Siyaset27 Mart 2005 00:00

Sivil Toplum Yutturmacası - Mustafa Erkal

Son yıllarda etkilendiğim kitaplardan birini sizlere de tavsiye ediyorum: Mustafa Yıldırım''ın "SİVİL ÖRÜMCEĞİN AĞINDA" isimli kitabı...Bu eser Türkiye üzerine dönen dolapları, küresel istilânın yerli işbirlikçilerini ortaya koyuyor. Sözde sivil sıfatını taşıyan ama gerçekte dışarıya bağlı ve dışarıdan beslenen bir takım vakıf ve sermaye derneklerinin iğrenç yüzü bir kere daha ortaya çıkıyor.1915''te geçilemeyen Çanakkale''nin nasıl içeriden vurulmak istendiğini ve 90 sene sonra Türk milletinin böyle bir destanı bir daha yazamaması için ne gerekiyorsa onun yapıldığını hep birlikte görüyoruz.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilokamagra kamagra 100mg kamagra gel

TRT yapımcılarından sayın Banu Avar tarafından gerçekleştirilen "SINIRLAR ARASINDA"isimli programı ise her türlü takdirin üstündedir.

Dün eski Yugoslavya''yı meydana getiren bugün bağımsızlaşan Balkan ülkelerinde, Ukrayna''da, Gürcistan''da, KKTC''de hep aynı oyun oynandı.

Son dönemde ise Kırgızistan''da demokrasi ile tanışma sarhoşluğuna tutulmuş kitlelere para karşılığı devlet daireleri işgal ettiriliyor.

Alternatif vali ve yöneticiler tayin ettiriliyor.

ABD dış politikasını yönlendiren CFR( Counsil on Foreign Relation) örgütünün de üyesi olduğu ifade edilen George Soros''un bu işte payı olmadığını söylemek zor.

Milli para piyasalarını alt üst etme ile ünlü ve çok uluslu şirketlere yeni paylar ve piyasalar bulan, eğitimden çok değişik alanlara kadar 55 ülkede etkili olan bu şahıs; aslında buzulun su üstünde görülen yüzüdür.

Önce ekonomik dönüşüm, daha sonra siyasi değiştirme, devletlerin yapısı ile oynama birbirini takip etmektedir.

Açık toplum enstitüleri bu kişi ve onun arkasındaki güce bağlı olarak kurdurulmaktadır.

İşin enteresanı bu enstitünün kurucuları arasında dün sağda ve solda yer alan bazı tanınmış kişiler var.

Bir başka ifade ile sağın ve solun milliyetsiz takımı...

Hedef alınan ülkelerde yabancı dil dershaneleri, televizyonlar ve radyolar kurduruluyor.

Müzik yarışmaları yaptırılıyor.

Küresel gücü haklı gösterecek ve onunla baş edilemeyecek izlenimi veren aynı diziler ekranları dolduruyor.

Ülkenin iç işlerine müdahale ve teslimiyetçilik çağdaşlaşma olarak takdim ediliyor.

İş birliği övülüyor.

Sözde demokrasi ve insan hakları alanında insanlara mesafe aldırılıyor.

İnsan hakları raporu giderek etnik azınlık raporu haline getiriliyor.

Mc Donaldslaştırılan toplumlar özgüven kaybediyor.

Küçük bir Amerika olma teşvik ediliyor.

Resmi ideoloji diye temel bütün dayanaklar tahrip ediliyor.

Tek dünya devletinin vatandaşlığı özendiriliyor.

Milli kimlikler aşındırılıyor.

Milli ve manevi bütün değerler küresel güç adına sorgulanıyor.

Devlete rakip egemenlikler yaratılıyor.

Sağ-sol şeklindeki ayrılıklar erirken etnik, mezhep ve inanç farklılıkları alevlendiriliyor.

Hedef milli direnci kırmak.

Yeni egemenlik merkezleri artık sivil diye yutturulan kuruluşlardır.

Milli güç unsurları ısrarla zayıflatılıyor.

Küreselleşmenin ideolojisi çok kültürlülük propagandaları ortaya sürülüyor ve insanlara "bizde çok karışıkmışız" düşüncesi aşılanıyor.

Yolsuzlukların üzerine gidiliyormuş gibi davranılarak hayali kampanyalarla faturalar bir yerlere çıkartılıyor.

Milli sanayi ve milli devlet özelleştirme ve adem-i merkeziyet tezgahı ile yok ediliyor.

İnanç alanında dinler arası diyalog adı altında din kurumu Batının dini kurumları güdümünde eritiliyor.

Washington dinler arası eşgüdüm merkezi oluyor.

Yeni azınlıkların yanı sıra azınlık dinler ve gruplar milli egemenliğin karşısına oturtturuluyor.

Yoğun soğuk harp döneminden sonra yeni dünya düzenine geçişte 1982 yılında Reagan tarafından gerçekleştirilen Demokrasi Projesi ile tasfiye hareketi hızlandırılıyor.

Yerli televizyonlar ve yayın kuruluşları baskı altında tutuluyor.

Yayın politikaları yönlendiriliyor.

Bu işler için paranın yabancı devletten değil de vakıflardan, derneklerden gelmesi işi kolaylaştırıyor.

Resmi kaynaklardan alınan para suç oluyor.

Yabancı STK''lardan ( NGO) alınan para ise yardım ve destek şeklinde insanileştiriliyor ve sevimli hale getiriliyor.

Kısaca bürokrasi engeli aşılıyor.

Son yıllarda Türkiye''de tartışılan Başbakanlık İnsan Hakları ve Azınlıklar Raporu, Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı, devlet denetimindeki bazı tv ve radyoların bütünüyle yabancılara satışı,çarpık özelleştirmeler,ısmarlama yasalar gibi örnekler aynı atölye çalışmasının bir sonucudur.

Dıştan kumandalı STK''nın egemenlik alanı genişletilmektedir.

Kamu hizmetlerinin küresel sermayeye açılarak Kamu Yönetimi Yasa tasarısında olduğu gibi vatandaş müşteri haline dönüştürülmektedir.

"Bölge Kalkınma Ajansları" yolu ile eyalet ve federal bir sistem özlenmektedir.

Köy İşleri Genel Müdürlüğünün kaldırılması, İl Özel İdarelerine aşırı yetki verilmesi, valilerin İl Genel Meclisinden dışlanması bütün kamu görevlilerinin 5 yıllık seçim dönemleri süresince İl Genel Meclislerinin emrine girmesi, Gelir İdaresi Başkanlığının Maliye Bakanlığı dışına çıkartılması gibi uygulama ve hedeflerin ülke çıkarları ile ilgisi nedir? Burada ülkeyi yönetenlere bir sorumuz var: "TBMM''de yaptığınız millet vekili yeminleri acaba yanlışlıkla tek ayak üzerinde mi yapıldı?"