Önce bir kitaptan okuduğum bazı bölümlerden bahsetmek istedim bu yazıda..
Ankara'da Esen sokağında, 11 numaralı evde ikamet eden İstiklal Savaşı'nın kahramanlarından, eski Niğde Milletvekili Albay Halil Yurdakul'un anlattığı bir olay:
“Bu evin bir kısmı, Sakarya Savaşı'ndan gelen yaralılara tahsis edilmişti. Ben de bu evde ayakta tedavi gördüm. Sonra ev boşalınca odayı kiraladım. O sırada İstiklal Savaşı'nda Ayvalıkta düşmana ilk kurşunu atan, eski Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya, Malta'dan vatana dönmüştü. Kendisini evimde misafir ettim. Bir gün Ali Bey eve geldiğinde ceplerindeki evrakı boşaltırken, bu evrakın içinde Çocuk Esirgeme Kurumu'nun logosunu taşıyan bir zarf dikkatimi çekti. Ali Bey'e bunun ne demek olduğunu sordum. Hiçbir şeyden haberi yoktu.
Daha sonra kendisine dönerek, “Bak Ali Bey, bu bir Siyonist ve farmason armasıdır” dedim. Bunlar tarih boyunca İlam'ın ve Türk'ün kuyusunu kazmış, felaketlerini hazırlamış, bizim barış kabul etmez düşmanlarımızdır. Nasıl olur, hangi maksatla, hangi iğrenç kafanın ürünü bu?”
Ali Bey hayretler içinde kaldı..
Bu söylediklerimden hiçbirisinden bilgisi yoktu. Hemen ev sahibinin on yaşındaki oğlu Yasef'i çağırdık ve bu altı köşeli yıldızı ona gösterdik. Yahudi çocuk son derece heyecanlandı, titremeler geçirdi zarfı öptü ve:
“Bu bizim yıldızımız, bizim yıldızımız…”
diye sevindi…
Ali Bey'in hayreti kat kat arttı. Bununla yetinmedik, mahalleden birkaç Yahudi çocuğu daha çağırdık, altı köşeli yıldızı onlara da gösterdik. Hepsi bunu sevgi ve heyecanla karşıladılar.
Bizler burada bütün imkânsızlıkları yenerek, engelleri mümkün kılarak, yurdun savunmasıyla meşgulken bu sinsi faaliyetin, bu Siyonist hayranlığının manası nedir? Böyle bir şey bilmeyerek yapılmaz!
Bu bir kaza değilse muhakkak bir kötü niyettir.
Anadolu'nun neresinde Çocuk Esirgeme Kurumu kurulduysa, orada bu Yahudi ve mason bayrakları dalgalandı.
Neticede Ali Bey vaziyeti Mustafa Kemal Paşa'ya bildirdi. Böyle yüz binlerce kâğıt bastırılmıştı. Bunlar Paşa'ya da gösterildi. Vaziyet incelendi ve şu karar varıldı:
“Ordularımızın cephelerde meşgul oldukları bu nazik günlerde, bu olayların orduya duyurulmaması lazımdır. Zamanını bekleyelim.”
Bununla beraber bu Sion yıldızları da ortadan kaldırıldı ve yok edildi.
Mustafa Kemal Paşa, bu durumdan çok rahatsız olmuştu. Paşa dişlerini kenetlemiş, sabit bir noktaya bakıyordu. Kararını vermişti, belli ki gününü bekliyordu.
Albay Nuri Bey'in açıklamaları burada bitti. (1)
Masonların büyük Üstadı Mim Kemal, Atatürk'e hitaben:
”Efendimiz biz zaten size bağlıyız fakat siz liderimiz olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız.”
Demiş. Atatürk de
“Peki, bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve mektebinizin ismi nedir?”
diye sormuş.
Mason Üstadı Mim Kemal
“Biz Cenova'ya tabiiyiz ve Reisimiz Barca Mişon'dur” diye cevap verince küplere binen Mustafa Kemal Paşa, “Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin. Yahudi uşakları! Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi. Ben sizin gibi bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye' deki bütün locaları kapatmadığınız takdirde, yarın teşkil edeceğim Divan-ı Harbe Örfi'ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan”
diyerek masonları kovdu. (2)
Mustafa Kemal Atatürk, kökü dışarıda olan bu tip derneklerin ülkenin birlik ve bütünlüğünü, bağımsızlığını bölmeye yönelik çalışmalar içerisinde bulunduğu ve bundan sonra da bulunabileceği gerekçesiyle 1935 yılında derneği kapattırır.
Bir süre böyle kalır.
Ancak 5 Haziran 1946 da Şükrü Saraçoğlu'nun Başbakanlığındaki 14.Hükümet zamanında yürürlüğe giren Dernekler kanunu neticesinde masonlar resmileşmek adına bir fırsat daha yakalamışlardır.
5 Şubat 1948 tarihinde Hasan Saka'nın Başbakanlığı'ndaki 16. Hükümet zamanında Türk Mason Derneği kurulmuş ve Masonlar yani Türk Masonları yeniden göreve başlamışlardır.
Gelelim neticeye,
Elbette bu yapılanmalar içerisine farkında olmadan, iyi niyetle giren insanlarda olmuştur. Tıpkı bugünlerde de iyi niyetle, sadece yardım amacıyla Soros gibi ülkeleri parçalamak ve bölmek adına para yardımı yapan vakıflardan destek alan ve bunlara hizmet eden çeşitli kuruluşlar olduğu gibi..
Kime, neye, ne şekilde hizmet ettiğini bilmediğimiz kurumlar veya yapılanmaları araştırmalı, okumalı ve bilmeliyiz. Bunların yaşamalarına ve yeşermelerine izin vermemeliyiz..
Kendi internet sitelerinde temel ilkelerini açıklarken Masonlar diyorlar ki,
“Masonluk, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünü temel bir hak olarak kabul eder.”
ama birkaç satır altında ise,
“Hiçbir inancı ve ülküsü olmayanları arasına kabul etmez.” diye de bir maddede daha belirtiyor. Bu bir çelişkidir. Eğer hakikaten amaçları kendi ifadelerinde olduğu gibi,
“İnsanlar arasında sevgi, saygı ve hoşgörü.
— İnsanın temel hak ve özgürlüklerine saygı; insanın ahlâki sorumluluğu.
— İnsanlar arasında hak ve vazife eşitliği.
— İnsanlar arasında evrensel kardeşlik.
— Bilimsel gelişme.”
İse neden hiçbir inancı olmayan ama yaşamı boyunca vatanına, ülkesine, çevresine karşı zarar vermeyen dürüst insanları dışarıda tutmaktadır?
Din bir yaptırım unsuru değildir. İnanmayan ama zarar vermeyen insanları neden inanmadığı konusunda zorlama hakkınız olmadığı gibi inanan ve bir dini benimsemiş insanları da neden benimsedikleri dinin gerekçelerini yerine getiriyor diye sorgulayamazsınız..
- %99 unun Müslüman olduğu ve dinler arası diyalog safsatalarıyla Hıristiyanlaştırma çalışmalarının yapıldığı,
- Çeşitli ekonomik dayatmalara maruz kalmış, ne idiğü belirsiz grupların içten delme çabalarının olduğu,
- Milli bilincin yok edilmeye çalışıldığı,
- Türk kimliğinin delinmesi için zorlamaların ve baskıların hat safhaya çıktığı,
- Hayali haritalarla devlet içinde devlet kurulmaya çalışıldığı,
- Bankaların içlerinin boşaltıldığı,
- Dalgalı kur idareleriyle gecelik yeşil kâğıt açlarının doyurulmaya çalışıldığı,
- Kitaplardan ve mümkünse anayasadan kaldırılmak suretiyle laiklik kavramının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı(ki şeriat düzenine yol açılsın)
- Şehitlik ve Gazilik kavramlarının yok edilmek istendiği,
- Türk ordusunun tasfiye edilmesinin gündeme getirilme çabalarının olduğu,
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden vazgeçilmesinin dayatılma çabalarının,
- Özelleştirme adı altında pazarlanan kaynaklarımızın bulunduğu,
- Hukuk sitemi kabul görmeyerek dış güçlerin karar mekanizması altına sokulmak zorunda bırakıldığı,
- Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tasnif edilme çabalarının gizli gizli sürdüğü,
Bu ülkemizde acaba ne kadar evrensel kardeşlikten bahsedilebilir?
Size bir alıntı daha:
“Sabah Gazetesinde 30 Nisan tarihli bir haberde de, İtalyan araştırmacı Antonio Soro`nun Şirinler karakterlerin ve hikâyelerinin arkasında bir Mason locası olduğunu ileri sürmüştü.
Soro, "Şirinler, gerçek bilgi ve masonluk" adlı kitabında her bir mavi şirinler yaratığının agnostik (tanrının sırrını bilgi temelinde arayan felsefik akım) karakterinde en gizli mason localarından birini sakladığını yazdı.
Şirin baba karakteri de bu mason locasının Büyük Üstadı... Şirinler`in renklerinin de masonik bir yorumu var:
Mavi agnostik ekolde gizemli Tanrı`nın çocuklarını, beyaz saflığa özlemi, Şirin Baba'nın kırmızı külahı da ruhun ateşini simgeliyor.
Erkek şirin sayısının 99 olması masonluğun kademelerini temsil ediyor.
Gargamel, loca dışında masonların sırlarını öğrenmeye çalışan, Şirine ise "ilahi uyumu" yıkan dişi öğe.” (3)
Bugün tüm bunlara rağmen sahip olduğumuz bir vatanımız var..Korumalıyız..
Yarın çok ciddi olarak sahip çıkmak zorunda kaldığımız bir vatanımız olabilir..
Varlığını Türk Varlığına Armağan Edecek yüreklere…
Zeynep Oruncak(Türk)
21.12.2006
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!
Yararlanılan Kaynaklar :
• Atatürk Mason muydu? H.Yılmaz Çebi Sayfa 63-64-65
• Vakit Gazetesi
• Tesviye dergisinin Mayıs 2006 tarihli son sayısında "Pietre – Stones web sitesinde, Giovanni Malevolti Kardeşin makalesinden derlenmiştir" ibaresi ile yayınlanan yazıdan alıntıdır.
|