayesi ve desteğini alarak kendilerini aynı ulus gibi hissetmekten bahsediyorlar?
BARZANİ, PKK terör örgütü ve uzantısı siyasetçilerin arasındaki işbirliğini nasıl tam olarak biliyor ve tavrımızı koyuyorsak, bunların büyük patronunu da artık anlamamız ve ilan etmemiz gerekmektedir.
Ondan yardım istemek, onunla işbirliği yapmak yerine, bu oyunun arkasında esas olarak onun olduğunu açıkça ifade etmek ve onu dürüst davranamaya zorlamak zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
ABD ile açık ve net konuşmadığımız,
ABD'nin bölgede ki dolaylı ilişkilerine, kirli çıkar ve uzantılarına fırsat verdiğimiz sürece bu adamları susturmak
ve
PKK konusunu da tam olarak çözmek Türk Devletini de Türk Halkını da yormaya ve üzmeye devam edecektir.. |