Siyaset4 Aralık 2006 00:00

CHP ve Sine-i Millet - Zeki Bingöl

Belki de R.T.Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını en çok CHP istiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı olunca R.T.Erdoğan'a tepki oylarıyla ilk seçimlerde iktidar olmayı planlıyor. Bunun için de R.T.Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmeli. Zaten şu anki milletvekilleriyle CHP erken seçim istese hep beraber istifa eder ve otomatikman erken seçimi başlatmış olur. Muhtemelen bu hesabı sanırım R.T.Erdoğan meclis dışında iken ve sonra Fadıl'ın yerine Siirt'ten seçimlere katılmasındaki suskunluğunu da açıklamaktadır. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

CHP ve Sine-i Millet

Zeki Bingöl
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  04.12.2006
   
 

 

01 Aralık 2006 tarihindeki saat 22.00'de CHP milletvekili ve parti genel başkan yardımcısı Onur ÖYMEN, ART TV.'de katıldığı canlı yayındaki Kamuoyu Programındaki konuşmasında "sineyi millete gitmek Türkiye'nin sorununu çözmez" dedi.

İşte gerçek de bu idi.

Yani Baykal bangır bangır her fırsatta R.Tayyip Erdoğan'a hitaben "madem Cumhurbaşkanı seçilecek hadi seçime götür bizi", biz bu meclisle Cumhurbaşkanı seçemeyiz derken samimi olmadığı anlaşılıyor.

Anlaşılan CHP'nin hesabı başka..

Hesabı kısa vadede ilk seçimde tek başına iktidar olmak.

Nasıl mı olacak..

İşte bütün hesaplar sanırım R.Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına göre yapılmış.

Belki de R.T.Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını en çok CHP istiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı olunca R.T.Erdoğan'a tepki oylarıyla ilk seçimlerde iktidar olmayı planlıyor. Bunun için de R.T.Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmeli.

Zaten şu anki milletvekilleriyle CHP erken seçim istese hep beraber istifa eder ve otomatikman erken seçimi başlatmış olur.

Muhtemelen bu hesabı sanırım R.T.Erdoğan meclis dışında iken ve sonra Fadıl'ın yerine Siirt'ten seçimlere katılmasındaki suskunluğunu da açıklamaktadır.

Zira SKY TÜRK TV.'de Prof.Dr.Yalçın Küçük çok önemli bir konuya ışık tuttu.

Eğer bir seçim iptal olursa o seçime katılacaklar bellidir demişti.

Evet bu cümlede şunu söylemek istiyordu; R.T.Erdoğan seçimlere girmemesi gerekirdi, sadece iptal edilen seçimdeki adayların girebileceğini söyledi. Peki Yalçın Küçük bunu biliyor idiyse CHP bilmiyor muydu dersiniz?

Hatta o zamanları hatırlarsanız R.T.Erdoğan'ın ihaleye fesat davaları da vardı.

Bu konuyu bir önceki yazımda belirttim. İhaleye fesattan eski TCK 205 maddesi uygulanması ve 10 yıldan aşağı olmamak üzere yargılanması gerekirken maalesef TCK 366 uygulanmış ve müzayedeye fesat işinden hukuka aykırı olarak yargılama devam etmişti.

Tabi ki savcılardan Hüseyin Boyrazoğlu da bu soruşturmada görevliydi.. sonra yıldızı parladı neredeyse müsteşar olacaktı ama Köşkten döndü gibi.. müsteşar yardımcılığından Ankara Başsavcısı oldu.

İlerde R.T.Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca zaten onun da yükselişi devam edecektir. Umarım Kadıköy belediyesinin 775 sayılı yasaya göre arazilerini de yasa dışı kullanılmasına dur der bu arada.

Bu işler bu kadar açık iken CHP nasıl olur da bu konulara değinmez?

Hatta Cumhuriyetin en büyük ve insanlık suçu olan 775 sayılı yasa çerçevesinde yapılan yolsuzluğa ses çıkarmamasının nedeni ne olabilir?

Belki de CHP'li belediyelerde de bu yolsuzluk had safhadadır.

Zaten yerel yönetimler partilerin para kaynaklarının kaynağını oluşturmaktadır. Hatta bir yazımda da gündeme getirdim Bakırköy'de Bakkart uygulaması çıkarmışlar. Kart sahibi olmadan da bakmak mümkün ama bakmak ile görmek farklı şeylerdir. Benim gördüğüm şey ise Kalyon İnşaatın yaptığı Ataköy Konakları bir fikir vermeye yeter diye düşünüyorum.

Çünkü inşaat yapılan yerler 775 sayılı yasaya göre fakir ve dar gelirlilere sosyal mesken olması gerekirken lüks binalar yapılmaktadır. Bu da yasaya aykırıdır.

Belediye başkanı bir televizyon programında Kalyon inşaat yeşil alanı yoğunluk açısından yok ediyor ve müdahale edersek bize müfettiş gönderiyorlar diyordu. Aslında direk 775 sayılı yasaya aykırı demesi daha doğru olurdu ama dememesini de şuna bağlamak lazım zaten Ataköy'ün hepsi 775 sayılı yasaya göre hak ashibi olmayanlara verilmişti. Bu yurt çapında süren ve sürecek olan bir talandır.

CHP'li belediyeler de bu suçu insafsızca işlemiş ve işlemeye devam etmektedirler. Hatta İstanbul'un belediye başkanı olup da bu suçu işlemeyen yoktur.

Kim başkan olduysa hatırı sayılan bir zengin ve şimdiler de parti başkanı olmaktadır. Bunun sebebini düşününce takribi milyar dolarlık imar yolsuzluklarının ne pahasına yapıldığını herhalde Acar olayında da görmek mümkündür.

Dolayısıyla CHP uzun vadeli bir hesabı yaparak bugüne kadar geldi ama daha önceden yaptığı hesaplar da bazen çıkmaza girmeye de başladı.

Sarıgül olayı, Çapan meselesi ki bu olay belli ki ileride çok daha açık seçik ortaya çıkacaktır. CHP'de olduğu süre içinde yargılanan Çapan hakkında CHP'den ses çıkmaması da manidardır.

Belki de Çapan'ın Kemal Alemdaroğlu ile deprem sonrası bazı ilişkileri ve de Kemal Alemdaroğlu ile CHP'ye yakın kişilerin ilişkileri sanki bir bilmece gibi görünse de temelde yerel yönetimlerin elinde bulunan kaynakların ve bu kaynaklara hükmetmenin verdiği güç paylaşımı olabileceğini de akılda tutmak gerekir.

Birde kırk yıllık sağcılar ki buna en iyi örnek Ali Çebi'dir.

Anap, Dyp, Chp'den aday olmuştu. Aslında Akp'den olmak ister gibiydi ama o köşe doluydu. Burada adayları bağlayan tek şey vardır. Seçilme şansı olan partiden olmaktır. Yoksa ideoloji ikinci planda kalmaktadır.

Biz bunu ne zaman belediye başkanları başkan olmadan önceki mal varlığı ile belediye başkanı olduktan sonraki mal varlığını nasıl elde ettiğini sorduğumuzda anlayacağız.

Tekrar edecek olursak CHP'nin uzun vadeli hesabı da R.T.Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk seçimlerden sonra tekrar ikinci defa seçimleri kazanarak belki de Baykal'ın Cumhurbaşkanı olmasını hedeflemiş olabilir.

Ama Türkiye'de her şey değişebilir. Bu hesapları uzun ve kısa vadeli olarak ilk başlatan da Turgut Özal olmuştu.

Tepki oylarını çok iyi hesap edenler iktidara sanki her zamankinden daha yakınlar. Dolayısıyla burada beklenti de tepki gösterilecek şey aynı olunca sağ ve sol da bir birine her zamankinden daha yakın oluyor.

Esas olan hesabı bozacak şey de gençlik olacaktır.

Gençler ise geleceklerinden emin değiller. Öğrendikçe daha da farklı tepkiler gelişecektir. Sanırım evdeki hesap çarşıya uymayacaktır.

Birçok siyasinin düzene karşı olması da düzenin kendisi oluncaya kadar sürdüğü gerçeği de unutulmamaktadır. Bu da benim son sözüm olsun.

 





www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006