| |
IQ'su 80'nin altında olan bir çocuğunuz olsaydı mutlu olur muydunuz?
Ben olmazdım! Sanırım kimse memnun olmazdı?
Büyük ihtimalle George W. Bush'un CIA direktörü babası G. Bush da memnun olmamıştı! Üstelik çocuğu hakkındaki gelişen gerçekleri öğrendikçe mutlaka depresyona girmişti. İkiz torunları Barbara ve Jenna'nın kırdıkları potları, çırılçıplak Yale partisindeki pozları ve rezaletleri görünce herhalde kafayı yemişti!
George W. Chimp Bush'a, Chimp (yani Şempanze) ismini ben koymadım; Amerikalılar koydu ! Bush'un şempanzelerle yanyana sırıtırken benzeşen resimlerini de ilk kez ben televizyonlarda yayınlamadım; Amerikalılar yayınladı ! Bush'un şempanzeye benzediğini ilk kez Amerikalılar kendi web sitelerinde açıklamaya başladılar, derken Amerika'da yeni bir kavram türedi: BUSHISM (Bushizm). Bush'un şempanzelerle ilk resimlerini ve BUSHİZMİ Avrasya TV'de görüntülerle açıkladığımda, 70 civarında e-posta aldım, hepsi sunumun kendilerine de iletilmesini istiyorlardı, evet Pentagon Psikolojik Harp Dairesi haklıydı! Bush'un, IQ bakımından yakın olduğu yaratıklarla teşhir edilmesi insanları daha mutlu kılıyordu.
Peki, ülkenizi bir şempanzenin yönetmesini nasıl bulurdunuz?
Şu andaki koşullardan şikayet ediyorsunuz, ama gördüğünüz gibi daha kötüsü var! Hiç olmazsa bizimkilerin I.Q.su 80'den yüksek!
Bushism artık bir ' bilim' olma yolunda ilerliyor! Bush'un yaptığı potları topluyorlar ve yorumluyorlar! Yakında bu sözlerde yeni şifreler ve geleceğe ait kehanetler keşfederlerse şaşırmayın. Biliyorsunuz aptala malum olur!
Sizlere imkan oldukça Postmodern Delilik Çağını anlatmaya çalıştım. Bu çağa ve bu çağın yaratmış olduğu yeni bir terime ait bazı yorumlarımı daha detaylı bir kitapta okuma şansı bulacaksınız.
Bush'un akıl sağlığının yerinde olmadığı konusunda da pek çok tartışma uzun süredir zaten vardı. Bu şüpheli şahısın sistematik olarak iyi bir kukla veya beyni yıkanmış (veya zihin kontrolüne uğratılmış) bir Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) olma ihtimali çok güçlüydü. Bir zamanlar ağır bir alkolik vaka olan Bush'un hezeyanları büyük olasılıkla, kendisinde yaratılmış olan kontrollü psikoz ile sağlanmaktaydı ve kendisine normal hayatını sürdürebilmesi için pek çok psikiyatrik ilaç takviyesi de yapılmaktaydı!
Normal koşullarda ABD'de sıradan birisi aşağıdaki sözleri söylese, hemen akıl hastanesine kapatılırdı! Bush ise Amerikan ordusunu yönetmekte ve her önüne gelen ülkeye tüm uluslararası yasaları çiğneyerek saldırmaktaydı! Üstelik Afganistan'da ve Irak'ta yapmakta olduğu soykırımda ölenlerin sayısı 700 bine yaklaşıyordu! Kimse Bush'a kızamıyordu, üstelik çok sevimli şempanze resimleriyle dergilerde yer almaya bile başlamıştı. Yani şempanzeler, Bush'un o sevimsiz yüz ifadesini de sevimli hale getiriyorlardı. Belki de Bush'u Şempanze resimleriyle yayınlamak ve sevimli kılmak Pentagon Psikolojik Harp Dairesinin gizli bir projesi ve hedefiydi . Bush'a karşı gelişen nefreti öylesine anlamıştı ki Amerikan Genelkurmayı, bu nefreti dünya bazında azaltmak için, Bush'u sevimli şempanzelerle özleştirirek ancak Amerika'ya karşı olan nefreti hafifletebiliyordu. Ama şempanzeler bunun farkına varmış olsalardı, herhalde çok kızar ve bozulurlardı!
Ama bir şempanzeyle yanyana poz vermek, Bush'un akıl hastası olduğu gerçeğini de değiştirmiyordu [2] :
' ABD Başkanı George W. Bush, ikinci kez seçilip Ocak ayında Washington'da taç giyme benzeri bir törende ant içerken 'özgürlüğü savunmak için yıldızların ötesinden talimat aldığını' söylemişti. Alkol bağımlılığı tedavisi gören Bush, ailesinin, piskoposların egemen olduğu 'episkopal' mezhebinden, eşinin bağlı olduğu Protestanlığın 'Metodist' mezhebine geçmişti. 11 Eylül saldırısından sonra, 'dünyayı şeytandan kurtarmak' amacıyla 'Mesihliği' öngeren Kalvinizme kaymıştı.
'Tanrının bana verdiği görevle hareket ettim. Tanrı, benim başkan olmamı istedi. Tanrı, bana, 'George, git! Git Afganistan'daki teröristlerle savaş!' dedi. Gittim savaştım. Tanrı bana 'George! Git, Iraktaki despotluğu bitir 'dedi. Bitirdim. Şimdi de Tanrı'nın 'Git! Filistinlilerin devlet kurmasını sağla, İsraillileri güvenliğe kavuştur, Ortadoğuya barış getir'dediğini duyuyorum. 'Tanrının izniyle bunu da yapacağım' .
Beyaz Saray sözcüsü bu açıklamaya 'saçma' sözleri ile tepki gösterdi. Batı basını ise Bush'un geçmişteki sözlerini hatırlattı. Amerikalı yazar Stephen Mansfield, 2003'te yayınlanan kitabında Bush'un Texas'lı bir vaize şunları söylediğini yazmıştı:
'Tanrı'nın başkanlığa aday olmamı istediğini hissediyorum. Tam olarak açıklayamıyorum, ama ülkemin bana ihtiyacı olduğunu seziyorum. Bir şeyler olacak. Biliyorum, benim ve ailem için çok zor ama Tanrı bunları yapmamı istiyor!'.
2004'te Lancaster New Era adlı yerel bir gazete'nin muhabirinin sorusuna karşılık, ' Tanrı benimle konuşuyor' demişti. Fransa'nın saygın La Nouvel Observateur dergisi, Bush'un yakın çevresine ' Yaradan beni seçti. Kutsal görevim var' dediğini yazdı. Kimilerine göre Bush, alkol bağımlılığından kurtulamadığı için saplantı içinde; kimilerine göre kendisini ikinci kez iktidara taşıyan saf ve tutucu seçmenin nabzına göre şerbet veriyor.
Bush'un nasıl bir akıl sağlığı düzeyinde olduğu görünmektedir.
Bush bazı Amerikalı uzmanlar tarafından incelenmiş ve şu sonuca varılmıştır: Eline okuyacak materyel verilmediği zaman aynı Peter Seller's 'Merhaba Dünya (Being There)' filimindeki Chancy Gardener vakasında olduğu gibi konuşamayacak ve pot üzerine pot kıracaktır . Zaten eline verilen materyelden gözünü aldığı zaman hemen, anında pot kırmaktadır; yani Bush'un beyni Bushça düşünmeye bırakıldığında zırvalamaktadır.
İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz. Yani POSTMODERN DELİLİK ÇAĞI! Delilerin, haydutların, mafyanın, Kırk Haramilerin ve en yetersizlerin yönetici olabildiği, artık herşeyin mafyöz bir biçime geldiği ve Hukuk Sistemininin yerini SUPRANASYONAL HUKUK SİSTEMİNİN, Devletlerin yerini de SUPRANASYONAL GİZLİ ÖRGÜTLERİN ALDIĞI (örnek: CFR, Skulls and Bones, BİLDERBERG, Trilateral Komisyon, ROUND TABLE, bkz, Ümit Sayın, Gizli Örgütler, 11 Eylül ve Büyük Ortadoğu Projesi, Neden Kitap, 2006 ) bir saçma-sapık yönetim sistemi ve hukuk düzeni! Evet artık Tek Kutuplu Vahşi Kapitalist Dünya'da bu sistem hakimdir.
Size bazı potları sıralayalım ( Bushism adı verilen bu Bushistik POTik konuşma Bush'la birlikte ortaya çıkmıştır ve dil uzmanları tarafından detaylı olarak incelenmektedir, sayfalar dolusu Bushismi daha sonra yayınlayacağım):
" It's a time of sorrow and sadness when we lose a loss of life." ? Washington, D.C., Dec. 21, 2004. (Bozuk gramer ve bozuk kelime kullanma)
Hayatın bir kaybını kaybettiğimiz zaman hüzün ve acı zamanıdır. Washington, D.C., 21 Aralık 2004.
" We thought we were protected forever from trade policy or terrorist attacks because oceans protected us.?" Speech to business leaders at APEC Summit, Santiago, Chile, Nov. 20, 2004. (Cümlede zeka ve ifade kusuru var, Okyanuslar sonsuza dek Amerika kıtasını nasıl düşmandan korur? Düşünme kapasitesinin sınırını gösteren bir cümle)
Sanıyoruz, ticaret politikasından ve terörist saldırılardan sonsuza dek korunmuş durumdayız, çünkü okyanuslar bizi korudu. Şili, 20 Kasım 2004.
"Too many good docs are getting out of the business. Too many OB/GYN's aren't able to practice their love with women all across the country." ? Sept. 6, 2004, Poplar Bluff, Mo. (cümle gramer ve ifade yönünden yanlış ve saçma, jinekologların işleri ile Amerika'lı kadınlara aşk pratiği yaptırmanın ne ilgisi var?)
Fazla sayıda iyi doktorlar işsiz kalıyor. Bütün ülkede pek çok Jinekolog artık kadınlara olan aşklarını uygulama (pratiğini yapma) şansı bulamıyor. Poplar, Bluff, MO, 6 Eylül 2004.
"Our enemies are innovative and resourceful, and so are we. They never stop thinking about new ways to harm our country and our people, and neither do we." ? Washington, D.C., Aug. 5, 2004. (Hem anlam hatalı, hem de gramer, ifadede biz de Amerikan halkına zarar veriyoruz diyor! Doğruyu söylüyor, aslında ama tam zıddını ifade etmek istiyor!)
Düşmanlarımız çok açıkgöz ve yaratıcılar, biz de öyleyiz. Halkımıza ve ülkemize zarar vermek için yeni yollar bulmak amacıyla sürekli plan yapmaktadırlar, biz de öyleyiz ve aynı amaç için plan yapıyoruz. (Yanlışlıkla Bush rejimi de teröristlerin yaptığını yapıp, Amerika'ya ve halka zarar veriyor, şeklinde cümle kuruyor) Washington D.C., 5 Ağustos 2004.
" I'm honored to shake the hand of a brave Iraqi citizen who had his hand cut off by Saddam Hussein."? Washington, D.C., May 25, 2004. (Bush'un IQ düşüklüğünün bir ifadesi olarak anlamsız bir cümle, Iraklı'nın eli kesildiyse, elini nasıl sıkıyor? Saddam'ın zarar verdiği demek istiyor, ama akut hafıza 5-6 kelimeden fazlasını tutamadığı için, el kelimesi ile başlamışken, Saddam'a saldırmak isterken, 'şeriattaki kesik el' kavramını da ortaya bir yere sıkıştırıyor!)
Saddam Hüseyin tarafından eli kesilmiş kahraman bir Iraklı vatandaşın elini sıkmaktan dolayı gurur duyuyorum. Washington, D.C. 25 Mayıs 2004.
" After standing on the stage, after the debates, I made it very plain, we will not have an all-volunteer army. And yet, this week?we will have an all-volunteer army. Let me restate that ."?Daytona Beach, Fla., Oct 16, 2004. (Önceden çok açık bir ifadeyle belirttiği ordunun tamamen gönüllülerden oluşmayacağını, bir saniye sonra tam tersini ifade etmesiyle ortaya çıkan çelişkiler.)
Kürsüde durduktan sonra, tartışmalardan sonra, tamamen gönüllü bir ordumuz olmayacağını çok açık olarak belirttim. Ve bu hafta, tamamen gönüllü bir ordumuz olacak. Bunu tekrar ifade etmeme izin verin. Daytona Beach, Fla., 16 Ekim, 2004.
" That's George Washington, the first president, of course. The interesting thing about him is that I read three—three or four books about him last year. Isn't that interesting? "—Showing German newspaper reporter Kai Diekmann the Oval Office, Washington, D.C., May 5, 2006 .
Bu George Washington, ilk başkan tabii ki. Hakkında ilginç olan şey ise, geçen yıl onun hakkında üç- üç, dört kitap okumuş olmam. İlginç değil mi? Alman gazete muhabiri Kai Diekmann'a Oval Ofisi gösterirken, Washington, D.C., 5 Mayıs, 2006.
" I aim to be a competitive nation ."—San Jose, Calif., April 21, 2006. (Bugüne kadar konulmuş en büyük ve zor hedef bu olsa gerek: Bir insanın tek başına bir ulus olma hedefi…)
Ben yarışmacı, rekabetçi bir ulus olmayı amaçlıyorum. San Jose, Calif., 21 Nisan, 2006.
I'm the decider, and I decide what is best. And what's best is for Don Rumsfeld to remain as the secretary of defense ."—Washington, D.C., April 18, 2006. (Dünyaya demokrasi götüren Sayın Bush, karar veren merci benim! diyerek noktayı koyuyor. Bunu söyledikten 6-7 ay sonra Rumsfeld görevinden alındı)
Ben karar verenim ve en iyi olana karar veririm. Don Rumsfeld için en iyi olan da Savunma Bakanı olarak kalmasıdır . Washington, D.C., 18 Nisan, 2006.
"If the Iranians were to have a nuclear weapon they could proliferate ."—Washington D.C., March 21, 2006. (Proliferate çoğalmak demektir, yine her zamanki kelimeleri Bushism tarzında kullanıyor. Nükleer silah insanların çoğalmasına değil, yok olmasına sebep olmaktadır. )
Iranlılar nükleer silahlara sahip olsalardı, çoğalırlardı. Washington D.C., 21 Mart, 2006.
***
BUSH BU SİTEDE BİR KÖŞE YAZMAYA KALKSAYDI :
George W. Chimp Bush
ORAL OFİSTEN İYİ HİNDİLER (Good turkeys from Oral Office!)
(Aşağıdaki ifadelerin çoğu Bush'un kendi cümlelerinden ve konuşmalarından, konuşmalarda kullandığı tarzdan alınmış, bu köşe yazısına olası bir biçimde entegre edilmiştir, Bush mantığı mümkün olduğunca yazıya yedirilmeye çalışılmıştır!)
Sevgili Okurcularım,
Aslında ben W. George Bush , yani başkanınız, sizin başkanınız. Herkesin başkanı, yani Türkiye'nin de, öyle, di mi?
Bu sitede teröristler varmış, yani teröre kucak açmışlar; Amerika'yı parçalıyorlarmış, harita olarak yani, 10'a mı bölmüşler ne! Aslında bir Teksas vardır, bir de gerisi! 10'a bölmeye gerek yok.
Pentagon dedi ki, 'Sayın Başkanım, siz de orda köşe yazın, bize karşı psikolojik harp yapıyorlar' dedi. Ben de dedim ki, 'Getirin, kalemi, kağıdı, mürekkebi ben de bunu yaparım' . Evet, yapıyorum, yapmıştım, hep yaptım.
Burda birileri bana site köşesi yazmamı istemişlerdi, Türkçe bilmem dedim. Hem de Hindi yemeği sevmem dedim, ısrar ettiler. Politik olarak, politik olarak dediler, sıcaklaşır.
Yani sıcak günler yakında! 'Türkiye'de Amerikan nefreti artmış!' dediler, Türkiye'deki Halkın % 94'ü Amerika'dan ve benden nefret edermiş! Ben de 'Biz onlara ne yaptık ki' dedim, dediydim! Beyaz Saray danışmanlarım ve Ulusal Güvenlik Danışmanım bana, kulağıma, yani yüzüme eğilip gizlice dediler ki, 'Ama siz bir köşe yazarsanız, sempatik falan olursunuz! 'dediler, ben de dedim, dedim ki 'tamam ama en yakışıklı, resmimi kullanın!'
Ama Oral ofisteki bilgisayarımdan bakıyorum da pek yakışıklı bir resmimi koymamışlar, yani eski bir resimdi o. ' Bu maymun ne? ' dedim, ' O şempanze, Pentagon'un Psikolojik Operasyon projesinde çalışıyor, Genel Propaganda Müdürü' dediler. ' Sizi Türk halkına karşı sempatik kılmak için' dediler, ' En iyi bulabildiğimiz resim bu!' İyi de ben ona benzemiyorum ki, benziyor muyum? Benzediğimi, benzetiyor musunuz? 'Ya, bu maymunun sahibi kızarsa, o da beni sevmiyor olabilir, insanları üzmemeliyiz di mi ama! Psyops , departmanı 2 günlük bir toplantı yapmış, sonra % 94'lük nefret oranını düşürebilmek için, benim yüzümü bir şempanzeyle birlikte vermeyi düşünmüşler, ama şempanze benim kadar yakışıklı değil ki, neyse! Sempatik olmam için dediler, tabii ben de bilirim, ama psikolojik savaşı onlar daha iyi bilirler. Sanırım sempatik bir hayvan, 'Adı ne dedim' , 'Chimp Bushitos' dediler.
Neyse sevgili okurcularım. Türkiye'yle Hindi yemekten dolayı çok mutlu olacağım artık bu sitede. Psyops departmanı böyle istedi . 'Ben de, ben de dedim ki, yani dedim ki, kızım Barbara da yazsın!' , 'o da güzel benim gibi' dedim. 'Olmaz' dediler.
Artık her ay, ama her ayın dolunayında, yani bilirsiniz, ay yuvarlakken, size bir yazı yazmamı istedi Psyops departmanı. Ben de peki, dedim, Türkiye'ye bol miktarda Thanks Giving Day için Hindi gönderin dedim. Ne diyeyim, daha iyi bir şey diyebilir miydim?
Benim çevirilerimi yapacak olan Türk FBI ajanlarına şimdiden teşekkür ederim, Büyük Ortadoğu'da saat kaç şimdi!
***
Biliyorum siz de merak ediyorsunuz, burda neler yazacağımı. Ama ben, ben de merak ediyorum. Aslında bunlar içerden geliyor! Birden aklıma geliyor, içimden geliyor; aynı Irak'a saldırmak fikri de bir anda yıldızlara bakarken gelmişti.
Bilirsiniz yıldızları, gece çıkarlar hani parlak parlak, görmüşsünüzdür! O gece, işte o gece Tanrı benimle konuştu, dedi ki, ' Bu işe Dünya Ticaret Merkezinden başla' Dedi. 'İkiz Kuleler mi' dedim, 'Jakin ve Boaz' dedi, dedi ve gitti. Yani Tanrıyla konuştum, fakat o çok konuşmayı sevmiyor, yani çok şey söylemiyor! Bizim gibi çok konuşmuyor, herhalde çok düşünmekten.
Aslında İkiz Kuleleri yıkmak fikrini ilk Marvin P. Bush'a , yani kardeşim olur kendisi, söylediğimde, içtiği viskiyi ağzından püskürtmüştü. Aslında iyi bir fikirdi, bence iyiydi ama, Nero da yapmıştı, Amerikan başkanı Romalılardan veya Napolyondan daha mı aşağı kalacak. Derken, olayı Ulusal Güvenlik Konseyine getirdim, arkadaşlarla hep birlikte konuştuk, Dick üstüme uçtu ve beni yanaklarımdan öptükten sonra popoma bir şaplak attı: ' İşte Chimp' , dedi, 'Aptala malum olur, biz de aynı şeyi düşünüyorduk!' dedi, neden böyle dedi anlamadım. Ama Popomda vurduğu yer iki gün acıdı. Bu bir işaret diye düşündüm, Tanrıdan gelen bir işaret, yani popomdaki acı değil; O geceki Tanrının benimle temas kurması! Evet bir işaretti ve benim zamanım gelmişti, o zaman anladım; anladım ki, anladığımı anladım!
Hemen başlattım projeyi, iyiydi ama di mi! Sevgili okurcularım, patlamalar çok iyiydi, Nerodan iyiydim yani! Çok güzeldi, aslında 4 Temmuz'da havai fişek gösterilerini çocukluğumdan beri izlerdim. Çocukken hep çıkıp daha büyük patlamalar olsun diye her 4 Temmuz'da beklerdim. Havai fişekleri oldum olası sevmişimdir, füzeleri de! Bu daha güzel oldu, yani 11 Eylül'den bahsediyorum, hani patladılar ya, siz de sevdiniz di mi? Gösteri güzeldi ama, di mi!
Son olarak başıma gelen bir olayla bu ayki köşe yazımı bitireyim, yani artık bitsin, yoruldum! Geçenlerde Endenozya'ya gittim, güzel bir ülke, büyücüleri var. Bu CNN'de çıktı, bir büyücü, Gengeng Pamungkas , işte tamam o! Bana kara büyü yapmış, brokoliye dönüşmem için , biz Evangelistler Brokoliye inanmayız ki, pardon, yani Büyüye inanmayız ki! Ama yapmış, işte! Üstelik ben, herkes bilir, Brokoliden nefret ederim, Beyaz Saray ve Pentagon'da Brokoliyi yasakladım. Hani Brokoliyi sevsem, yapsın, anlarım; ama annem zorla bana Brokoli yedirirdi çocukken, o günden beri nefret ederim. Sonra Endonezyadan dönerken, uçaktayım, bir kaşıntı başladı, minik minik yeşil tomurcuklar kollarımda, sırtımda, kaşıyorum, kaşıyorum düşüyorlar, minik, minik yeşil, bitki gibi bir şey! Herhalde allerji oldum dedim. Allerji olmuşum, ama Endonezya'da Brokoli de yemedim hiç!
Değerli Okurcularım,
Umarım beğendiniz, aslında bir şey itiraf etmeliyim, bu başkan olduğumdan beri ilk kez kaleme aldığım yazımdı. Normalde bizim çocuklar ve Gizli Servis halleder, ama bu sefer Pentagon ' aman karışmayın, kendisi yazsın demiş!' Neden böyle yaptı anlamadım. Ben, tabii onlardan daha iyi yazarım; çünkü ben Amerika başkanıyım . Ama yine de 'o yazsın daha sempatik olur!' demişler. Niye demişler, Dick'e sormam lazım. Umarım iyi bir köşe olmuştur, yani yazı köşesi olmuştur . Beni daha iyi tanıyacaksınız, tanıtırsınız ve seveceksiniz sevgili Türk okurcularım, Thanks Giving Gününe (Şükran Gününe) de geldik, iyi Hindi yemeler size, size Amerika'dan bol Hindili günler.
**********************************************************************
[1] Postmodern Delilik Çağı (The New Era of Postmodern Delirium): 11 Eylül 2001 saldırılarıyla başlayan yeni milenyumun şizofreni dönemi! Küresel elitin insanlığı getirdiği son aşama! Küresel Isınmayla birlikte Küresel Çıldırma Dönemi . Yöneticilerin, Başkanların, başbakanların, bakanların, Üniversite yöneticilerinin delirium içinde oldukları, bir dediklerinin bir dediğini tutmadığı, tutarsızlığın, yalanın, sahtekarlığın, mafya yöntemlerinin ve iki yüzlüğün geçerli olduğu George Orwell'in '1984' isimli romanda tarif etmiş olduğu çift düşünce çağı ! PDÇ'nin (Postmodern Delilik Çağının) Sloganları : 'Cehalet Kuvvettir', 'Savaş Barıştır', 'Kölelik Özgürlüktür', 'Demokrasi, askeri darbe ve saldırganlık ve işgaldir', 'Amerika'nın her dediği doğrudur', 'Petrol Amerikalılarındır', 'iki kere iki Amerika eder!' Bu çağı daha iyi anlatabilmek için ' Postmodern Delilik Çağında Bushism, 2007' isimli bir kitap kaleme alırken bu yazıyı da bilgilendirme amacıyla yazdım: Türkiye bu delilik çağıyla 1980 darbesinden sonra özellikle Özal rejimi döneminde tanışmaya başlamıştı. Tüm dünyada da değerlerin yitirildiği, Demokrasinin askeri işgal olarak algılandığı, sadece köşe dönücülüğün, paranın, maddi değerlerin geçerli olduğu Kapitalizmin en arsız dönemi, daha arsızı olmayacak, çünkü kapitalizm insanlığı yok etmeye doğru gidiyor.
[2] Ümit Sayın. 11 Eylül Gizli Örgütler ve BOP, İst.: Neden Kitap, 2006. S: 125-127.
|