HERŞEYE HAZIRLIKLI OLUN ! - Ümit Zileli
Diyarbakır'da Nevruz kutlamaları... Yaklaşık 250 bin kişinin toplandığı fuar alanında Abdullah Öcalan 'ın posterleri, PKK'nin Kuzey Irak'ta kurduğu Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi'nin flamaları açılıyor. İngiltere, Almanya, İtalya ve Norveç'ten ''gözlemci'' sıfatıyla gelen yabancılar bu poster ve flamaların altında Öcalan lehine slogan atıyor. Yetmiyor; Norveç heyeti sarı-yeşil-kırmızı renkli mendiller ellerinde halay çekiyor! Norveç'in Ankara Büyükelçisi Llongva gayet mutlu bir şekilde açıklama yapıyor: - Bu sloganların atılması, bu ülkenin demokratikleşmesinde attığı adımların bir aynası oluyor. Çok pozitif bir hava aldım!.. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneabilify idippedut.dk abilifydiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
- Türkiye Kürt sorununu demokratik yollardan çözmezse Irak'taki, Suriye'deki gibi dış dayatmalarla çözmek durumunda kalır...
Anladınız mı?!!!
****
Anlaşılmayacak bir şey yok!
Bizim yıllardır yazdığımız yaklaşan tehlikeyi, bir Abdullah Öcalan askeri gayet açık ve net bir şekilde gözümüze soktu, o kadar! Nevruz bayramı bahanesiyle yükselen çığlıklar, geçmişteki eylemlerden çok farklı. Gerçek şu:
- Düğmeye basıldı!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bir ay içinde Öcalan'ın yeniden yargılanmasını isteyeceği haberi tam da Nevruz öncesi sızdırıldı. Böylece geriye dönüşü olmayan yola girildi. Öncelikle söyleyelim; Öcalan kaç defa yargılanırsa yargılansın sonuç aynı olacaktır, ağırlaştırılmış müebbet hapis!
Ancak oyun başka; burada önemli olan sonuç değil, süreç! Türkiye, Öcalan'ı yargılasa da, yargılamasa da köşeye sıkıştırılacağı bir süreç açılacak. Nasıl mı?
- Yargılama kararı ülkede müthiş bir kaosu da beraberinde getirecek. Böyle bir kararı alacak hükümetin toplumun öfkesine karşı koyması son derece zor. AB, dava sürecinde her türlü gelişmeyi aleyhte kullanacak. Kaba müdahalelerde bulunacak. PKK böyle bir fırsatı kaçırmayıp büyük bir gayretle ve de kitlesel gösteriler yoluyla olayı siyasi zemine taşımaya çalışacak...
- Türkiye, AİHM'nin kararına karşı çıkıp ''yargılamıyorum'' dese bu kez müeyyideler aşaması başlayacak. Öncelikle AB ''bu şartlarda müzakere masasını unut'' diyebilecek. PKK ve yandaşlarının ''Türkiye hukuku katlediyor'' yollu müthiş propagandası başlayacak. AİHM kararını uygulamamanın müeyyideleri en acımasız biçimde uygulanacak. AB'nin ve ABD'nin birlikte uygulayacağı ''siyasi ve ekonomik tecrit'' bile gündeme gelebilecek...
Nasıl plan ama!!!
****
Olacaklar yalnızca ''Öcalan senaryosu'' ile sınırlı değil tabii!
Batılı dostlarımızda senaryo çok! ''Ermeni soykırımı'' oyunu zaten sahnelenmeye başlamıştı. Dozu artarak sürecek.
AB artık utanıp sıkılmayı iyice bir kenara bıraktı; şimdi de Avrupa Bölgesel Yerel Yönetimler Kongresi ''yabancılara oy hakkı'' ile ''bölgesel ve azınlık partilerinin yerel ve bölgesel seçimlere katılmasına olanak ve serbestlik verilmesini'' istiyor. Birazcık aklı ve vicdanı olan, bunun Türkiye'nin paramparça olması anlamına geleceğini bilir...
Cumhuriyet gazetesinin pazartesi günkü başyazısında ABD ile ilgili çok çarpıcı bir soru soruluyordu:
- ABD tehlikeli saydığı her ülkeyi işgal hakkına sahip olduğunu açıkça ilan etmektedir. Bu durumda Türkiye özel bir ayrıcalığa sahip midir? Yoksa genel kural kapsamında mıyız?
Bence, art arda başımıza örülen belaları, bu soruyu da hesaba katarak düşünmekte yarar var! Bir işbirlikçinin yakın geçmişte ağzından kaçırdığı şu sözcükler şimdi çok daha anlam kazanıyor:
- Türkiye, yalnızca Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir!!!