Siyaset20 Eylül 2004 00:00

İçimiz..Dışımız.. - Erol Manisalı

Ancak Amerikan şirketlerinin dış kazançları (sömürüleri), Amerikan işçisine, köylüsüne, halkına, öğrencisine ve işadamına refah olarak geri döner. Şirketlerin özel çıkarları ile halkın çıkarları, ''sömürü sonucu'' örtüşürler. İşler Türkiye ve benzeri ülkeler için ise böyle değildir. Özellikle gayri milli sermaye çevreleri Batı'nın dev şirketlerine ''bağlı ve bağımlı'' durumundadırlar. O dev şirketlerin çıkarları doğrultusunda hareket ederler.coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardssitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify idippedut.dk abilify

Televizyonda karşımda oturan konuşmacı eski bakan, emekli büyükelçi ve köşe yazarı olan kişi ''AB ile ilişkileri en iyi işadamı bilir, onların dediğini yapmak gerekir'' diyordu.

Dediği doğruydu ama.. Türkiye için değil. Amerika'yı Ford, Philip Morris, Exxon gibi dev şirketler yönetir ve bu şirketlerin patronları Avrupa'yla ilişkilerin ne olacağını, Ortadoğu'nun ne zaman işgal edileceğini, Bush 'lara söyler, ABD Senatosu da büyük oranda Amerikan iş çevrelerinin güdümünde olan siyasi bir kurumdur.

Ancak Amerikan şirketlerinin dış kazançları (sömürüleri), Amerikan işçisine, köylüsüne, halkına, öğrencisine ve işadamına refah olarak geri döner. Şirketlerin özel çıkarları ile halkın çıkarları, ''sömürü sonucu'' örtüşürler. İşler Türkiye ve benzeri ülkeler için ise böyle değildir.

Özellikle gayri milli sermaye çevreleri Batı'nın dev şirketlerine ''bağlı ve bağımlı'' durumundadırlar. O dev şirketlerin çıkarları doğrultusunda hareket ederler.

- O nedenle Türkiye'nin dış ticaret açığı sürekli artmak zorundadır, sistem tek yanlı kurulur ve işletilir.

- O nedenle dış borç sürekli artar.

- O nedenle Türk çayının yerine buzlu teneke kutu çayı, kültürel emperyalizmin bir aracı olarak yerlisinin yerine Batı şirketleri tarafından dayatılır.

- O nedenle Türkiye'de imalat sanayiinde ''Bir birim mal üretimi için gerekli dış girdi 10 yıl içinde yüzde 35'ten bugün yüzde 60'a yükselmiştir.

- O nedenle ''iç siyaset'' dev şirketlerin, Brüksel'in ve Washington'un iplerini tuttuğu oligarşik ve faşist bir düzen sergiler.

- O nedenle dış ticaret açığı patlarken bazı medya çevreleri ''ihracat patlıyor'' yalanını Göbels 'in propaganda makineleri gibi sayfalara (ve ekranlara) taşırlar.

Hangi işadamı?

''İşadamının dediği'' de.. hangi işadamı?

- Kendi kaderini Batı'nın büyük şirketlerinin eline vermiş; ''Washington ve Brüksel ile pazarlıklar yaparak iktidar değiştirten'' gayri milli iş çevreleri mi? Onlara göre ''iş'' demek ''Batı'nınki'' demektir. Batı şirketinin yanında olmak demektir; Türkiye'nin toprağını, sanayisini, KİT'ini, insanını, kültürünü, özgürlüğünü ''pazarlayan'' çevreler demektir.

Eh ''onların dediği'' şey de Batı'nın istediklerini vermek anlamına geliyor. Kendi evlerini, maaşlarını, banka hesaplarını vermiyorlar ya; halkın, köylünün, işçinin, esnafın, Cumhuriyetin sırtından geçiniyorlar. Satılan Türkiye olsun, o da dert mi onlar için... Kendileri ayakta ya, yeter de artar bile.

Halk bu sahte bölünmeyi ''ve ayrıştırmayı'' görmek ve anlamak durumunda. O güzelim Datça'nın Ege'ye nazlı nazlı bakan amfitiyatrosunu ağzına kadar dolduran güzel insanlara bir yaz günü seslenirken bütün bu gerçekleri dile getirmeye çalışıyordum geçen aylarda.

- Türkiye'de neden ''Herkesin birlikte kazanıp mutlu olacağı'' ; iktisadi, siyasi, kültürel alanlarda, birlikte yararlanacağımız koşulları geliştirmek varken, bir azınlık, neden emperyalizmin kucağına düşer? Neden onlarla işbirliği yapar hale gelir?

- Bazı büyük sermaye çevreleri ''Neden gidip Brüksel'in, Washington'un ve dev şirketlerinin Türkiye'deki maşası olurlar?''

- Maşası olduktan sonra neden pamukçuyu, tütüncüyü, çaycıyı, pancarcıyı, meyveciyi bile bile ezdirtirler?

- Neden ulusal sanayi tesislerini önce çalışamaz hale getirtip sonra da Batı'nın tekellerine sattırırlar?

- Neden İslamcı siyaset ile işbirliği yaparak emperyalizmin dalbudak salmasına yardımcı olurlar? Atatürk Cumhuriyeti'nin, İslamcı Cumhuriyet olmasına destek verirler?

- Onların, yani Batılıların yaptığı gibi ''Neden kendi toplumları ile bütünleşerek'' herkesin kazanacağı bir ortam yaratmazlar?

- Ve sonunda, Türkiye'nin parçalanmasına destek vermiş olurlar.

Gümrük Birliği'nin iyi mi olduğunu ''işadamı bilir'' diyen bir kişi gayri milli iş çevrelerini kastediyor. Kendisi belki de meselenin farkında bile değildi.

Yabancılarla oturup yabancılarla kalktığı için ''Dünyaya onların gözü ile bakıyordu'' . Orada şirketlerin dediği oluyor, herkes kazanıyor, biz de de öyle olsun diye düşünmüş bile olabilir! Onun için sözü dinlenmesi gereken patronlar (ve şirketler) zaten gayri milli hale gelmiş iş çevreleri. Sorunun temel yanlışlığı burada yatıyor.

Gelişmiş toplumlar, bireyler ile toplum arasında bütünleşmeyi ve çıkar örtüşmelerini sağlamış toplumlardır. Azgelişmiş toplumlar ise içlerinde ''gayri milli bir çevrenin'' , emperyalizmin maşası olduğu toplumlardır.

Türkiye'de kimin ne olduğunu görmek, anlamak ve örgütlü bir biçimde tepki vermek zorundayız. Bunu yapabilen birçok ülke var, biz neden yapmayalım?