İstihbarat1 Aralık 2006 00:00

İran'daki Uçak Kazalarının Arkasındaki Sır - Perviz Rahimi

Bu kaza, İran kamuoyunda hakim olan “Kazadan yönetimin sorumlu olduğu” şeklindeki genel inanışın bir kez daha canlanmasına yol açtı. Zira, son dönemde ülkemizde meydana gelen uçak kazaları soru işaretleri ile dolu… Bilindiği gibi, İran ordusuna ait yolcu ve yük taşımada kullanılan C-130 tipi bir uçağın, 6 Aralık 2005 tarihinde düşmesi sonucu 116 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın aydınlanmasını istemeyen Besiç Güçleri tarafından, “uçağın kara kutusuna el konulmasının” yankıları halen devam ederken, bu defa 9 Ocak 2006 günü, Urumiye yakınlarına Devrim Muhafızları’na ait askeri nakliye uçağının şüpheli bir şekilde düşmesi, cevaplanması gereken soruları artırmıştı. Aralarında İslami Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı Ahmad Kazeemi ile Alb.Seyid Mehtedi, Alb.Seyit Süleymani ve Alb.Hamit Azimpur'un da bulunduğu 8 üst düzey Devrim Muhafızı subayının öldüğü bu kaza ile ilgili olarak ülkede dolaşan söylentiler kaygı verici boyutlardadır. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

İran'daki Uçak Kazalarının Arkasındaki Sır?

Perviz Rahimi
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  01.12.2006
   
 

 

Tahran’ın güneyindeki Şiraz kentine giden İran Devrim Muhafızları Ordusu’na ait Antonov 74 tipi askeri bir uçağın Tahran havaalanına düşmesi sonucu ilk belirlemelere göre aralarında üst düzey subayların da bulunduğu 38 kişinin öldüğü bildirildi. Devlet televizyonu, uçağın Tahran'ın Mihrabad havaalanından havalandıktan kısa bir süre sonra düştüğünü ve kazada, 35 Devrim Muhafızı ile mürettebattaki 3 kişinin öldüğünü duyurdu. Yetkililer, kalkış esnasında düşen uçağın düşüş nedeninin motor arızası olduğunu açıklarken, Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Yahya Rahim Safavi, olay sonrası yaptığı konuşmada,

‘Uçağın yere düştükten sonra alev aldığını, kazada toplam 36 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 kişinin de yaralandığını’

ifade etti. Ölenlerin kim olduğu ve içlerinde yüksek rütbeli subayların olup olmadığına ilişkin açıklama yapmayan Safavi, incelemeyi sürdürdüklerini kaydetti. Bu arada, devlet televizyonu, kazadan yaralı kurtulan 2 kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bu kaza, İran kamuoyunda hakim olan “Kazadan yönetimin sorumlu olduğu” şeklindeki genel inanışın bir kez daha canlanmasına yol açtı. Zira, son dönemde ülkemizde meydana gelen uçak kazaları soru işaretleri ile dolu… Bilindiği gibi, İran ordusuna ait yolcu ve yük taşımada kullanılan C-130 tipi bir uçağın, 6 Aralık 2005 tarihinde düşmesi sonucu 116 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın aydınlanmasını istemeyen Besiç Güçleri tarafından, “uçağın kara kutusuna el konulmasının” yankıları halen devam ederken, bu defa 9 Ocak 2006 günü, Urumiye yakınlarına Devrim Muhafızları’na ait askeri nakliye uçağının şüpheli bir şekilde düşmesi, cevaplanması gereken soruları artırmıştı.

Aralarında İslami Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı Ahmad Kazeemi ile Alb.Seyid Mehtedi, Alb.Seyit Süleymani ve Alb.Hamit Azimpur'un da bulunduğu 8 üst düzey Devrim Muhafızı subayının öldüğü bu kaza ile ilgili olarak ülkede dolaşan söylentiler kaygı verici boyutlardadır.

O dönemde gündeme gelen

“Tahran’a acil iniş talebinde bulunan pilotun talebinin reddedildiği, bunun üzerine havalimanını iki defa pas geçen uçağın, üçüncü denemede şehir merkezine düştüğü ve uçağa iniş izni verilmemesinin tek nedeninin ise üst düzey yetkililerle birlikte bir yurtiçi seyahate çıkacak olan Cumhurbaşkanı’nın o esnada havaalanında bulunması olduğu”

iddiaları uzun süre tartışılmış ayrıca, Ulaştırma Bakanlığı’ndaki bazı görevlilerin yakın çevrelerine aktardığı,

“Kule ile mürettebat arasındaki görüşmelerin, gelen ‘üst düzey bir emir’ çerçevesinde Soruşturma Komitesi’nden saklandığı

şeklindeki bilgiler ise, halkın şüphelerini arttırmıştı. Uçağın düşüş nedenine ilişkin olarak, Ulaştırma Bakanı hakkında Meclis’te bir soru önergesi verilmesine rağmen, kaza sonrası açılan soruşturmadan herhangi bir sonuç alınamadığı gibi, Ulaştırma Bakanlığı’nın üst düzey yetkilileri tarafından basına tatmin edici bir açıklama yapılmamıştır.

Diğer yandan, ülkede 2004 yılı içerisinde çıkartılmış olan bir yasa uyarınca

‘aynı kurumda üst düzey pozisyonda görevli en fazla üç kişinin aynı vasıta ile seyahat etmemesi’

yönünde bir uygulama bulunmasına rağmen, gerek Tahran'da gerekse Urumiye'de meydana gelen uçak kazalarında bu yasanın uygulanmamış olması da dikkat çekicidir.

Ahmed Kazeemi başta olmak üzere, 9 Ocak’taki uçak kazasında ölen komutanların bazılarının,

“Cumhurbaşkanı’nın yürürlüğe koyduğu politikaların ülkeyi felakete sürükleyeceği”

hususunu zaman zaman dile getirdiği bilinmektedir. Kazeemi'nin, İDMO eski komutanı ve Urumiye eski Belediye Başkanı Mehdi Bakıri ile irtibatı nedeniyle, kendisine şüphe ile bakıldığı hususu göz önüne alındığında, o dönemde ortaya atılan iddialar daha da anlamlı hale gelmektedir.

İran-Irak savaşı sırasında Azeri kökenli askerlerden oluşan bir birliğin komutanı olan Mehdi Bakıri'nin ‘Türk milliyetçisi’ görüşlerinden ötürü yönetim tarafından düzenlenen suikast neticesinde öldürülmesinin akabinde, Bakıri ile yakından irtibatlı olan Kazeemi’nin de o dönemde zan altında kaldığını ve yapılan araştırma neticesinde suçsuz olduğunun anlaşıldığını bilen herkes,

Urumiye'de meydana gelen uçak kazasının, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ülkede artan iç çekişmelerin bir sonucu olarak kaza süsü verilmiş bir suikast olma ihtimalini çok yüksek bir olasılık olarak değerlendirmektedir.

Dini Lider Hameney'in o dönemde alelacele yayınladığı bir kararname ile DMO Kara Kuvvetleri Komutanlığına, yönetime yakın görüşleriyle tanınan Tuğgeneral Mohammad Reza Zahedi'yi ve DMO Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na Tuğgeneral Hüseyin Salami'yi ataması da kadroların ne şekilde tasfiye edildiğine iyi bir örnek olarak görülmektedir.

“Kara Devrim”den bu yana geçen zaman içerisinde ülkemizde toplam 31 uçak düşmüştür. Bunların yalnızca ikisi yolcu uçağı, diğer 28 tanesi ise içerisinde üst düzey askeri ya da sivil yetkililerin bulunduğu askeri uçaklardır ve bunların düşme nedeni hep halktan gizlenmiştir.

Bizler, ülkemizde yaşanan uçak facialarının üzerindeki sır perdesinin ne zaman kalkacağını ve özellikle son iki olayda sorumluluğu olan kişiler hakkında ne gibi bir takibat başlatılacağını merakla bekliyoruz.

 




www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006