En etkileyici kandırma yöntemi, eksik bilgilendirme ve yanıltarak uyutmaktır.
2006 yılının sonuna yaklaşırken Cumhurbaşkanlığı ve Başbakan'ın eşinin giyim kuşamıyla yoğunlaşmayı bir yana bırakıp yakın geçmişe dönmekte yarar var.
Bakalım ne demişler de ne yapmışlar:
ABD, askerlerini Türkiye üstünden Kuzey Irak'a geçirmek istiyordu. Meclisten karar çıksın diye yapılan propagandanın bini bir paraydı. Amerika'nın isteği apaçıkken, hükümet, medya, bir bölüm emekli general sanki Türk Ordusu'nun Irak'a girmesi oylanacakmış gibi yazdılar, konuştular. Kuzey Irak'ta oluşturulan ABD-AB kuklası ‘Kürt Devleti'ne ses etmeyen, fakat “Savaşa hayır” diye bağıran sözde barışseverler de geri kalmadı.
Oysa o günlerde olayların patronları ve tarafları bambaşka açıklamalarda bulunmaktaydı lar.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Paşa, Türkiye'nin hiçbir zaman Irak'a asker gönderme yanlısı olmadığını, T.C görevlilerinin bu konuda güvence verdiğini açıklamıştı:
“ Türkiye uluslararası çevreye sınırı geçmek gibi bir planlarının olmadığına dair güvence vermiş ve bunu 24 Mart 2003 sabahı NATO'da açıklamışlardır.”
Colin Paşa, daha sonra T.C kurumlarının ABD'ye yardım etmek için nasıl da çırpındıklarını daha sonra açıkladı:
" Türkiye kamuoyu her ne denli karşı çıktıysa da, Türk hükümeti, konuyu parlamentoya götürdü. Oylama sonucunda yalnızca bir iki oy farkıyla kaybetti. Sizler de duymuş olacaksınız ki, Mr. Erdoğan ve (Türk) Genel Kurmay Başkanı , dün bir açıklama yaptılar ve konunun yeniden meclise götürülmesini, ABD'ye destek vermek gerektiğini belirttiler. "
James Woolsey , eski CIA direktörüdür. Irak'ta kitle kıyım silahları bulunduğunu yalandan kanıtlamakla görevlendirilmiştir. Hem bizimkilerin yalanlarını yüzlerine vuruyordu:
''Türkiye'nin Kuzey Irak'a asker göndermesi için hiçbir sebep görmüyorum. Oradaki ABD kuvvetleri asayişi koruyor. ”
CIA operatörü Woolsey, yaklaşık 60 yıldır karıştırıp durdukları Türkiye'de aldıkları sonuçları da açıklamaktan kaçınmamıştı:
“Ben çok uzun süredir Türkiye'nin dostuyum ve Türk demokrasisinin hayranıyım. ”
Bizimkiler Irak'ın topyekûn işgaline ortak olmadıklarını ilan ededursunlar Woolsey , tezkereye karşın T.C kurumlarının eşkıyaya ortak olduğunu, dolaylı olarak da Kürt devleti kurulmasına, Irak'ın -Kürt Devleti, Suni Bölgesi, Şii Bölgesi olarak- üçe bölünmesine yardımcı olduklarını da açıklıyordu:
“ Ancak gelinen noktada Türkiye'den sadece hava sahası kullanım izni alabildik. Türkiye bu şekilde seçimini yaptı. Şimdi de bunun getirdiği koşullara katlanmalı. Her şeye rağmen Türkiye, Kuzey Irak'a asker gönderirse ne olacağını tam bilemem, ancak bu, olağanüstü gerginliğe yol açabilir ''
Oysa gerginliğe hiç gerek yoktu. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R. T. Erdoğan, soluğu Amerika'da almış ve Amerikan bankerlerinin yayın organı Wall Street Journal 'da bir makale yayınlamış ve işin yalnızca hava sahasının açmakla sınırlı kalmadığını dışa vuran şu duayı etmişti:
" Ülkem sizin sadık yandaşınız ve dostunuzdur. Dahası, cesur (Amerikalı) genç erkeklerin ve kadınların mümkün olan en az zararı görerek evlerine (Amerika'ya) dönmelerini ve Irak'ta acıların en kısa sürede sona ermesini umudediyoruz ve bunun için duacıyız . " (Wall Street Journal, Nisan 2003)
Duadan yalnızca 15 gün sonra, “ ABD işgal kuvvetleri Musul'a bir vali atadı. Vali konuşma yaparken çevresine toplanan Musullular protestoya başladı. ABD deniz piyadeleri ateş açtı. 12 Iraklı öldü, 100 kişi yaralandı. ” Amerikan askerleriyse ölmemiş ve yaralanmamıştı.
*Irak işgaline katılan Amerikan askerleri yurtlarına sağ salim dönsün diye dua eden Başbakan, üç yıl sonra, Kuzey Irak'ta üs kurup Türkiye'ye saldırıya geçen PKK'lilerin yol açtığı ölümler sonrası yaşanan şehit cenaze törenlerinde acılarını dışa vuranlara karşı o seçkin yorumunu yapacaktı:
“ Askerlik yan gelip yatma yeri değildir! ”
Şimdi geldik işin sonuna:
James Woolsey 'in korktuğu olmamış ve bırakınız Türk ordusunun Irak'a girmesini, PKK , Irak'ta güç toplayıp yeniden Türk topraklarına girmiş; PKK destekçisi yarı-legal partiler Diyarbakır'dan Ankara'ya yürüyüşe çıkmışlar ve bir zamanlar Stockholm'de, Paris'te, Erbil'de, Washington'da toplanan Kürt konferansı Başkent Ankara'da toplanmakta…
Doğu'da Türk güvenlik güçlerini etkisizleştirmek için “Barış” sözcüğünün altına gizlenen bu toplantıyı Yaşar Kemal açacakmış.
Tam da Fransa'da büyük edebiyatçı olarak ödüllendirildiğ i günlerde… Bir zamanlar, Amerika'da Başkan Bush ile ahbaplık etmekte olan Turgut Özal 'ın isteği doğrultusunda “Çözüm federasyondur” diye mektup yazan ve bir iddiaya göre de Uğur Mumcu 'nun engel oluşturduğunu ileri sürmüş olan Yaşar Kemal …
26 Aralık 2006 |