| |
Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, terörle mücadele konusunda ABD, Türkiye ve Irak tarafından oluşturulan koordinatörlük konusunda yapmış olduğu açıklamalar, devletin yönetimini üstlenmiş sorumlu bir devlet adamından çok, tıpkı benim gibi sıradan bir Türk vatandaşının sızlanmaları gibi.
Sayın Başbakan, konu ile ilgili olarak Türkiye’nin B ve C planlarını anlatmaktan ve bu planların derhal devreye sokulacağını belirtmek yerine, mâlumu ilan etmekle iktifa ediyor. Oysa, Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden acele çözüm bekliyor. Öte yandan millet, bu konuda kurulan koordinatörlüğün, ipe un sermekten ve kenarda köşede kalmış ve haksızlığa uğradıkları düşünülen (Geçmiş yıllarda alınan bazı YAŞ kararlarıyla Edip Başer’in Genelkurmay Başkanlığı’nın önünün kesildiğini söyleyenler vardır) bazı generallerin taltif edilmelerine yönelik bir manevradan başka bir anlam taşımadığını zaten biliyordu. Demek ki; hükümet, milletin aylarca önce beklediği çizgiye henüz gelebilmiş durumdadır.
Sayın Başbakan demiş ki;
“Türkiye ve Amerika arasında terörle mücadele için oluşturulan koordinatörlük mekanizması olumlu sonuç vermedi!”.
Sayın Başbakana şimdi sormak gerekir;
“Türkiye’nin hangi beklentisi olumlu sonuç verdi de bu konu olumlu sonuç verecektir? Hükümetiniz 4 yıldır AB ile yattı, AB ile kalktı da ne oldu? Sonuç yine hüsran!. Türkiye’den 30 yıl sonra müracaat eden Bulgaristan ve Romanya bile AB üyesi olurken Türkiye acaba nerededir?”.
Sayın Başbakan yine diyor ki; “Türkiye için Irak, AB’den daha önemli hale geldi!”.
Vay be, ne müthiş tespit!
Bizim gibi sıradan insanlar bile Irak’ın, Türkiye için AB’den daha önemli olduğunu yıllardır söyler dururdu ama, hükümet bunu bir türlü kabul etmez, onun için millete teskere ve çuval krizleri yaşatmaktan geri durmazdı.
Şimdi AB, yolu tıkanınca ve seçim atmosferine girildikçe, hükümet milletin kahir ekseriyeti gibi düşündüğünü açıklamaya başladı. Ancak, bu tür çıkışlardan olumlu sonuç alınamayacağını hükümet de biliyor ama, yine de ne olur ne olmaz hesabı ve körün taşı hikayesi, zaman zaman bu türlü bazı atışlarda bulunuyor işte.
Ya isabet ederse düşüncesi!...
Bakar mısınız lütfen Sayın Başbakanın Terörle Mücadele Koordinatörlüğü konusundaki sitemlerine ve sızlanmalarına;
“Türkiye ve Amerika arasında terörle mücadele için oluşturulan koordinatörlük mekanizması olumlu sonuç vermedi. Terör örgütünün Kuzey Irak'taki varlığının sona erdirilmesi ve mali kaynaklarının kurutulması için de, hiçbir somut adım atılmadı. Dolayısıyla Türkiye'nin bu konudaki beklentileri de boşa çıktı. Amerika özel temsilci atamasına rağmen, terör örgütü PKK için somut adım atılmadı. Ciddi adımlar bekliyorduk olmadı. Örgütün Para kaynakları kurutulmadı. Türkiye Irak ve Amerika Birleşik Devletleri ile ortaklaşa terörle mücadele kararı aldı, ancak bu konuda da bir gelişme olmadı. Örgütün para kaynaklarının kurutulacağı söylendi, o da olmadı. Koordinatörlük mekanizması kurulmasına rağmen, somut adımlar atılmadı. Kuzey Irak'ta örgüte ait kampları belli ve bütün bilgiler mevcut, buna rağmen adım atılmıyor. Irak da PKK bürolarının kapatıldığını söyledi, ancak daha sonra bu bürolarının kapanmadığı ortaya çıktı. Biz Amerika’ya terörle mücadelede nasıl destek veriyorsak, Amerika da bize destek vermeli. Saddam Hüseyin'in idam görüntülerinin yayınlanmasını da zamanlama açısından doğru bulmuyorum...”
(bkz. 03.01.2007 tarihli Milliyet Gazetesi’nde bulunan “Erdoğan: Koordinatörlük Sonuç Vermedi” başlıklı haber. Nakil şeklinde verilen haber, tarafımızca konuşma şekline çevrilerek verilmiştir. Ö.S.)
Oysa ABD’nin konuyu hafife aldığı, bu konuda Türkiye’yi oyalamaya çalıştığı, ayrıca bu tür manevralarla Türkiye’de çığ gibi büyüyen Amerikan aleyhtarlığının önüne geçmeye çalıştığı zaten biliniyordu.
ABD’nin, konuya nasıl yaklaştığı, esasen atamış olduğu koordinatörden de belli oluyordu.
Zira, ABD’nin atamış olduğu Emekli General Joseph Ralston, F-16 Savaş Uçaklarını üreten Lockheed Martin firmasının Yönetim Kurulu üyeliğini yapmış birisi idi. Belki de adı geçen şirketle olan bağlantıları halen devam ediyordu. Sayın Başbakan’ın ve AKP hükümetinin yılmaz savunucusu ve AKP’nin yarı resmi El-Ahram Gazetesi gibi çalışmakta olan Yeni Şafak isimli gazetenin 19.10.2006 tarihli nüshasında bulunan
“Amerika'dan 30 F-16'ya onay” başlıklı haberde “Ralston, Lockheed Martin'in eski kurul üyesi çıktı” ara başlığı altında şöyle deniliyordu:
“ABD'nin terörle mücadele koordinatörü olarak atadığı emekli general Joseph Ralston, Türkiye'ye 30 F-16 savaş uçağını satacak olan Lockheed Martin'in eski yönetim kurulu üyesi ve Amerikan Türk Konseyi-ATC'nin danışmanı çıktı. Haberi sayfalarına taşıyan Dallas merkezli Fort Worth Star-Telegram gazetesi, bu durumu 'çıkarların çakışması' olarak yorumladı...”
Yeni Şafak Gazetesi’nin aynı haberinde Lockheeed Martin şirketi tarafından Türkiye’ye satışına ABD Kongresi’nce onay verilen ve türünün en iyisi olduğu belirtilen “F-16 Block 50” tipi savaş uçakları konusunda da şu bilgilere yer veriliyordu:
“ABD Kongresi,Türkiye'ye 30 adet yeni F-16 “Block 50” tipi savaş uçağının satılmasını onayladı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, satışın onayı için 28 Eylül'de resmen Kongre'ye başvurmuştu. Edinilen bilgiye göre, iki haftalık resmi bekleme süresi içinde Kongre'den herhangi bir itiraz gelmediği için uçakların Türkiye'ye satışı, otomatikman onaylandı. Türkiye'nin, F-16'larla birlikte önerilen bütün ilgili sistemleri almaya karar vermesi durumunda, projenin bedelinin 2,9 milyar dolara yaklaşabileceği belirtildi...”
Görüldüğü gibi, General Ralston’un koordinatör olarak atanmasını takip eden günlerde, ABD Kongresi, adı geçenin Yönetim Kurulu üyeliğini yapmış olduğu Lockheed Martin şirketinin üretmiş olduğu uçaklardan 30 tanesinin Türkiye’ye satılmasına onay veriyor.
Bu durumda, ABD’nin Türkiye’nin PKK terörü konusundaki taleplerine nasıl yaklaştığı da ortaya çıkmış oluyor. Demek ki; ABD’nin ticari kaygıları her şeyin önünde geliyor. Bu bakımdan Dallas merkezli Fort Worth-Telegram gazetesinin söz konusu uçakların Türkiye’ye satışını ve General Ralston’un Terör koordinatörlüğü konusunu “Çıkarların Çakışması” olarak yorumlamasını isabetli buluyor ve bu yoruma katılıyoruz.
Yeni Şafak Gazetesi’nin 28.12.2006 tarihli sayısında yer alan “ASTARI YÜZÜNDEN PAHALI” başlıklı ve Ankara mahreçli haberini de işte bu yüzden çok anlamlı buluyoruz.
“Türk Hava Kuvvetleri 216 adet F-16 savaş uçağının modernizasyonu için ABD'nin Lockheed Martin şirketine 635 milyon dolar ödeyecek. Her bir uçak 3 milyon dolara mal oluyor”
vurgusuyla ön plana çıkarılan haberin metnini aynen aktarıyoruz:
“Türk Hava Kuvvetleri'nin bünyesinde bulunan 216 adet F-16 savaş uçağının modernizasyonu için ABD'nin Lockheed Martin şirketiyle anlaşıldı. Şirketle imzalanan sözleşme 635 milyon dolar tutarında. 2016 yılına kadar sürmesi beklenen modernizasyon işlemi, Türk F-16'larının görev süresinin uzatılmasını ve yeteneklerinin ilerletilmesini hedefliyor. Temmuz 2005'te imzalanan ön kontratın devamı niteliğindeki sözleşme uyarınca, F-16C ve F-16D tipi 216 uçağın modernizasyonunun yanı sıra uçuş testleri, eğitim ve teknik destek işlemleri amerikan şirketince üstlenilecek.
F-16'ların modernizasyonu, ağırlıkla ABD'nin Fort Worth kentinde bulunan Lockheed Martin'in fabrikasında ve Türkiye'nin TAI tesislerinde yapılacak. Şirketin başkan yardımcılarından Willy Moore, anlaşmadan memnuniyet duyduklarını belirterek,
“Bu, Türkiye ve F-16 programımız için büyük bir gün”
dedi.
Türkiye, yeni nesil savaş uçağı ihtiyacının karşılanması için de 100 adet F-35 uçağının alınması yönünde ilke kararı vermişti. Bedeli 10 milyar doları aşacak yaklaşık 20 yıllık projede, Lockheed Martin'in önderliğinde dokuz ülke tarafından ortak üretilecek F-35'lerin imalatına Türkiye de katılacak.
Türkiye, ABD'den 30 adet yeni F-16 Block 50 uçağı daha satın almaya hazırlanıyor.”
Netice olarak diyoruz ki; ABD’li Emekli General Joseph Ralston ve bizim Emekli General Sayın Edip Başer, sanki PKK terörünü yok etme işini koordine etmekle ve terör konusunu çözmekle ilgilenmiyorlar da Türk Hava Kuvvetleri’nin modernizasyonu ile ilgileniyorlar gibiler!
İhaleleri sürekli olarak Lockheed Martin şirketi alınca da, ister istemez midelerimiz bulanmaya başlıyor!
Sayın Edip Başer, birçok televizyon programında,
“Bu konuda herhangi bir olumlu sonuç alamazsam istifa eder, köşeme çekilirim!”
demiş bulunmaktadır. Türkiye’nin en yetkili ağzı olan Sayın Başbakan,
“Koordinatörlükten olumlu sonuç alamadık” dediğine göre, Sayın Edip Başer hiç vakit kaybetmeden istifa etmelidir. Eğer istifa etmiyorsa, mutlaka azledilmeli ve koordinatörlük kurumu lağvedilmelidir.
Terörle mücadele ise, Türkiye’nin bildiği metotlarla yapılmalıdır. Sayın Başbakan ekonomik konularda
“Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerini koyar yolumuza devam ederiz dediğine”, göre,
Türkiye askeri konularda da Washington kriterleri yerine Ankara kriterlerini koyup yoluna devam etmelidir. Yoksa Türkiye, bu gidişle Lockheed Martin şirketinden daha çok uçaklar alır ve bu firmaya daha çok ihaleler verir...
|