ABD12 Ocak 2007 00:00

PKK Koordinatörlüğü ve "Plausible Deniability" - Behiç Gürcihan

Telafer'de Türkmenler ABD tarafından bombalanırken kılını kıpırdatmayan ama Kerkük'te etnik çatışma tırmandırılığında aslan kesilecek Türkiye... Diyarbakır'daki yavşak neredeyse toprak talebinde bulunmaya hazırlanırken; daha Anadolu'daki petrolünü doğru düzgün çıkaramayan ama Kerkük'te "Misak-ı Milli" hayalleri kuran Türkiye... Uyan... AB-D'nin ipinin ucunda AB-D'nin ipine yürüme. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon




OYUN
BOZAN

PKK Koordinatörlüğü ve "Plausible Deniability"

Behiç Gürcihan
(Kıvanç Değirmenli)

www.acikistihbarat.com

  22.11.2006



100. Yıl Mutabakatı


Irak Tuzağı Yazıları


Diğer Seçme Yazı ve Raporlar

Yazarın Yazı Arşivi

Yazarın Rapor Arşivi


ABD'nin ipinin ucunda başladığı hayata yine ABD'nin ipinin ucunda veda eden Saddam;

kuklacının ipinin eninde sonunda kuklanın ya ayağına ya boynuna dolanacağının tarihi kanıtını sundu.

Saddam aslında hep ipin ucundaydı.

Saddam'ı suikaste azmettirirken de;

İran'ın üzerine salarken de;

Şii'leri kışkırtıp sonra Saddam'ın onları ezmesini seyrederken de

ve en önemlisi Kuveyt'i işgal ettirirken de;

ABD hep "plausible deniability" kavramını ustaca kullandı.

Nedir "plausible deniability"?

"İnandırıcı yadsınırlık" olarak çevirebileceğimiz bu kavram; ABD'nin resmi jargonunun bir parçasıdır.

ABD'nin resmi olarak üstlenmediği ve sonuçları ile yüzleşmek zorunda kaldığında inandırıcı bir şekilde "ben yapmadım" diyebileceği durumları ve metodolojileri ifade eder.

Kuveyt örneği üzerinden baktığımızda...

Hatırlayın...Saddam'ın Kuveyt'i işgali öncesinde ABD Büyükelçisi ile Saddam arasında yapılan görüşmede, "Saddam'ın Kuveyt ile ilgili iddialarının bir iç mesele olduğu" mesajı iletildi.

Bu mesaj dönemin konjenktüründe Irak devleti tarafından bir yeşil ışık olarak yorumlandı ve gerisi malumunuz.

Gelelim günümüze...

Gelelim Türkiye'ye...

Siz Türkiye'yi Kerkük bataklığına itmek istiyor olsanız ama itiyor görüntüsü vermeden bunu yapmak durumundaysanız ne yaparsınız?

Türk Devleti'ne "yeşil ışık" mesajını nasıl iletirsiniz?

Genelkurmay Başkanınıza telefon mu açtırırsınız...

Eşbaşkanınızı arayıp "Hadi göreyim seni" mi dersiniz...

Irak'ta kurduğunuz bütün dengesizlikleri/dengeleri risk etme pahasına gazetelere demeç üstüne demeç mi verirsiniz...

Unutmayın...

Bu mesajın üç önemli özelliği olmalı:

1)
Resmi bir kanaldan gerçekleştirilmeli
2) Aleni olmamalı
3) Resmi olduğu halde gerektiğinde inandırıcı bir şekilde yadsınabilmeli

Sonuçta bir kaç senatörün demeci; bir kaç ABD'li gazetecinin yazısı veya rüşvet ilişkilerinde çok işe yarayan ama devlet bürokrasisini seferberlik moduna sokmada yetersiz kalacak kişisel ilişkiler ağı üzerinden halledilebilecek bir konudan sözetmiyoruz.

Türkiye'nin; Saddam örneğinde olduğu gibi, bir diktatörün emrindeki aşiret devleti olmaması denklemi daha da zorlaştırıyor.

İşte bu noktada yaratılan PKK Koordinatörlüğü muhteşem bir ara çözüm.

Hele hele bu müessesenin başında Edip Başer gibi; karşılarken ve uğurlarken ABD'li muhatabbının elini iki elinin arasına alıp sıkacak kadar dost canlısı bir paşamız olduğu sürece.

Geçenlerde kendisi Tayyip Erdoğan'ın "Koordinatörlükten bir sonuç alamıyoruz" mesalindeki sözleri sonrasında medyaya "biz iş yapıyoruz" olarak özetlenebilecek açıklamasını yaparken mealen aşağıdaki cümleyi kullandı:

" ABD'li muhatabama; Türkiye'nin gerekirse Kuzey Irak'taki hakları koruyacağını söyledim ve o da hak verdi, bunun en doğal hakkımız olduğunu belirtti."

ABD'den tarihi boyunca kazık yiye yiye uslanmayan ve akıllanmayan bir zihniyetin hala masumane ifadelerle bir ABD'li generalin "hak vermesini" vurgulaması bu açıklamanın en trajik kısmı.

Daha da vahim olan Edip Başer'in yukarıda sözettiğimiz o üstü kapalı mesaj için ideal bir iletken konumuna gelmiş olması.

PKK Koordinatörlüğü iki devlet arasında açılan "resmi" bir kanal...

Başındakiler o devletlerin "resmi" temsilcileri...

Ve bu temsilcilerden birinin algısı; muhatabının mesajlarına karşı fazlası ile açık.

O kadar açık ki;

yıllardır PKK'nın kılına dokundurtmayan ABD'nin bir generalin, "bu sizin en doğal hakkınız" söylemini; kamuoyuna "yol katediyoruz" edası ile açıklıyor.

ABD için ideal bir "plausible deniability" ortamı ile karşı karşıyayız.

Ön planda kamuoyu önünde; Türkiye'ye karşı her türlü

"Kerkük Irak'ın içişidir; kimse Irak'a karışmasın"

mesajları verilirken;

arka planda

"Türkiye'nin tezlerine hak veren" bir resmi kanal parodisi.

Devlet içindeki "Kerkük maceraperestlerinin";

"ABD bizi arka planda el altından destekleyecek ama ön planda Irak'taki dengeler açısından bu mesajları vermek zorunda"

tezini savunması için gerekli malzemeyi ve psikolojiyi sağlayan
bir parodi.

Bu diabolik ortamın sonunda ise ABD'nin gazına gelerek Kerkük'teki bataklığa saplanan Türkiye...

Telafer'de Türkmenler ABD tarafından bombalanırken kılını kıpırdatmayan ama Kerkük'te etnik çatışma tırmandırılığında aslan kesilecek Türkiye...

Diyarbakır'daki yavşak neredeyse toprak talebinde bulunmaya hazırlanırken; daha Anadolu'daki petrolünü doğru düzgün çıkaramayan ama Kerkük'te "Misak-ı Milli" hayalleri kuran Türkiye...

Uyan...

AB-D'nin ipinin ucunda AB-D'nin ipine yürüme.

B.G.


Açık İstihbarat'ın Resmi
E-Posta Grubu
AçıkİstihbaratTürkiye'ye Üye Olun


Açık İstihbarat @ 2006