Siyaset24 Mart 2005 00:00
Misyonerleri rahat bırakın diyen Müslümanlar - Hasan Demir
Eleştiriler yoğunlaşınca bürokrasi hemen devreye giriyor.Tapu Kadastro açıklama yaparak, üç beş kişiye toprak satıldı.Bundan da 2 milyar dolara yakın gelir elde ettik, panik yapacak bir şey yok, diyor.Sonra suçlama başlıyor: "-Bir kesim yabancıya toprak satışlarını abartarak yabancı sermayenin Türkiye''ye girmesine engel olmaya çalışıyor!" cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Evet, resmen, "Türkiye''de misyoner tehlikesi yok" diyor Aksiyon, STV ve Zaman gazetesi.
Güya bir araştırma yapmışlar, 80 yılda Hıristiyan olanların sayısı neredeyse iki elin parmakları kadar falan onlara göre.
"Nereden biliyorsun?" diyenlere cevapları hazır: "- Resmi kayıtlar böyle diyor!" Yani nüfus kütüklerine bakmışlar, Müslümanken Hıristiyan olanların sayılarını alt alta yazıp toplamışlar.
Sonra o kişilerin geçmişine gitme gereği duymuşlar.
Bir de görmüşler ki, dinini terk ederek Hıristiyan olan Müslümanlar, aslında annesi-babası Hıristiyan olan kişiler. Ayın cenah yabancıya toprak satışlarına karşı çıkanları da eleştiriyor ve aslında iddia edilen kadar toprağın yabancılara satılmadığını, yabancıya toprak satışları sayesinde turizm gelirlerinin arttığını, satışların Anayasa Mahkemesi''nce durdurulmasının turizm gelirlerini düşüreceğini söyleyenler de bunlar.
Başbakan Erdoğan da misyonerlerden çok, Türkiye''de misyoner faaliyetlerinin gemi azıya almasından yakınanlara kızıyor: "- Sen dinini öğrenmeye bak.
Sen dinini öğrenirsen Misyonerler avucunu yalar, avucunu…" Bu ifade, biz iki işi birden yapamayız demektir.
Yani Türk insanı hem dinini öğrenip hem Misyonerlerle mücadele edemez mi? İllâ meydanı onlara boş bırakmamız mı gerekiyor? Yabancılara toprak satılmasını içine sindiremeyenlere de AKP iktidarının yaklaşımı aynı.
Eleştiriler yoğunlaşınca bürokrasi hemen devreye giriyor.
Tapu Kadastro açıklama yaparak, üç beş kişiye toprak satıldı.
Bundan da 2 milyar dolara yakın gelir elde ettik, panik yapacak bir şey yok, diyor.
Sonra suçlama başlıyor: "-Bir kesim yabancıya toprak satışlarını abartarak yabancı sermayenin Türkiye''ye girmesine engel olmaya çalışıyor!" Şimdi arkamıza yaslanıp sakin kafa ile bu tür yaklaşımları değerlendirmeye çalışalım. Bir kere, itikat noktasında baktığımızda, bir kişimin bile Müslümanken Hıristiyan olması vicdanımızı sızlatır.
Başbakan''ın, dininizi öğrenirseniz Misyonerler avucunu yalar ifadesi de gerçeği yansıtmaz.
Hz.
Muhammed (s.s.) döneminde dahi, Ashab-ı Güzin zamanında bile dininden dönen Müslümanlar olmuştur.
Oysa o insanların gün 24 saati İslâmiyeti öğretmek ve yaşamaktan ibaretti.
Ayrıca Türkiye''deki misyonerlik faaliyetleri yalnızca Müslüman''ın Hıristiyan yapılması hadisesi değildir.
Osmanlı''dan bugüne yabancı okullarla başlayıp devam eden, değişik sivil toplum örgütleri ile amaçlarına her geçen gün biraz daha yaklaşan, 1960''lardan sonra ABD''den çekirge sürüsü gibi akan "Barış Gönüllüleri" ordusu ile Anadolu''nun kılcal damarlarına sızan misyoner faaliyetler, Türkiye''nin başına sağ-sol çatışmasını açan, Âlevi-Sünni yarasını kaşıyan ve PKK belasını üreten organizasyonlardır. Bunu devlet biliyor, bilen biliyor.
Sonra bir Müslüman Hıristiyan olduğunda koşup, nüfus kütüğündeki din hanesini değiştirecek değil elbet.
Misyonerler ne kadar kişinin Müslümanken Hıristiyan olduğunu bildiklerinden AB vasıtasıyla nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldırılması için ısrar etmiyorlar mı? Ankara''nın Sincan''ında Kilise niye açılıyor? Orada eskiden Hıristiyan olanlar mı vardı, yoksa yeni Hıristiyanlar mı gelip yerleşti dünyanın bir başka yerinden? Misyonerler sokaklarda İncil''i Hıristiyanken Müslüman olmuş eski dindaşlarına mı dağıtıyor? Bu kişilerin Müslüman Türk''ü köklerinden koparmak için "din değiştirme" tekliflerinden önce ahlak bozma faaliyetlerinde bulundukları, azınlık psikolojisini azdırdıkları tarihi belgeler ve kendilerinin yazılı itirafları ile bilinmiyor mu? Toprak meselesine gelince? Resmî kayıtlar hikâye.
Bugün Şanlıurfa''da tek bir Yahudi tapusuna rastlayamazsınız.
Ama şu sorulara da cevap vermek gerekiyor.
1.Türk Yahudi Nesim Levi, yaklaşık on yıl önce, Kanal D''de, canlı yayında, "İsrail''e göçen Yahudiler Türkiye''ye dönüyor, Urfaya Yerleşiyor" demedi mi? Nerede bu Yahudiler.
Nesim Levi gibi bütün dünya Yahudilerinin saygı duyduğu, bir üstat mason herkesin gözünün içine baka baka kendi soydaşlarını mı ihbar etti? 2.1998 Şubat''ında Papa 2'' Jean Paul''la Vatikan''da görüşen Fethullah Gülen Papa''ya Harran''da üç dinin ihtiyaçlarını temin edecek bağımsız bir üniversite kurma teklifinde bulundu.
Sonra niye üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile konferanslar serisinin Washington''dan başlatılmasını istedi? Hem,"Hak geldi, batıl zail oldu"ktan sonra, "Üç büyük din" ne demek? 3.Yahudiler, Kültür Bakanlığı aracılığıyla Şanlıurfa''da niye bir park yapmak istiyor? Azamî 3 milyon dolara mal olacağı kesin olan bir park için niye 20 milyon dolar öneriyorlar? Peki biz bu parkı yapalım ama içinde sizin istediğiniz o Havra olmasın denildiğinde, 20 milyon doları alabilmenizin tek şartı o Havra''nın Şanlıurfa''ya yapılmasıdır diye, niye kestirip atıyorlar? Özetle, olup bitenler o kadar basit değil. Tük evladı misyonerlere de, yabancılara kayıt içi ve kayıt dışı toprak satışlarına da karşı çıkacaktır.
Çünkü Allah(c.c.)''ın rızası ve Türk''ün bekâsı buradadır.
Allah''ın rızasını almak, Türk toprağını Osmanlı Yurdu''nun akıbetine uğratmak istemeyen Müslüman''ın yapması gereken tek şey, Türk''ün haçlı saldırılarına ve İsrail''in Arz''ı Mevud''una direnişine köstek olması değil, destek vermesidir.
Güya bir araştırma yapmışlar, 80 yılda Hıristiyan olanların sayısı neredeyse iki elin parmakları kadar falan onlara göre.
"Nereden biliyorsun?" diyenlere cevapları hazır: "- Resmi kayıtlar böyle diyor!" Yani nüfus kütüklerine bakmışlar, Müslümanken Hıristiyan olanların sayılarını alt alta yazıp toplamışlar.
Sonra o kişilerin geçmişine gitme gereği duymuşlar.
Bir de görmüşler ki, dinini terk ederek Hıristiyan olan Müslümanlar, aslında annesi-babası Hıristiyan olan kişiler. Ayın cenah yabancıya toprak satışlarına karşı çıkanları da eleştiriyor ve aslında iddia edilen kadar toprağın yabancılara satılmadığını, yabancıya toprak satışları sayesinde turizm gelirlerinin arttığını, satışların Anayasa Mahkemesi''nce durdurulmasının turizm gelirlerini düşüreceğini söyleyenler de bunlar.
Başbakan Erdoğan da misyonerlerden çok, Türkiye''de misyoner faaliyetlerinin gemi azıya almasından yakınanlara kızıyor: "- Sen dinini öğrenmeye bak.
Sen dinini öğrenirsen Misyonerler avucunu yalar, avucunu…" Bu ifade, biz iki işi birden yapamayız demektir.
Yani Türk insanı hem dinini öğrenip hem Misyonerlerle mücadele edemez mi? İllâ meydanı onlara boş bırakmamız mı gerekiyor? Yabancılara toprak satılmasını içine sindiremeyenlere de AKP iktidarının yaklaşımı aynı.
Eleştiriler yoğunlaşınca bürokrasi hemen devreye giriyor.
Tapu Kadastro açıklama yaparak, üç beş kişiye toprak satıldı.
Bundan da 2 milyar dolara yakın gelir elde ettik, panik yapacak bir şey yok, diyor.
Sonra suçlama başlıyor: "-Bir kesim yabancıya toprak satışlarını abartarak yabancı sermayenin Türkiye''ye girmesine engel olmaya çalışıyor!" Şimdi arkamıza yaslanıp sakin kafa ile bu tür yaklaşımları değerlendirmeye çalışalım. Bir kere, itikat noktasında baktığımızda, bir kişimin bile Müslümanken Hıristiyan olması vicdanımızı sızlatır.
Başbakan''ın, dininizi öğrenirseniz Misyonerler avucunu yalar ifadesi de gerçeği yansıtmaz.
Hz.
Muhammed (s.s.) döneminde dahi, Ashab-ı Güzin zamanında bile dininden dönen Müslümanlar olmuştur.
Oysa o insanların gün 24 saati İslâmiyeti öğretmek ve yaşamaktan ibaretti.
Ayrıca Türkiye''deki misyonerlik faaliyetleri yalnızca Müslüman''ın Hıristiyan yapılması hadisesi değildir.
Osmanlı''dan bugüne yabancı okullarla başlayıp devam eden, değişik sivil toplum örgütleri ile amaçlarına her geçen gün biraz daha yaklaşan, 1960''lardan sonra ABD''den çekirge sürüsü gibi akan "Barış Gönüllüleri" ordusu ile Anadolu''nun kılcal damarlarına sızan misyoner faaliyetler, Türkiye''nin başına sağ-sol çatışmasını açan, Âlevi-Sünni yarasını kaşıyan ve PKK belasını üreten organizasyonlardır. Bunu devlet biliyor, bilen biliyor.
Sonra bir Müslüman Hıristiyan olduğunda koşup, nüfus kütüğündeki din hanesini değiştirecek değil elbet.
Misyonerler ne kadar kişinin Müslümanken Hıristiyan olduğunu bildiklerinden AB vasıtasıyla nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldırılması için ısrar etmiyorlar mı? Ankara''nın Sincan''ında Kilise niye açılıyor? Orada eskiden Hıristiyan olanlar mı vardı, yoksa yeni Hıristiyanlar mı gelip yerleşti dünyanın bir başka yerinden? Misyonerler sokaklarda İncil''i Hıristiyanken Müslüman olmuş eski dindaşlarına mı dağıtıyor? Bu kişilerin Müslüman Türk''ü köklerinden koparmak için "din değiştirme" tekliflerinden önce ahlak bozma faaliyetlerinde bulundukları, azınlık psikolojisini azdırdıkları tarihi belgeler ve kendilerinin yazılı itirafları ile bilinmiyor mu? Toprak meselesine gelince? Resmî kayıtlar hikâye.
Bugün Şanlıurfa''da tek bir Yahudi tapusuna rastlayamazsınız.
Ama şu sorulara da cevap vermek gerekiyor.
1.Türk Yahudi Nesim Levi, yaklaşık on yıl önce, Kanal D''de, canlı yayında, "İsrail''e göçen Yahudiler Türkiye''ye dönüyor, Urfaya Yerleşiyor" demedi mi? Nerede bu Yahudiler.
Nesim Levi gibi bütün dünya Yahudilerinin saygı duyduğu, bir üstat mason herkesin gözünün içine baka baka kendi soydaşlarını mı ihbar etti? 2.1998 Şubat''ında Papa 2'' Jean Paul''la Vatikan''da görüşen Fethullah Gülen Papa''ya Harran''da üç dinin ihtiyaçlarını temin edecek bağımsız bir üniversite kurma teklifinde bulundu.
Sonra niye üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile konferanslar serisinin Washington''dan başlatılmasını istedi? Hem,"Hak geldi, batıl zail oldu"ktan sonra, "Üç büyük din" ne demek? 3.Yahudiler, Kültür Bakanlığı aracılığıyla Şanlıurfa''da niye bir park yapmak istiyor? Azamî 3 milyon dolara mal olacağı kesin olan bir park için niye 20 milyon dolar öneriyorlar? Peki biz bu parkı yapalım ama içinde sizin istediğiniz o Havra olmasın denildiğinde, 20 milyon doları alabilmenizin tek şartı o Havra''nın Şanlıurfa''ya yapılmasıdır diye, niye kestirip atıyorlar? Özetle, olup bitenler o kadar basit değil. Tük evladı misyonerlere de, yabancılara kayıt içi ve kayıt dışı toprak satışlarına da karşı çıkacaktır.
Çünkü Allah(c.c.)''ın rızası ve Türk''ün bekâsı buradadır.
Allah''ın rızasını almak, Türk toprağını Osmanlı Yurdu''nun akıbetine uğratmak istemeyen Müslüman''ın yapması gereken tek şey, Türk''ün haçlı saldırılarına ve İsrail''in Arz''ı Mevud''una direnişine köstek olması değil, destek vermesidir.