Siyaset25 Mart 2005 00:00

ÖZ HAKİKİ METAL FIRTINA - Çoşkun Telciler

Bu yazıyı okumadan önce gerçek “Metal Fırtına” kitabını okumanızı öneririz. Çünkü yazımız asıl kitaba ekler şeklindedir. Yazarımız, “Metal Fırtına” romanının yazarlarının (her kimse) görüşünü olduğu gibi almış o görüşe hiçbir şey katmamıştır. Sadece kitapta görülen bazı eksiklikleri tamamlamaya çalışmıştır. Bu nedenle yazımızla ilgili tüm şikayetlerinizi, eleştirilerinizi Orkun Uçar - Burak Turna isimli yazarlara yapın. Bizi sakın ola eleştirmeyin. Gerçekte bizim görüşümüz “Metal Fırtına” yazarlarının görüşleriyle tamamen zıttır. Eğer ABD bir hata yapıp Türkiye’ye saldırırsa eminim Vietnam bozgununu tamamen unutacaktır. Çünkü o zaman Türkiye’deki bozgunu düşünecektir.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptaabilify idippedut.dk abilifycialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Bir ek daha.

Kitapta Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı hiç anılmıyor. Genelkurmay başkanının adı söylenmiyor, ABD başkanı sadece başkan diye anılıyor. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Condolice Rice hariç hiç kimsenin adı anılmıyor. Bu nedenle adı geçen bu şahıslarında güncel yaşamımızdaki kişiler olmayıp diğer kişiler gibi hayali kişiler olması gerekmektedir. Yoksa romanın bütünlüğü bozulmuş olacaktır. Okurken bunu göz önüne almakta fayda var.

Gelelim romanı tamamlayıcı eklemelerimize.


Kuzey Irak’ta saldırıya uğrayan Türk kuvvetlerinin karşılaştığı duruma eklemeler.

SALDIRIYA UĞRAYAN TÜRK KUVVETLERİ

Amerikan askerleri attıklarını vuruyorlardı. Çok keskin nişancı idiler. Hatta bir seferinde bir Amerikan askeri bir atışta 4 Türk askerini öldürmüştü. (şehit kelimesi yasaklandığı için şehit diyemiyoruz). Türkler ise rasgele ateş açıyorlardı. Açtıkları ateşten Amerikalılar hiç etkilenmiyordu. Türkler zaten Kuzey Irak dağlarına deniz piyadelerini göndermekle savaştan ne anladıklarını göstermişlerdi.

Türk deniz piyadeleri dağlarda düşman gemisi aramış, bulamayınca midye ayıklamaya başlamışlardı. Düşman (yani dost) Amerikan ateşi bu sırada başlamış, Türk denizcilerin birçoğu ellerinde midye dolması olduğu halde ölmüşlerdi. Bazı Türk askerleri de saldırıdan kurtulmak için denize atlamaya çalışmış, bulamayınca mecburen ABD askerine teslim olmuştu.

Türkler savaştan anlamadıklarını kanıtlamışlar, deniz piyadelerini Irak dağlarına gönderirken, Hakkari’de bulunan “Dağ Komando Tugayını”da İskenderun’a balık avlamaya göndermişlerdi. Kara ve deniz kuvvetleri arasındaki bu uyumsuzluk bütün savaşı etkileyecekti.


DÜŞMANI DİLİNDEN TANIYIP ONA GÖRE ATEŞ EDEN AKILLI BOMBA

Amerikalılar, Türk kuvvetlerinin üstüne 350 tonluk bomba atıyorlardı. Fakat, bazı durumlarda düşman (yani Türk) kuvvetlerinin gizlenmesi bombanın etkisini azaltıyordu. Bunun üzerine bombaya yeni özellikler eklediler. Bomba, düşman üstüne geldiğinde özel bir radar sistemi ile konuşmaları dinliyor ve yabancı yani Türkçe kelime algıladığında kendi kendine patlıyordu. Türk askerinin bunu da öğrenip hiç sesini çıkarmaması üzerine bombaya korkunç bir özellik eklediler. Böyle bir şey tarihte asla görülmemişti.

Bomba, sanki arkadaşmış gibi siper almış olan Türk askerine yanaşıyor ve bombadan çıkan el Türk askerinin omzuna arkadaşça dokunuyordu. Türk askeri “kim o” deyip kafasını kaldırdığı anda bomba korkunç bir şekilde infilak ediyor ve zavallı, biçare, güçsüz Türk askerlerini öldürüyordu. Türk deniz piyadeleri bu şekilde çok kayıp vermişlerdi.


TOROSLARDAKİ TÜRK BİRLİĞİNİN HAZIRLIĞI PORNO CD VCD LER

Amerikan ordusunun Suriye’den geçip Ankara’ya ulaşmasını engellemek için Toroslar’da yığınak yapan Türk kuvvetlerinde bol miktarda porno CD’ler VCD’ler bulunmuştu. Bunları oraya kimin yığdığı merak konusuydu. Sonuçta Toros dağlarında, siperlerde silah yerine porno malzeme bulan Türk ordusu, Amerikan kuvvetlerinin geçişine seyirci kalıyordu. Amerikan ajanları, akıllı davranarak porno CD’lerle Türk birliklerini etkisiz hale getirmeyi başarmışlardı.



KAYSERİ TUGAYININ ELEKTRİĞE ÇARPILMASI

Keban ve Atatürk barajlarını ele geçirerek Türkiye’nin enerji dağıtıma el koyan Amerikan askerlerine karşı Kayseri’de bulunan “Hava İndirme Tugayı” harekete geçirildi. Fakat bu özel birlikte ABD’li bilim adamlarının geliştirdiği yeni silahla etkisiz hale getirildi. Bu silah, barajın çevresine yaklaşanları anında görüyor ve onun sünnetli olup olmadığına bakıyordu. Eğer sünnetli ise düşman demekti. Bu takdirde, yerden 30 metre yüksekte elektrik tabakası oluşturuluyor ve bu tabakanın yükü zavallı düşmana boşaltılıyordu. Böylelikle baraja ulaşmayı deneyen Türk tugayı büyük kayıplar vermişti.

ABD, Türkiye’nin enerji sistemine hakim olmakla beraber ülkeyi elektriksiz bırakmıyor, TV’lerde psikolojik harp savaşı veriliyordu. Böylece Türk halkı psikolojik yıkıma uğratılıyordu. TV’lerde devamlı gelin kaynana programları izleniyor ve belli medya gruplarının Türk yazarları, yorumcuları ekrana çıkartılarak serbest piyasa ekonomisinin ve küreselleşmenin faziletlerini, ABD ordusunun gücünü, Türk ordusunun niye bunlara karşı koyamayacağını, artık 30ların Türkiye’sinde ki değer yargılarını bırakmamız gerektiği, ABD işgali tamamlanınca AB’ye gireceğimizi ve 200 yıllık medeniyet yürüyüşümüzün gerçekleşeceğini, zaten Atatürk’ünde ABD işgalinden yana olduğunu anlata anlata bitiremiyorlardı.


BOLU KOMANDA TUGAYININ BİLET ATMADAN OTOBÜSE BİNMESİ

Bolu Komando tugayının başına gelenler savaşın en acıklı bölümüydü.

İstanbul’u savunmak için Bolu’dan ayrılması gereken komandolara körüklü İETT otobüsleri gönderilmişti. Komandolar otobüse biniyorlardı. Birden genelkurmay başkanının telefonu çalmaya başladı. Arayan İETT şöförüydü.

“Paşam askerlerin çoğu bilet atmıyor, kimisi de bir biletle 2 kişi biniyor. Ayrıca, arkadan binenler bilet atmadılar. Ayrıca komandolar otobüste ateş yapıp yılan pişirmeye başladılar. Bu şartlarda otobüsü hareket ettiremem. Ya herkes biletini atsın yada yurdu başka zaman savunursunuz” dedi. Genelkurmay başkanı olayı AB standardları doğrultusunda çözeceğine söz verdi.

Bu arada bir akıllı bomba geldi. Şöför bombaya bir dakika beklemesini işaret etti. Biletleri saydı. Eliyle tamam işareti yaptı. Bomba patladı. Tüm komandolar ölmüş sadece şoför kurtulmuştu. O bir Amerikan casusuydu.



BAŞBAKANIN ASKERLİĞE İLK ADIMINI ATMASI

Masanın üstüne harita serilmişti. Harita üzerinde kuvvetlerin yerlerini gösteren oklar, şekiller vardı. Genelkurmay başkanı sordu.

“Peki sayın başbakan. Düşman buradan saldırırsa ne yaparsınız?”

“O zaman şurayı savunurum. Şuradan karşı saldırıya geçerim.”

“Güzel, strateji sınavını verdiniz. Şimdide tarih sorusunu soralım. Düşmanlarımız kimlerdir, dostlarımız kimlerdir.”

“ABD ve AB dostumuzdur. Arap ülkeleri başta diğer tüm ülkeler düşmanımızdır. Yunanistan, Ermenistan dostumuzdur.”

“Peki, son soru. Bize akademide öğretmişlerdi. Gereksiz ama yinede soralım. Atatürk ilke ve inkilabları nelerdir?”

“AB’ye girmek, küreselleşmek, özelleştirmedir. Türk ulusunu aşağı görmektir. Yabancı ülkelere hizmet etmektir. Türk değil Türkiye’li olmaktır.”

“Tebrik ederim sayın başbakan. Artık sizde asker oldunuz.”



BAKANIN KAFA ATMASI, RİCE İN TEKMESİ

Amerikalılar Türk dışişleri bakanını rehin tutuyorlardı. Bu savaş hükümlerine aykırı idi. Ama Amerikalılar Cenevre sözleşmesini değiştirmişler, Teksas kriterlerini kabul etmişlerdi. Buna uyan ülkeler ABD, İngiltere ve İsrail idi.

Bir gün Türk dışişleri bakanını toplantıya çağırdılar. ABD başkanı, savunma bakanı, genelkurmay başkanı hepsi orada idi. Toplantıda Türklere hakaret etmeye başladılar. Türk bakan kızdı. Önce savunma bakanına bir kafa attı, genelkurmay başkanının ağzını burnunu kırdı. Sıra başkana gelmişti ki kapı açıldı. Kapıdan siyah elbisesi, siyah mini eteği, siyah çorapları ve siyah çizmesi ile siyah bakan girdi. Türk bakan gardını aldı. ABD’li bakan uçarak tekme attı. Türk bakanın bayılırken gördüğü son şey siyah iç çamaşırı oldu.



ANITKABİRİN BOMBALAMASI

Psikolojik savaşın bir sonucu olarak, Türk halkının moralini bozmak için Anıtkabiri bombalamaya karar verdiler.

Bu işi yapacak uçağın pilotu kürttü. Pilot bunu yapmaya kıyamadı ve geri dönerek Amerikan uçak gemisine saldırdı. Gemi yara aldı.

Sonra Türkiye’de doğmuş bir Ermeni pilot buldular. Oda yapamadı. Uçağını Amerikan kuvvetlerine sürdü ve birçok Amerikan askerinin ölümüne neden oldu.

Laf aramızda Amerikan kayıpları hep bu şekilde oluşmuştu. Türklerin verdirdikleri kayıplar çok azdı.

Fakat ABD genelkurmayı pes etmedi. Sonunda annesi babası Türkiye’de doğmuş olan bir Rum pilot buldular. Oda yapamadı. İntihar etti.

Amerikalılar kara kara düşünmeye başladılar. En sonunda kara kuvvetleri komutanı sevinçle buldum dedi. Dediğini yaptılar. Anıtkabir, Türklerin kutsal mekanı bombalandı.

Bombalama işini yapan Türk medyasında köşe yazarı olan gazetecilerden birisi idi.



Evet sayın okur.

Gerçek “Metal Fırtına” böyle olmalıydı.

Umarım Amerikalılar böyle abuk sabuk bir kitaba kanıp delilik yapmayacak kadar akıllıdırlar.