Bayrak olayı "Devlet politikası"nın sonucudur! - Arslan Bulut
Türkiye'nin federasyon veya konfederasyona dönüşmesini esas olarak kim istiyor? Kürtleri ve Ermenileri "azınlık" haline getirmek isteyen ABD ve AB değil mi? Peki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, 6 seneden beri ne yapıyor? Bu baskılara uyum yasaları adı altında boyun eğmiyor mu? Genelkurmay Başkanlığı da bu politikalara "devlet politikası" diyerek destek vermiyor mu? O halde, sadece hükümetin değil, herkesin kendi durumunu gözden geçirmesi gerekmiyor mu? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
Peki ama, Diyarbakır''daki miting neydi? Öcalan posterleri ve PKK paçavraları altında yüzbinlerce kişi ne yapıyordu acaba? Türk bayrağını çiğnemiş olmuyor muydu? Meselenin nereden kaynaklandığını bilenlerin tepkisi farklı oluyor.
Mesela, İstanbul bağımsız Milletvekili Emin Şirin, Mersin''deki TBMM Başkanı Bülent Arınç''a bir mektup gönderdi ve ''''Türk Bayrağı''nın yakılması hadisesinin, hepimizin içini kanatan ve özellikle de Parlamentomuzun tavır alması gereken bir husus olduğu kanaatindeyim.
Hele hele bölücübaşının bir-birbuçuk aydır ''Yeşil zemin üzerine içinde kırmızı yıldız bulunan sarı güneş bayrağımız olacaktır'' diyerek Türk Bayrağı''nı reddettiği ve milletin gözlerinin önünde bu propagandayı yaptırdığı bir ortamda Parlamento''nun bildirisi daha büyük bir önem ve anlam kazanmaktadır" dedi. .
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da Mersin''de yapılan bir gösteride Türk bayrağının yakılmak istenmesi ve son günlerde bazı çevrelerce dile getirilen "Konfederal çözüm" önerilerinden büyük rahatsızlık duyduğunu hatırlatarak, "İşin diğer bir tarafı da bu yapılanları sadece seyretmeye kimsenin hakkı olmadığıdır.
Ama bize asıl üzüntü veren Türkiye''yi yönetenlerin bu konudaki suskunluğudur'''' diye konuştu! .
Peki nedir bu konfedaral çözüm konusu! Onu Zaman gazetesinden öğreniyoruz! Zaman''da çıkan habere göre terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, tutuklu bulunduğu İmralı Cezaevi''nden Kürdistan Demokratik Konfederalizmi''ni (KDK) ilan ederek tüm yandaşlarını bu çerçevede hareket etmeye çağırdı, yaşadıkları ülkelerin hukukuna uymamalarını istedi.
Öcalan, "demokratik konfederalizm" ile Türkiye, Irak, İran ve Suriye''deki örgüt yanlılarını tek çatı altında toplamayı ve "devlet içinde devlet" formülü uygulamayı hedefliyor.
Öcalan, örgütün tepesinde ise kendisinin olduğunu ilan ediyor! Öcalan, "Halkımızı yeşil zemin üzerindeki sarı güneş içinde kırmızı yıldızlı bayrak altında kendi demokrasisini örgütlemeye, birleşmeye ve kendi kendini yönetmeye çağırırken, bu bayrağı şerefle taşıyacağımı ve önderlik görevlerimi şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yapmaya devam edeceğimi ifade ediyorum" diyor! .
Demek ki, Mersin''de Türk bayrağının çiğnenmesinin ardında böyle ciddi bir hazırlık var! Üstelik, terör örgütünün başı, bu açıklamaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin gözetimi altında ve PKK yanlısı gazetelerin deyimiyle "Haftalık Olağan Görüşmeleri"nde avukatlarına yapıyor! Genelkurmay Başkanlığı, bu yüzden konuyu önemli bularak, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin, tıpkı atalarının yaptığı gibi ülkesini ve bayrağını koruma ve kollamaya, bunun için gerekirse kanının son damlasını akıtmaya hazır ve yeminli olduğunu belirterek, ''''Onun vakar ve ciddiyetini, sabrını yanlış yorumlayanlara, yanlış hesap peşinde koşanlara Türk Silahlı Kuvvetleri''nin, vatan ve bayrak sevgisini denemeye kalkışanlara, tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz'''' diyor! Diyor ama, işte bu Abdullah Öcalan''ın yeniden yargılanması kararını veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk Hükümeti''ne baskıda bulunuyor.
Nitekim, Türk Ceza Kanunu, bu yargılamaya imkan verecek şekilde değiştirilmek isteniyor! .
Türkiye''nin federasyon veya konfederasyona dönüşmesini esas olarak kim istiyor? Kürtleri ve Ermenileri "azınlık" haline getirmek isteyen ABD ve AB değil mi? Peki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri, 6 seneden beri ne yapıyor? Bu baskılara uyum yasaları adı altında boyun eğmiyor mu? Genelkurmay Başkanlığı da bu politikalara "devlet politikası" diyerek destek vermiyor mu? O halde, sadece hükümetin değil, herkesin kendi durumunu gözden geçirmesi gerekmiyor mu?