1919 yılında temelleri atılan ve emperyalist güçleri 2 yıl gibi kısa bir sürede mağlup eden tam bağımsızlıkçı Şanlı Türk Ordusu'nun günümüz Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, AB taraftarı olduğu halde, tam bağımsızlıkçı Türk milletinin güvenini nasıl kazanmış ve nasıl ulusalcı olmuştur?
2003 yılında Harp Akademileri'nde düzenlenen bir sempozyumda Genelkurmay 2. Başkanı olarak konuşma yapan Org. Yaşar Büyükanıt, o gün şunları söylüyor;
“ Silâhlı Kuvvetlerin görüşlerini büyük harflerle tekrar ifade ediyorum: TSK, AVRUPA BİRLİĞİ KARŞITI OLAMAZ. ÇÜNKÜ AVRUPA BİRLİĞİ, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN TÜRK TOPLUMUNA GÖSTERDİĞİ ÇAĞDAŞLAŞMA HEDEFİNİN, JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİK AÇIDAN ZORUNLULUĞUDUR.. Tekrar ediyorum; Türkiye Avrupa'nın bir parçasıdır ve Avrupa Birliğine girecektir!”
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=273449 )
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yükselen Org. Yaşar Büyükanıt, Türk milletinin %80'inin AB karşıtı olduğunu bilmiyor olabilir mi? Olamaz tabi. Ama bakın, AB karşıtları için aynı gün ne söylüyor ;
“ Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugünde; üniter, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin yılmaz bir savunucusu olmaya devam edecektir. Bu temel yaklaşım; AB'nin temel felsefeleri ile de tam bir uyum içinde bulunmaktadır. AB yolundaki bu amaçları, birer iç politika malzemesi ve araç olarak kullanmayı ve istismar etmeyi hedefleyenler ise, karanlık emellerine ulaşamayacaklardır. "
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde beklide ilk kez, 30 Ağustos tarihi beklenmeden atamalar yapılmış ve Org. Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanlığı'na atanmıştır.
AB'nin teslimiyetçi ve sömürgeci politikasını benimseyen, milletimizin %80'ini temsil eden AB karşıtlarını hedef almaktan çekinmeyen ve AB'ye girmek için tam bağımsızlıkçı Türk Silahlı Kuvvetleri'ni alet eden Org. Yaşar Büyükanıt, İsrail destekli AKP ile aynı tarafta değil midir?
Org. Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay başkanlığına apar topar kimlerin telkinleri ve desteği ile atandığı, Avrupa Birlikçi Org. Yaşar Büyükanıt'ın nasıl ulusalcı ilan edildiğini öğrenmek için; İsrail gizli örgütlerinin elindeki medyanın söylemlerinden ve yönlendirmelerinden kurtulmak-arınmak gerekir.
Anayasa'yı uygulamak ve Türk milleti ile devletinin sahip olduğu hakları korumak ile görevli olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer; Anayasa'yı çiğneyen, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne zarar veren, içte ve dışta Türk devleti ile milletinin onurunu zedeleyen, milletimize ve devletimize hakaret ve ihanet edenleri yargılamaktan-yargılatmaktan aciz midir?
Türk devleti ve milleti için açık(!) bir tehdit haline gelen AKP'yi ve yetkililerini “dokunulmazlık ve demokrasi” bahanesi ile yargılamayan Cumhurbaşkanı; dokunulmazlık ve seçilmişlik hakları olmayan işbirlikçi hain aydınları, aynı söylemlerdeki demokratik kitle örgütü liderlerini ve siyasi parti temsilcilerini neden yargılayıp cezalandırmamaktadır veya cezalandırmak için gerekli girişimlerde bulunmamıştır?
Adaletin olmadığı yerde sadece mülk yok olmaz.
Devletimiz, milletimiz, haklarımız ve bütün değerlerimiz ile birlikte bütün varlığımız yok olur. Bizler yok olurken diğer tarafta, bölücüler, işbirlikçiler, teröristler, hainler ve bütün tehditler örgütlenir, güçlenir ve olduklarından daha büyük bir tehdit haline gelirler.
Hukukun-adaletin üstünlüğü, mevcut bütün kurum ve değerlerden üstündür. Hukuk ve adalet örgütlerinin yönetim kadrosunu atamak hakkı bulunan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yanlış atamalar yapmış ve haklarımızı koruyamayan bir kadroyu adalet örgütünün yönetimine getirmiştir.
Anayasa'ya aykırı faaliyet yürüttükleri ortada olan AKP, RTE, PKK'nın dağdaki ve şehirdeki destekçileri, aydınlar ve diğer tüm tehditlere karşı neden devlet harekete geçmez ve milletimizin cepheleşerek kışkırtılmasına müsaade edilir ve destek olunur!?
Böylesi şüpheli bir durumda; içte ve dışta, gizli veya açık olarak; söz konusu tehditler ile birlikte AB gibi ortak hedefleri bulunan bu çevrelerin, milletimizin egemenliğini engellemek üzere yapay tehditler yarattıklarını ve bu tehditleri halkımızın üzerine sürerek, iktidara getirerek, silahlı işgal edilemeyecek ülkemizi siyasi ve gizli işgale sürükleyen bu girişimlerin açığa çıkması gerekir !
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve O'nun gibi görevini yerine getirmeyen diğer yetkililer, devlet yönetimi ilkelerinden biri olan “laiklik” kavramını Atatürk'ün değerleri ile özdeşleştirmişler, sınırlamışlar ve bununla AKP'nin önünü kesmeye çalışmaktadırlar. Bu son derece tehlikeli, yanlış ve aldatıcı bir politikadır!
AKP'nin ve diğer tüm tehditlerin iktidarına, saltanatına ve ihanetlerine son vermek için yapılması gereken; yukarıda da söylediğimiz gibi görevinizi yerine getirmek ve sadece Anayasa'yı uygulamaktır.
İsrail gizli örgütleri ile bağlantılı tarikatlar sayesinde toplumumuzun belli bir kesimine kendini dindar olarak kabul ettiren RTE ve AKP ile sürdürülen sözlü tartışmalar, isteseniz de istemeseniz de, halk desteğini yitiren AKP ve RTE'ye yeniden güç vermekte, onlara inandırılmış belli bir kesimi militanlaştırmakta ve milletimiz tehlikeli bir tuzağa doğru sürüklenmektedir!
Milletimizi senelerce ihanet şebekesine mahkum etmekten ve milletimizi cepheleştirmekten başka bir iş görmemiş yetkililerin, bu tuzağın varlığından haberdar olmadığını düşünmek saflık olacaktır.
Türk gençliğinin vicdanına ve sağduyusuna güvenen Ulu Önder'imiz Atatürk'e bağlı, O'nun ileri görüşlüğüne inanan, devletimizin devlet olmaktan çıktığının farkına varan milletimiz Hitabe'de emredilen görevi üstlenmek ve varlığı üzerine oynanan büyük oyuna el koymak zorundadır.
Medya, özellikle vatansever basın, İsrail gizli örgütlerinin elinde olmadığını ispat etmek istiyorsa bu sese kulak vermeli ve sesimizi Türk milletine duyurmalıdır.
Damarımızdaki asil kanımızdan başka güvenecek kimsemiz, hiçbir şeyimiz kalmamıştır.
Türk'ler birleşmek ve birlikte mücadele etmek zorundadır. Hemen!
Saygılarımızla
|