Bayrak yakılalı çok oldu, siz yeni farkettiniz - Savaş Süzal
Çekoslovakya’dan nasıl Çek ve Slovak Cumhuriyetleri doğduysa, ondan sonra Yugoslavya’dan, Sırbistan, Hırvatistan ve Bosna doğduysa, nasıl Makedonya doğduysa, Kosova doğduysa, Türkiye’nin içinde de yeni bir devlet, dost ve müttefiklerimizin sıcak ve şefkatli ellerinin yardımı ile doğacak. “Kürdistan”, Türkmenlerden el birliği ile alınan Kerkük Petrolleri ile kuvvetlenecek ve bölgede İsrail gibi yeni bir çıban başı olacaktır. Aynı Afganistan’da yaratılan El Kaide gibi, Taliban gibi. Aynı İran’da yaratılan molla yönetimi gibi. Dünyada bu büyük ellerin yarattığı öteki çıban başları gibi. escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholcialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
Artık iyice emin oldum, Türkiye’de yaşanan olayların ve bugün gelinen noktanın bir numaralı sorumlusu, yazılı ve elektronik Türk Basını. Televizyonu açtığınızda karşısınızda Atatürk Türkiye’si değil de Aşiretler, hanım ağalar, mafyalar, Şeyhler falan. Bu mu Atatürk’ün emanet ettiği Türkiye? Türlü yolsuzluklarla para kazanan patronların sahip olduğu yazılı basında yayınlanan ve insanı şaşırtan ahlak dersleri ile siyasilere yapılan yalakalıklar.
Gazeteci sıfatını taşıyan ve binlerce lira aylık alan kişiler, iç ve dış mihrakların ajanı. Basın ikiye bölünmüş. Aynı mütareke yıllarında İstanbul Basınında yaşandığı gibi. Bir gurup yabancı ülke çıkarları için açıkca ajan olarak çalışırken bir başka gurup da ülke içi çıkar guruplarına hizmet veriyor. Çok az sayıda namuslu gazeteci dışında kimse kendi halkına ve milletine hizmetten yana değil. Bu çoğunluk, halkının hakkını arama yerine patronlarının hakkını aramaya meraklı.
Peki, nereden geldim bu sonuca; yıllar önce Türkiye’de tanınmış bir istihbaratçı ile konuşuyordum. Bana Türk basınında sorduğum bazı isimlerin zamanında yabancı istihbarat örgütlerine çalıştığını bildiklerini ve emin olmak için de bir kısmını, yabancı örgütlerden doğrulattıklarını söylemişti. Çok değil geçen sene ABD Basınında CIA ve FBI’nın gazetecileri nasıl kullandıkları tartışılmıştı. Şimdi beynimi yakan soru, bunların Türkiye’deki sayıları herhalde korkulacak boyutlara ulaştı.
Bakın, adamlar, hırsızlık, yolsuzluk ve akla gelebilecek çok sayıda suçtan mahkum oluyor, ama hiç bir şey olmuyor. İtibar yerinde ve para oluk oluk akmaya devam ediyor. Bırakın haklarında soruşturmayı, adamlar sanki konularında birer otorite. Bunun dışında, benim bildiğim, bir kaç yabancı istihbarat örgütüne çalışan ve Türkiye’de önemli görevlerde bulunan gazeteci kisvesi altındaki kişilerden bazıları Türkiye dışına çıkar çıkmaz derhal yabancı ülkelerde iyi işler bulabiliyor. Nasıl oluyor; bunun açıklanması çok zor.
Kendimce yaptığım listeyi ben burada isim isim dökmek niyetinde değilim. Ama sizler için de bunları bulmak, belirlemek zor değil. Bakın Türkiye’nin çıkarlarına karşılık başka çıkarları kimler köşelerinde, sütunlarında, tv programlarında savunuyor, o kadar açık ki, derhal, anında anlayabilirsiniz. Ben bir yazı ardından “- hah bundan şüpheleniyordum ama emin değildim, demek o da şu guruba çalışıyormuş” diyebiliyorum. İnanın yanılma şansınız çok az.
XXXXXXXXXXXXX
Türkiye’de bayrak yakılmış. Çok mu hayret ettiniz? Son 10 yıldır Türkiye’yi satıyor ve yakıyorlar, bayrak yakılmış çok mu? Dedesinin, kardeşinin kanıyla alınan toprakları peşkeş çekenler için bayrağın bir anlam ifade ettiğini mi sanıyorsunuz? O bayrağı yıllar önce yaktılar hem de sizin gözlerinizin önünde. İleride daha da çok yakacaklar. Birlikte yaşayan iki toplum arasına atılan nifak tohumları çok önceden yeşermişti, şimdi meyvelerini veriyor ve her iki toplumun artık birarada zor yaşayabileceği bir noktaya doğru da hızla götürülüyor.
Ondan sonra. Ondan sonra, Çekoslovakya’dan nasıl Çek ve Slovak Cumhuriyetleri doğduysa, ondan sonra Yugoslavya’dan, Sırbistan, Hırvatistan ve Bosna doğduysa, nasıl Makedonya doğduysa, Kosova doğduysa, Türkiye’nin içinde de yeni bir devlet, dost ve müttefiklerimizin sıcak ve şefkatli ellerinin yardımı ile doğacak. “Kürdistan”, Türkmenlerden el birliği ile alınan Kerkük Petrolleri ile kuvvetlenecek ve bölgede İsrail gibi yeni bir çıban başı olacaktır.
Aynı Afganistan’da yaratılan El Kaide gibi, Taliban gibi. Aynı İran’da yaratılan molla yönetimi gibi. Dünyada bu büyük ellerin yarattığı öteki çıban başları gibi. Daha sonra bunların sonu da bu çıban başlarından olacak. Ama başında istikrarı olmayan, politika ve prensipleri bulunmayan yöneticileri ile Türkiye de sürüklendiği bu akıntı içinden, çıkar mı, çıkmaz mı artık bilemem. Çıkamaz sa, herhalde yeniden bir Atatürk çıkmasını bekleyecek.
İşte bu nedenle yazımın da başında vurguladığım mütareke döneminde, İstanbul’daki işgal kuvvetlerine rağmen vatan toprakları için kalemlerinde namuslarını taşıyan bir avuç gazeteci gibi, patronlara yaranmak için analarını, babalarını, atalarını satmayan, yabancı ülkelere ajanlık yapmayan dürüst ve gerçek gazetecilere özellikle bu dönemde çok ihtiyaç var.