| |
Kalkan, belki de tüm ülkede eşine rastlanmayacak biçimde yabancı
yerleşimine sahne olan bir belde.. Beldedeki 2000'e yakın konutun yaklaşık
1000 kadarı yabancılara satılmış durumda.
Turizmin iki yıldır irtifa kaybettiği Kalkan, üç- dört yıl öncesine kadar bölgenin en gözde ve seçkin turizm merkezlerinden biriydi. Esnafın villa satışlarından olumsuz
etkilenmesi, bir çok otel ve pansiyonun konuta çevrilmesine yol açmış.
Belediyenin yaptığı fizibilite çalışmasına göre, 2010 yılında Kalkan'da 30
bin nüfusun yaşayabileceği öngörülmüş ve buna göre alt yapı çalışmaları
yapılıyor. Günümüzde yerli nüfusun 2000 civarında olduğu ve 2010 yılında da
bunun 2250 civarında olacağı tahmin ediliyor. Yani 2010 yılında öngörülen
toplam nüfusun yüzde onu. Bu durum şimdilik göz ardı edilse de yakın
gelecekte Kalkan'ın bir İngiliz kolonisine dönüşeceği aşikar.
Kalkan'daki Emlakçılar, yabancıya satılan 1000 civarında konutun, birkaç yıl içinde
beş, altı binlere ulaşacağı. Çünkü bölgede on bin konut yapılabilecek
arazinin imara açıldığını dile getiriyorlar.
*Kalkan'da bir Amerikalı: Emlakçı Solarz!*
*Kalkan'daki İngilizlerin yanında, yavaş yavaş Amerikalıların da villa ve
arazi satın almaya başladıkları gözleniyor. Amerikalıları bölgeye çeken en
önemli etken, Yaklaşık 6 yıldır Kalkan'da yılın bir bölümünü geçiren eski
Amerikan Kongre Üyesi ve New York Senatörü Stephan J. Solarz.
Solarz, Türk siyasetinin yakından tanıdığı ve Amerikan dış politikasının en etkili
isimlerinden biri. Amerika'daki Yahudi lobisinin de önde gelen isimlerinden
olan Solarz'ın, Kalkan'daki yazlık villasında, her yıl yüze yakın Amerikalı
konuk ağırladığı ve konuklarına villa yapıp satarak bir nevi inşaat işine*
*de girdiği dile getiriliyor.
Kalkan'daki Emlakçılar, 'yap-sat' işine giren Solarz'ın, 6-7 adet villa sattığını da ekliyorlar. Çalışmayı sürdürdüğümüz günlerde, Kaş'ta da 8-10 kişilik Amerikalı bir grubun Meis Adası manzaralı tepelerden arazi baktığını öğreniyoruz. Önceki yıllarda neredeyse hiç
Amerikalı yerleşimci yokken, yavaş yavaş Kaş'la da ilgilenmeye başladıkları
konuşuluyor ilçede... *
* *
*Kalkan, üst düzey ve etkili yabancıların da emlak işine girmeleriyle
birlikte, dönüşü mümkün olmayan bir sürece girmiş görünüyor. Bölgedeki yakın
köylerde süren arazi satışlarını da kontrol eden yerli ve yabancı
Emlakçılar, Üzümlü, Yeşilköy, İslamlar ve Patara'da da binlerce dönüm arazi
satışına aracılık yapmışlar.
Bu nedenle Kalkan ve yakın köyler olan; İslamlar, Üzümlü ve Patara'yı ( Gelemiş) birlikte ele alacağız. *
Zeynel Abidin Tektaş: (Tekstilci- Otel işletmecisi) Kalkan
-Elindeki en değerli hazinesi olan güneşini bile doğru dürüst pazarlayamayan
bir insanlar topluluğu olduk. Bir sunum problemi var. İngiliz geliyor bu
değeri senin yerine pazarlıyor. Ülkenin genel istikrarsızlığı burada da
kendini hissettiriyor. Buradaki yerli kimlikler, özgün kişilikler üç beş yıl
içinde silinip gidiyor. Genel olarak yapay bir yabancı hayranlığı ortaya
çıkıyor. Ülkesinde üniversiteyi bile bitirememiş bir İngiliz kızı, burada
kısa bir sürede yörenin en uyanık emlak girişimcisi ve en zengini olup
çıkıyor.
Kendi kimliğinin farkında olmayan bir insanlar topluluğu
yaratılıyor. Ben kimseyi suçlamıyorum, bu süreçte hepimizin, herkesin
sorumluluğu var.
Yerli işletmecinin sorunlarına yeterince ilgi göstermeyen
yerel yöneticiler ve mülki amirler, bir İngiliz'in küçük bir şikayetiyle
ayağına kadar gidip yerinde inceleme yapıyor, şikayetini dinliyor. Çünkü,
İngiliz Konsolosluğu bölgedeki yetkililere telefon açıyor ve kendi
vatandaşıyla ilgilenilmesini istiyor.
Tabii ki ilgilenecek, buna bir diyeceğimiz yok. Bizim insanımızın da başına bir sorun gelirse bizim yetkililerimiz de başka ülkelerde ilgilenir. Ama burada bir farklılık var.
Yerli halkın büyük bir bölümü Kalkan'dan dışarıya gidiyor. Eğitim, işsizlik
ve sosyal sorunlar nedeniyle göç yaşanıyor, yerli nüfus azalıyor. Yabancıları
bile şaşırtan davranışlar sergileniyor. Onlar bile bu kadar kolay çözülmenin
ne anlama geldiğini anlamakta zorluk çekiyorlar.
Özer Yılmaz: (Elektrik Müh. Yerel gazeteci) Kalkan
-Kalkan'da turizm bitme noktasına geldi. Burada bulunan büyük işletmelerin
bir çoğu, villa turizminin yarattığı sorunlar karşısında işletmesini konuta
çevirmek durumunda kaldı. Bu sürecin geleceğini önceden biliyorduk aslında,
görmek zor değildi. Kalkan'ın en büyük devre mülk işletmesi bile işletmesini
aparta dönüştürmek zorunda kaldı. Bölgeye turist getiren acentalar
çekildi. Sıkıntı çok büyük yani.
* *
*İslamlar, Üzümlü ve Patara (Gelemiş)*
*Kalkan'da kiminle konuşsanız, büyük çoğunluğu neredeyse aynı sıkıntıları
dile getiriyor. Şimdilik inşaat ve emlak sektörü temsilcileri bu konuda daha
çekimser ya da konuya taraftar olarak yaklaşıyor. Yabancıya mülk satışı
konusu diğer yerleşimlerde de olduğu gibi bu ekonomik sürecin dışında
kalmamakla, içinde olmak arasında bir ruh hali yaratmış. Yasaya karşı
çıkanların bir çoğu artık bir sektör halini alan bu durumdan yararlanabilme
olanaklarını da göz ardı etmiyor. *
* *
*Kalkan'ın tepelerinde bulunan ve bölgenin ender su kaynaklarına sahip olan
köylerinden birine, İslamlar'a doğru yola çıkıyoruz.
İslamlar köyü de doğal güzellikleri ve denize bakan dağlık arazileri nedeniyle yoğun yerleşim talebi görüyor. İslamlar'da köyün Berberinin önünde rastladığımız Mehmet
Keçeli'yle konuşuyoruz. Mehmet amca bizi kahveye davet ediyor ve olana
bitene kayıtsız, kağıt oynayan köylülerin arasında bir masaya ilişip köyün
yabancılara mülk satışı konusundaki durumunu değerlendiriyoruz.. *
* *
Mehmet Keçeli: ( Emekli) İslamlar Köyü/ Kaş
*İyi arkadaşlar..*
-Ben otuz yıl Antalya'da yaşadım. Yazın Temmuz'da Ağustos'ta sıcaktan
durulmaz orada. Bizim bu köyde yorganla yatarsın, köyün havası suyu temiz.
Onun için yabancı dostlarımız buradan yer alıyorlar, kafa dinliyorlar yazı
üç-beş ay. Kışın da memleketine gidiyor, gününü geçirip gidiyor.
Köyünüzde kaç konut var yabancıya satılan?
-Aşağı yukarı 60-70 civarında. Bu gidişle daha da olur yani.
Yerleşen yabancıların köye parasal bir katkısı var mı?
-Yok, katkı yok.
*Yani bakkala, markete, köylünün ürettiği ürünlere bir katkı demek
istiyorum; alış veriş anlamında?*
-Tabii alışveriş yapıyorlar. Sonra bizim buradan yer alan arkadaşlar temiz;
içlerinde böyle anarşi gibi veya başka bir şey olan yok..
*Ben bu konuda bir şey sormuyorum. Yani sizin köyünüzle, köylülerle
ilişkilerini soruyorum. Uyum sağlıyorlar mı onu merak ediyorum?
-Sağlıyorlar, ben bazılarıyla konuşuyorum mesela; iyi arkadaşlar..
Köylü arazisini satınca burayı terk ediyor mu?
- Hayır. Çoğunluğu arazisinin hepsini satmıyor zaten. Ya kayınvalidesinden,
kayınbabasından kalmış, ya da babasından atasından. Bir kısmını satıyorlar.
Başka yerden de sattığı parayla arazi alamaz zaten. Bence köyümüz iyileşiyor
yani ben öyle görüyorum. Köylü ne desen şehirde yaşamış kişiler kadar
görgülü olamaz, kafası çalışamaz. Buraya yerleşenlerle köyümüz daha modern,
daha çağdaş bir düzene girmiş oluyor. Ben öyle görüyorum.
Peki siz arazi satışı yaptınız mı?
-Hayır ben satmadım. Benim üç dönüm yerim var zaten.
Burada arazi fiyatları da çok yükselmiş. Mesela sizin köylülerden burada
arazi alabilen var mı?
-Almıyor zaten. Satanlardan hiç yer alan görmedim ben. Sıkıntısı olan
satıyor zaten.
Ali Rıza Arda- İslamlar köyü/ Kaş
Köyünüze yerleşen yabancılarla kaynaşıyor musunuz, mesela çocuklarınız
onların bahçelerinde oynayabiliyor mu?
-Burada on beş gün yirmi gün duruyor, sonra çekip gidiyorlar. Nasıl
kaynaşalım? Bahçede oynayacak kadar bir şey yok ya.
Kaç konut var köyde yabancıya ait?
-Ben saymadım ama kahvede seksen kadar var diyorlar.
* *
*Peki arazi olarak bir miktar söyleyebilir misiniz. Tahmini olarak yani?
-Arazi olarak çok fazla. Köyden 14 dönüm araziyi bir Amerikalı aldı.
Mesela İngiliz alıyor, başkaları alıyor.
* *
14 dönüm konut yapmak için biraz fazla değil mi?
-Bahçe yapıyor. Zeytin meytin, çapacısı var içinde.
Daha çok İngilizler mi arazi alıyor köyde?
-İngilizler fazla.
* *
*Köye bu kadar para girdisi olduktan sonra refah düzeyi arttı mı köyün.
Mesela Antalya'da yaşayan bir köylünüz, atasının toprağından beş dönüm bir
arazi almak, buraya yazlık bir ev yapmak istese alabilir mi?
-Parası olan alır.
Diyelim ki memur, ya da işçi; bu koşullarda?
-O biraz zor! Biz bile alamayız. Zaten üç yüz milyon, dört yüz milyonla
geçinen aileler var burada. Nasıl alacak? Yerini satıyor zaten.
Yani satışların nedeni ekonomik sıkıntılar mı?
-Tabii, oğlan everiyor, kız çıkarıyor mecburen satacak. Böyle giderse hemen
hemen yer kalmaz yani.
Yabancılara toprak satışını düzenleyen yasanın yeni şeklinde bazı
kısıtlamalar getirildi. Köy arazileri için yani. Bir fark yarattı mı bu
düzenleme?
-Pek bir şey fark etmedi. Genellikle yerliler adına alıyorlar.
Yasanın bir etkisi olmadı yani?
-Yok yok, olmadı.
Köylüler parasını nasıl değerlendiriyor?
-Parayı alan arabaya veriyor, harcıyor, bitmeyecek gibi geliyor ama bitiyor.
Zaten ihtiyaç için satılıyor ihtiyacını karşılıyor, o kadar.
Toplu alımlar var mı peki. Yani büyük siteler villa kooperatifleri için?
-Zaten burası heyelan bölgesi, inşaat yasağı var; ama buna rağmen ev
yapıyorlar.
İnşaat yasağı varsa nasıl yapıyorlar peki?
-Ceza geliyor, cezayı ödüyor devam ediyor. Bizim asıl yerleşim bölgemiz
aşağıda Akbel var orası. İmar İskan, oraya kaldırdı köyü. Köy heyelan
bölgesi olduğu için oraya taşındı. Biz burada gayri meşru yaşıyoruz. Bir
temeli yok buranın yani.
Peki yabancılar nasıl yapıyor, yasal temeli yok diyorsunuz?
-Yapıyorlar. Alıyor, yapıyor, satıyor!
*Yasaları daha kolay mı ihlal ediyorlar. Mesela Kekova'da yüzlerce kişi
hapis yattı, kaçak yapı nedeniyle. Köylüye uygulanan yaptırım onlara da
uygulanıyor mu?*
-Onu göze alıyor. Mesela geçenlerde yine ceza gelmiş birkaç kişiye.
Ödüyorlar devam ediyorlar.
Köyünüzde arazi fiyatları ne durumda?
-Bizler bilemeyiz kaça satıldığını. Sen direk gelsen, 'ben arazi alacağım'
desen, vermez köylü.
* *
Aracılar mı var?
-Evet aracılar oluyor, onlar vasıtasıyla satılıyor.
Peki gençlerin durumu nasıl, burada yaşamaya devam etmeyi düşünüyorlar mı?
-Zaten burada genç kalmadı.
*İslamlar köyü şimdi ne üretiyor, mesela pekmez, susam, hayvancılık.. Turizm
ve arazi satışı hızlandıktan sonra köylünün hayatı nasıl değişti. Daha mı
kolay kazanıyor hayatını?
-Kolayı seçiyor doğrusunu istersen. Burada tarım yapacak bir yer yok ki
zaten. Bir tek üzümcülük var.
* *
İslamlar'a 15 km mesafede bulunan Üzümlü köyüne doğru, Kınık Ovasının
verimli topraklarına bakan yamaçlardaki kıvrımı bol yoldan ilerlerken, yol
boyunca büyüklü küçüklü onlarca villa dikkat çekiyor.
Bir villanın bahçesinde çalışan genç köylüye yolu soruyoruz. Genç köylü yolu tarif
ederken, villanın yanındaki İngilizce ahşap tabela yukarıyı işaret ediyor: "
For Sale: İslamlar Villa's"
Yamaçlara yapılan taş işçiliği bol, bahçeli villalar yabancı alıcılarını bekliyor. *
*Üzümlü, henüz yabancı yerleşimin fazla olmadığı bir köy. Köyün zeytinlik ve
adından da anlaşılacağı gibi üzüm bağlarının büyük bölümü satılmış. Köylüler
arazilerin daha çok yerli girişimciler tarafından satın alındığını
söylüyorlar ama arazi alanların bir çoğunu tanımadıklarını da ekliyorlar.
Birkaç yıl önce zeytinlik işlevi olan araziler, satıldıktan sonra tamamen
tarım amacının dışına çıkmış.
Üzümlü'de, camiden çıkan köylülerle,
kahvehane-lokanta arası bir mekanda konuşuyoruz..*
* *
Tahsin Dayıoğlu: (Çiftçi- İnşaatçı) Üzümlü köyü- Kaş
Köyünüzde ne kadar arazi satıldı, tahmini bir rakam söyleyebilir misiniz?
-Dönüm olarak ne bileyim. Her parsel, elli- altmış dönüm. Onlar da yerleşim
yeri olur mu bilmiyorum. Ama çoğu zeytinlik. Elli dönüm, yüz dönüm. Ne varsa
sattı köylü. Cüzi bir paraya yani. Dur bakayım; Topal Hüseyin sattı,
Alacalar sattı, Memiş dayı sattı, İbrahim ağa... Aşağı yukarı beş- altı yüz
dönüm satıldı. Ya oğlunu everecek, ya kızını çıkaracak. Çok küçük paraya,
sigara parasına gitti yerler. Sen sor bize; biz bildiğimiz kadar
söyleyelim.
Peki satılan yerlerde tarım ya da başka bir amaç için yeniden kullanıyor
mu. Ne amaçla alıyorlar?
-Neden aldıklarını bilmiyoruz. Alan kişileri gören, bilen yok. Biz ne
yapacağını bilmeyiz. Adam aldı biz de sattık. Buralar yeşil alan zaten konut
yapılmaz.
*Diğer bir köylü:
-Neden yapılmasın yapanlar yapıyor. 2B denilen yerlere bile yaptılar ya
şurada! Kim engel oldu? İşte orada görünüyor yaptıkları evler.
Zeytinlikleri alanlar zeytin tarımı yapıyor mu?
-Yok yok. Hiçbir faydası yok, öyle duruyor. Adam belki de bilmiyor
parselinin nerede olduğunu. Çorak arazi gibi duruyor zeytinlikler, ormana
dönüşecek. Hani Kastelliciler vardı bir aralar, onlar da çok arazi aldı
buradan. Sonra devlet aldı bunların yerini. Şimdi devlet satıyor.. Buraya
arazileri sormaya geldiler, biz gösterdik yerleri sonra ne oldu
bilmiyorum.
* *
Köyünüzde Emlakçı var mı?
-Bizde yok. Çavdır'da ayakçılık yapan bir arkadaş var. Kime alıyor kime
satıyor bilmiyoruz.
Biz yararlanamıyoruz. Turist yoldan gelip geçiyor akşama kadar, bir tesis
yok buraya uğramıyor. Bir şey bilen, yapan da yok.
Patara, Amerikan Kongresini bekliyor!
Patara'da Amerikan anayasasının köklerinin aranmaya başlanmasıyla birlikte,
köylülerin tek umudu 2007 yazında köye geleceği varsayılan Amerikan heyeti.
Kazı ekibinin ve köye gelen diğer yetkililerin, 'yıldönümü kutlamalarında
bölgeye bin tane uluslar arası basın temsilcisi gelecek' sözleri köylülerin
beklentisini arttırmış durumda.
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, Ekim 2005'te Patara'ya ziyaretinde kazı ekibinden bilgi alırken köylülere de şaka yollu,
" konuklarınızı böyle mi ağırlayacaksınız. Çevrenize çeki düzen
verin, evlerinizin önünü, sokaklarını temizleyin, Amerikalı konuklarınıza
rezil olmayın!"
dediği konuşuluyor köy kahvehanelerinde.
Patara köylüleri, gelişmelerle ilgili olarak;
"Solarz'ın Türk dostu olduğunu söylediler. Amerika bu işe el atarsa köyümüz kalkınır, işlerimiz gelişir, bölgeye turist yağar. Çocuklarımızı evlendiremiyoruz. Devlet bize
yardım etmiyor. Yıllardır sit alanı olan köyümüzde çivi bile çakamıyoruz. Bu
durum bir düzene kavuşur. Nisan'da Meclis Başkanımız gelecek, söz verdi.
Onun da gelmesiyle burada bir şeyler yoluna girer.
Fazıl say da piyano çalıyor. Ağustos'ta buraya geldi. Hocalarımızla
birlikte oldular, çok etkilenmiş, Patara'ya beste yapmış."
gibi cümlelerle bekleme sürecinin gerginliğini üzerlerinden atmaya çalışıyorlar. Patara
konusunu yeni gelişmeler doğrultusunda daha kapsamlı olarak ayrıca ele
alacağız.
|