ABD8 Ocak 2007 00:00

ABD-İran Koalisyonu Çoktan Kuruldu - Faysal El Kasım

ABD'nin işgal sonrasındaIrak'taki sivil yöneticiliğini yapan Paul Bremer de hatıratlarında, Amerikalılarla dini merciler dâhil Irak'taki İran grubu arasındaki koordinasyona dair önemli konuları su yüzüne çıkardı. ... Eski ABD, Dışişleri Bakanı Henry Kissinger bir Arap gazetesinde yayımlanan makalesinde, "Irak'taki İran'labağlantılı dini merciler Amerikalılara karşı gösteri yapılması fetvası verse, ABD'nin ülkedeki askeri varlığı iki hafta süremez" itirafında bulunmuştu. coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardskamagra kamagra wikipedia kamagra gel

ABD-İran Koalisyonu Çoktan Kuruldu

Faysal El Kasım - Şark Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  08.01.2007
   
 

 

Acaba Tahran'ın nükleer programı nedeniyle ABD'yle İran arasında
korkunç bir çatışmaya yol açacak kadar kökleşmiş bir düşmanlığın
varlığından söz etmek gerçekten mümkün mü? Yoksa Arap ve Batı
medyasının görmezden geldiği siyasi ve stratejik veriler ve ABD'yle
İran'ın ortak çıkarları, iki taraf arasında çatışma çıkmasına izin
vermeyebilir mi
?

Medyanın İslam cumhuriyetiyle ABD arasındaki anlaşmazlıklara yoğunlaşmasının sebebini anlamıyorum. İkilinin ortak noktalarının üzeri tamamen karartılıyor.
İran siyasetine dokundurmak istemiyorum, zira İranlılar Arapların
aksine nasıl davranacaklarını biliyor.

Arap rejimleri kendivatanlarında ABD'ye komisyonculuk yaparken İranlılar Sam Amca'ya kendi çıkarları için başkasının çıkarlarını pazarlıyor.

Amerikalı güvenlik uzmanı George Friedman soruyor:

"11 Eylül sonrası21. yüzyılda yaşanan en önemli uluslararası olay nedir biliyor
musunuz? ABD-İran koalisyonu."

Friedman'ın bu sözü rastgele veya kışkırtma amacıyla sarf ettiğini düşünmüyorum. Zira medyanın Washington'la Tahran arasındaki çatışma olasılığına dair tüm
korkutmalarına rağmen gerçekler böyle bir koalisyonun varlığını açıkça
ortaya koyuyor.

ABD de İran'a çalıştı

İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Seyit Muhammed Ali Abtahi şöyle diyor:

"İran desteği olmasaydı, ABD Irak veya Afganistan savaşını hayal dahi
edemezdi."

Bu açıklama Friedman'ın söylemini destekliyor.

Bir başka ifadeyle, Amerikan yüzyılı İran desteğiyle başladı.

ABD, Irak'ı, İran'la bağlantı içindeki Iraklı partilerin işbirliği ve
eşgüdümüyle işgal etti. Irak rejiminin düşürülmesi sonrası Washington
özellikle de Şii partilere yoğunlaşmaya başladı ve bir anda işgal
öncesi hiç kimsenin duymadığı Iraklı Şii lider Ayetullah Ali
ortaya
çıktı.

Sistani bir gecede Time dergisinin yaptığı anketteki 'dünyaya hükmeden en önemli 100 kişi' arasında yer aldı. Burada, ABD medyasının Ayetullahları sürekli şeytanlaştırdığı da göz önüne alınmalı.

İranlılar, Saddam Hüseyin'e karşı sekiz yıllık savaş boyunca
gerçekleştiremedikleri şeyleri ABD sayesinde elde etti. Arapların doğu
kapısı olmaları sonrası, artık Irak'ın dört bir yanında istedikleri
gibi davranıyorlar. Bunun yanı sıra, adamları da Irak'ta açık ABD
desteğiyle devlet organlarına hükmediyor
.

ABD'nin işgal sonrasındaIrak'taki sivil yöneticiliğini yapan Paul Bremer de hatıratlarında, Amerikalılarla dini merciler dâhil Irak'taki İran grubu arasındaki
koordinasyona dair önemli konuları su yüzüne çıkardı
.

Irak seçimleri düzenlendiğinde, ABD İran destekli grupların kazanması
için elinden geleni yaptı. Şii el Hekim ailesi ve bu ailenin başta
Bedir tugayları olmak üzere milisleri ABD'nin de alkışlamasıyla
iktidara geldi.

Siyah sarık sahipleri ve Amerikan işgal güçleri arasında, Irak direnişiyle mücadele etmek için açık bir koalisyon doğdu.

İran'ın Iraklı muhalifleri ve Amerikan güçlerinin işbirliğiyle, Felluce, Telafer, Kaim dahil Irak'ın bir çok Sünni bölgesi tasfiye edildi.

Bazıları Irak'taki Şii çoğunluğun 80 yıllık sınırlandırma sonrasıülkede iktidarı ele geçirme hakkı olduğunu ifade edebilir. Başkalarıysa, 'Iraklı Şiilerle Amerikalıların çıkarları buluştu'
diyor. Bu da mümkün. Fakat lütfen bize İran'la ABD'nin birbirlerine
düşman olduğunu ve Şahab füzelerinin Amerikan gemilerini vuracağını
söylemeyin.

İran kendisiyle bağlantılı Iraklı partiler kanalıyla, ABD'yle açık bir koalisyona girdi. Irak'ta iktidarı elinde bulunduran Şii partilerin,
müttefik ve dost oldukları için Amerikan güçlerine tek bir kurşun
atılmasına göz yummayı reddetmesi bu koalisyonun göstergelerinden.

İran hesabına çalışanlar Amerikalılara Irak'a girdikleri anda karşıkoysaydı dengeler bir gün içinde değişirdi; ABD şu ana kadar kararlılık gösteremezdi.

Eski ABD, Dışişleri Bakanı Henry Kissinger bir Arap gazetesinde yayımlanan makalesinde,

"Irak'taki İran'labağlantılı dini merciler Amerikalılara karşı gösteri yapılması fetvası verse, ABD'nin ülkedeki askeri varlığı iki hafta süremez"

itirafında bulunmuştu.

Fakat bu fetvalar sadece Irak halkının inadını kırmak ve işgalcilere
direnmemesini sağlamak için çıkarıldı. İran'ın müttefikleri ABD
güçleriyle barış içinde, hatta iddialara göre ABD saflarında
savaştılar da.

Nice gafiller İsrail bir süre önce Lübnan'a saldırdığında Iraklı Şii din adamlarının Amerikalılara karşı fetva çıkarmasını bekledi. Fakat İran'la ABD'nin ortak çıkarlarını
göremedikleri için hayal kırıklığına uğradılar.

İmam Humeyni bir defasına şöyle demişti:

"ABD senden hoşnutsa kendini suçla."

Fakat bugün ABD sadece İran'dan hoşnut olmakla kalmıyor, İran sayesinde
Irak'ta kendisine zemin de hazırlıyor.

Gates, diplomasiyi vurgulayacak

Suudi Arabistan, bir süre önce Amerikalıları neden Irak'ı altından bir
tabakla İran'a teslim etmemeleri konusunda uyardı anlamış değilim.
Zira bunun bir felaket olduğunu biliyorsanız daha büyük felaketi
bilmiyorsunuz demektir. Herhalde Suudiler İran'ın Irak konusunda
Amerikalılarla nasıl oynayacağını bildiğini gözden kaçırdı. Üstelik
İran bunu Araplar gibi topraklarını ve üslerini ABD'ye açarak yapmadı.
Körfez ülkeleri Irak-İran savaşı günlerinde İran yayılmacılığıyla
mücadele için Saddam'a verdikleri milyarlara nasıl yanıyorlar şimdi?

ABD-İran savaşının davullarını çalanlar! Sizden akıllarımıza saygı
göstermenizi rica ediyorum. ABD'nin Irak, Afganistan ve Somali gibi
askeri, siyasi ve sosyal açıdan çökmüş ülkelerden başkasına
saldırmadığını bilmiyor musunuz?
İran gayet iyi durumda, hatta ABD'nin
Irak'ta bulunduğunu iddia ettiği gibi hayali değil, gerçek kitle imha
silahlarına da sahip. Dolayısıyla, ABD'nin İran'a yönelik tehditlerini
Irak savaşı öncesinde Saddam'a karşı savurduğu tehditlere benzetmek
aptalca.

ABD ön anlaşmalar yapmaksızın

150 bin askerini Irak'ta İran ve müttefiklerinin rahmetine bırakacak
kadar gafil mi?

Tabii ki hayır. Hatta Pentagon'un başına Donald
Rumsfeld'in yerine Robert Gates'in gelmesiyle birlikte görülen o ki,
ABD-İran koalisyonunun saflığını bulandıran sorunlar, Şah'ın 1973'te
Batı desteğiyle başlattığı nükleer programa dair büyük 'gürültü'ye
rağmen çözülecek.


Gates birkaç yıl önceki bir araştırmasında, İran'a
karşı güç kullanımına dayalı bir siyaset yerine, yumuşak güç
politikasını tavsiye etmişti. Hiç kuşkusuz bu politika İran'la ABD'nin
yakınlaşmasını tamamlayacak.

19 Kasım 2006



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006