Ortadoğu8 Şubat 2007 00:00

Teorik İşgalden Fiili İşgale - Erol Elmas

İran'ın Irak gibi işgalinin mümkün olmaması, ABD'nin İran'ı uluslar arası arenaya çekerek,başka bir değişle batıya entegre ederek kontrol altına almak istemesi, İran üzerinde daha pek çok planın devreye sokulacağının ip uçlarını bize vermektedir.İran'daki batı yanlısı aydınlar,üniversiteler ve kadınlar üzerinden rejim değişikliğinin yolu açılabilir .İran'daki nükleer çalışmalara katılanların kaçırılması ya da tasfiyesi planın bir parçası olarak görülmelidir .İran'ın nükleer silaha sahip olması,ABD'den daha çok İsrail'i endişelendirmektedir.Bu durumda ABD ile İsrail'in stratejik ortak olarak hareket etmeleri, İran'a yapılacak olası bir müdahalenin zamanını da öne almaktadır.İddialara göre İran 1-2 yıl içersinde nükleer silah çalışmalarını tamamlayacaktır. claritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

Teorik İşgalden Fiili İşgale

Erol Elmaz - Yarın Dergisi
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  08.02.2007
   
 

 

İbrahim Karagül'ün 06.02.2007 tarihli Yeni Şafak Gazetesinde yazmış olduğu yazıdan bir alıntı yapmak istiyorum.

“İran'ın ünlü nükleer fizikçisi Ardeşir Hasanpur 18 Ocak'ta öldürüldü. İran yönetimi Hasanpur'un ölümünü ancak 21. Ocak'ta açıkladı. Ölüm sebebi ise “radyoaktif zehirlenme”

olarak duyuruldu.

Ama gerçek böyle mi?

İstihbarat kuruluşu Stratfor, Hasanpur'un sanıldığı gibi radyoaktif zehirlenme sonucu ölmediğini, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad tarafından öldürüldüğünü, bu konuda güçlü kanıtlar bulunduğunu, sadece Hasanpur'un değil, başka nükleer bilimcilerin de Mossad'ın hedefi olduğunu, bazılarının öldürüldüğünü, bazılarının da yaralandığını iddia etti…..”

Yazı bu şekilde devam ediyor…

Bizim Yarın Dergisi'nin 2005 Nisan sayısında yazmış olduğumuz yazıda da zaten bunlara işaret etmiştik. Ortada bir plan var ve o plan uygulanmaktadır.

Burada Bush'un sıkıntısı İRAN İÇİN kongrenin savaş yetkisi verip vermeyeceğinin kestirilememesi.

Bununda kısa ve basit bir yolu var,yeni bir 11 Eylül hazırlamak.

ABD veya İsrail için yeni bir 11 Eylül lazım,bunu da içeriden yine kendileri hazırlayacaklar. Böylece savaş yetkisi hemen kongreden çıkacaktır. BM mi,biz onu Yugoslavya'da görmüştük.

Şimdi bizim o zamanki yazımıza dönelim 2005 Nisan'ında neler demiştik:

Büyük Ortadoğu Projesi'nin aslında ‘Büyük İsrail Projesi' olarak da düşünülmesi gerektiğini, Yarın Dergisi'nin Ocak 2004 sayısında İsrail Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey görevde bulunan Oden Yinon tarafından kaleme alınan ‘İsrail İçin Strateji' isimli raporlarına dayanarak açıklamıştık.Aradan geçen zaman zarfında bu projenin hayata geçmesi için, o raporlardaki silsilenin adım adım takip edildiğini gördük.

O yazımızda,Irak'ın işgalinin bir basamak olduğunu ardından; Suriye,İran,Lübnan ile bu planın devam edeceğini yine İsrail ve ABD raporlarından yola çıkarak söylemiştik.Bu işi artık o kadar fütursuz yapıyorlar ki, hiç kimseden bir şey saklamıyorlar,açık açık yazıyorlar.

Bu planın devamı için Bush'un tekrar seçilmesi gerekiyordu.Bush, tekrar seçildiğine göre diğer aşamalara geçilebilirdi.Şimdilerde Suriye'nin teröre destek verdiği,İran'ında nükleer silah üretme çabaları ile sıkıştırıldığını görüyoruz.

İran'ın Irak gibi işgalinin mümkün olmaması, ABD'nin İran'ı uluslar arası arenaya çekerek,başka bir değişle batıya entegre ederek kontrol altına almak istemesi, İran üzerinde daha pek çok planın devreye sokulacağının ip uçlarını bize vermektedir.İran'daki batı yanlısı aydınlar,üniversiteler ve kadınlar üzerinden rejim değişikliğinin yolu açılabilir

.İran'daki nükleer çalışmalara katılanların kaçırılması ya da tasfiyesi planın bir parçası olarak görülmelidir .İran'ın nükleer silaha sahip olması,ABD'den daha çok İsrail'i endişelendirmektedir.Bu durumda ABD ile İsrail'in stratejik ortak olarak hareket etmeleri, İran'a yapılacak olası bir müdahalenin zamanını da öne almaktadır.İddialara göre İran 1-2 yıl içersinde nükleer silah çalışmalarını tamamlayacaktır.

Suriye,İran'a göre müdahalenin daha kolay olacağı bir ülke olarak görülmektedir.Suriye üzerinde kurulan baskının sonuçları bugün için bile alınmıştır. Suriye'nin,Lübnan'daki askerlerini geri çekmesi,İsrail ile iyi ilişkiler kurmak için girişimlerde bulunmasını buna örnek olarak verebiliriz.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin gerçekleştirilmesi için bölgedeki ABD'nin yaptığı çalışmalara bakalım:

Irak İşgal edildi.Afganistan tamamen kontrol altına alındı.Gürcistan'da kadife devrim olarak adlandırılan değişim yaşandı.Azerbaycan'la ilişkileri gelişmektedir.ABD, Ermenistan'ı Rusya'nın etkisinden uzaklaştırmaktadır.Ukrayna'da batı yanlısı bir yönetimi işbaşına geldi. Kısaca bölge abluka altına alındı.

ABD'de bu çalışmaların teorilerini üreten çeşitli düşünce kuruluşları var.Bunlardan birisi de :CSİS.

11 Eylül'den 6 ay önce bu düşünce kuruluşu, Kongre'ye ve ABD Hükümeti'ne arz ettiği ‘yarı resmi sayılan rapor'unda:

21. Yüzyılda enerji kaynaklarında önemli bir değişme olmayacak.Yani petrol ağırlığını koruyacak.Ayrıca alternatif enerji kaynakları da yetersiz kalacak.Enerji kaynaklarında : 2020 yılı için petrolün ağırlığı %40 doğal gazın %25 olduğu' öngörülüyor.

‘ Diğer yandan enerji tüketim eğiliminde de değişikliklerin ortaya çıkacağı' varsayılıyor. ‘ 2000 yılında: Gelişmiş ülkeler, enerjinin %53'ünü kullanırken, gelişmekte olan ülkeler % 34'ünü kullanıyor. Bu oran 2020 yılında değişecek, gelişmiş ülkeler % 43'ünü kullanacak, gelişmekte olan ülkelerde bu oran % 46'ya çıkacak. ABD aleyhine olan bu değişime şimdiden dur demek gerekir

‘denilmektedir' Csis'in raporunda.

‘ Neden dur denilmeli?

Petrol üretiminde ağırlığı olan ülkeler özellikle İran ve Irak istikrarsız üreticiler olarak' değerlendirilirken, ‘Çin,Rusya,Hindistan'da istikrarsız tüketiciler olarak' değerlendirilmektedir. ‘ Bu durum ABD için çanların çalması demektir.Zira ABD, tükettiği petrolün %57 ithalat yoluyla karşılamaktadır.'

Denilmektedir.

1998-2001 yılında hazırlanan CSİS'in raporlarında:

‘Irak'a uygulanan petrol ambargosunun yetersiz kaldığını,ABD'nin ilerleyen yıllarda Irak,İran,Libya petrolüne daha çok ihtiyaç duyacağını,bu sebeple şimdiden bunun tedbirlerinin alınmasını'

hükümete tavsiye edilmektedir.

‘ Bunun için ABD'nin milli sınırlar içersinde kalamayacağını, 20. Y.Y'daki iddiasını 21.YY.'da da devam ettirmek için milli sınırlar dışına çıkmasının şart olduğunu aksi taktirde 21 Y.Y'ın yeni aktörlüğünü Çin ve Hindistan'a kaptıracağını'

söylemektedir.

‘ Çin ve Hindistan'ın aynı zamanda teknoloji liderliği için yeni adaylardır'

denilmekte, ayrıca ‘Asya merkezli firmaların daha da gelişeceğini,sosyal nedenlerle Avrupa ve ABD'nin ekonomik durgunluğa gireceğini bu arada yukarıda anılan ülkelerin gelişmişlik açısından arayı kapayacakları' söylenmekte hatta;

‘2020 yılında globalleşme denince ABD akla gelmeyecek'

denilmektedir.

Bütün bu gelişmeler ışığında ABD ne yapmalı sorununa cevap olarak :

‘Ambargo ve yaptırımlara son verilmesi' gerektiği, ‘zira bunun işe yaramadığı,enerji ikmal yollarının açık tutulması,stratejik rezervlerin arttırılması ve Asyalı ve Avrupalı müttefiklerin yüke ortak olması, ABD'nin yapması gereken işlerin başında'

sayılmaktadır.

‘ABD'nin enerjide ciddi problemleri olacağı,petrol üreten ülkelerde istikrarsızlığın artacağı bu nedenle enerji kaynaklarına müdahalenin kaçınılmaz olduğu' vurgulanmaktadır.

Enerji yolları ve petrol üreten ülkeler kontrol altına alınmalı,tezini işleyen bu raporlardaki görüşlerin bugün fiili olarak gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz.

Burada İsrail ile ABD'nin çıkarları üst üste gelmiş,hem İsrail'in büyümesinin ve yaşamasının önü açılmış hem de ABD' enerji alanlarını kontrol altına almıştır.İsrail'in daha 60 yıl önce Suriye-Irak-Lübnan ekseninde genişlemesinin şart olduğu teori olarak öne İsrailliler bunu hemen hemen gerçekleştirmiş bulunmaktadırlar.

Böylece bir taşla iki kuş vurulmuştur…”



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007