| |
Sanat; kuvvettir
Longfellow |
Geçtiğimiz kasım ayında, National Geographic kanalında bir zamanlar Peru'daki komünist hareketin önderi Abimael Guzman ve onun kurduğu Aydınlık Yol örgütü hakkında bir belgesel yayınlandı. Radikal Gazetesi'nin 6.10.2004 tarihli sayısında M. Ali Kışlalı'nın ‘Öcalan ve Guzman' adlı yazısını anımsayalım. Yazıda, 1960'ta örgütü kuran profesör Guzman'ın 1977-1992 yılları arasında yaklaşık otuz bin kişinin ölümüne sebebiyet verdiğinden ve bir CIA operasyonuyla yakalndığından; bunun PKK örgütünün lideri Abdullah Öcalan'la olan benzeşiminden söz ediliyordu. Biliyoruz ki, PKK faaliyetlerinden haberdar olan ve bugün de onu hem fişekleyip, hem de temizleyecekmiş rolünü kesen ABD'nin, Öcalan'ın Kenya'da yakalanmasında da parmağı vardı. Yani bu tipik bir CIA operasyonuydu. Kimi kesimler bunu örtbas etmeye çalışsa da...
Guzman da, gencecik köylüleri örgüte katılmaya zorluyor ve onların ailelerine işkencelerden ölüme değin çeşitli yöntemler uyguluyordu. Tıpkı, günümzde PKK'nin kendi içinde birçok kola ayrılması ve genç insanların beyinlerini yıkayarak onları ölüme sürüklemesi gibi...
Şüphesiz ki, iki örgüt lideri arasında benzeşen yönler çokça... Üstelik terör hangi coğrafyada olursa olsun insanlık dışı bir olgu...
Fakat; belgeselde önemle vurgulanan şey, terörün unutturulmaması ve halkın bu konuda duyarlı olmasına dair yapılan çalışmalardı.
Hatta bir bayan, ‘‘Bizim bize ait resmi tarihimizi silmemiz ve Gerçek Komisyonu''nu dinlememiz lazım'' diyordu. Peki bahsedilen komisyonun misyonu neydi?
Gerçek Komisyonu, Guzman'ın örgütünün yaptıklarını kamuoyu başta olmak üzere halka duyurmak ve onun yakalanmasından kendisine rant sağlayan diktatör başkan Fujimori'nin yolsuzluklarını unutturmamaktı. 2000'lerde videoklip politkası geliştirerek medyayı kendi partisini pazarlamak için kullanan Fujimori, halkın isyanı sonucunda ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Gerçek Komisyonu da, acıları unutturmamak adına binlerce resmi ve video görüntüsünü bir araya toplayarak, bir müze kurdu. Burada mağdurların ve ölenlerin fotoğraflarını görebiliyordu insanlar. Yaşanılanlar elim de olsa tazeleniyordu. Tazelenmek de zorundaydı!
Bu noktaya dikkat çekmek gerek!.. Nitekim, Türkiye'nin gündemi balon haberlerle şişirilmiş durumda... İnsanlar sabah öğlen demeden sabun köpüğü ünlülerin kavgalarını heyecanla izler hale geldi.
Acıdır ki, PKK'nin yaptığı terör kanıksanmış gözüküyor. Bizim de, bir Gerçek Komisyonu kurmamızın vakti geldi de geçiyor diye düşünüyorum.
Üstelik; sanat başta olmak üzere birçok akademik alanda yapılacak çalışmalarla terörün ülkemize vurduğu darbenin hatırlatılması, geniş kitlelere yayılması ve bir terör müzesinin kurulması gerekliliği doğmuştur.
Üniversiteler ve özellikle Güzel Sanatlar Fakülteleri uyuyor. Devletin en önemli kurumları olan bu yerler, ulusal akademik ve sanat politikalarını kuramıyor. Terörün işlendiği çokça romanlar, oyunlar yazılamıyor; fotoğraflar gün yüzüne çıkarılamıyor.
Öyleyse; kim emperyalizm destekli PKK terörünün karşında durup, ona karşı harekete geçiyor?
Bunu sadece devletten ve ordudan beklemenin fayda getirmeyeceği hasıl oldu. Artık, herkes Türkiye'nin geleceğine katkıda bulunabileceğinin farkına varıp; gerçek bir kamuoyu komisyonu oluşturabilmelidir!..
Tıpkı, Meksika'da duvar resimleriyle ve sanatla unutturulmayan tarihsel ve kültürel gerçeklerin dışavurulması; oradaki sanat müzelerine ve üniversitelerin tavanlarına devasa tarihlerin sanatla ve sanat yapıtlarıyla çarpılması gibi...
Görülüyor ki bunun en etkili yolu sanattır!..
Sanat, belki de halkı ayaklandırabilecek ve ona bilinç aşılayabilecek en gerçek komisyondur!..
|