Siyaset23 Kasım 2006 00:00

Siber Liberaller - Orhan Erdil

Bugün kendisini resmi olarak “liberal” şeklinde tanımlayan Atilla Yayla'nın “Liberalizme geçiş serüveni” esasında “ABD destekli Komünizm karşıtlığı” ile başlar. Yayla'nın yazı kurulunda görev yaptığı dönemdeki Yeni Forum dergisi 12 Eylül darbesinin en önemli destekçilerindendir. Cezaevlerinde yapılan işkencelerle ilgili feryatlara ilişkin karşı propagandalar geliştirmiştir. Bunların bir kısmında bizzat Atilla Yayla'nın da katkısı vardır. O dönemin “darbe meşrulaştırıcısı” çizgide olanlardan bazıları, sonraki yıllarda “zorunlu liberallik” diyebileceğimiz bir tercihe yöneldiler. ... Arkasından da “liberallik adına” Türkiye'nin ortak değer ve kutsalı ne varsa, saldırıya geçtiler. coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsnaproxennatrium site naproxen kruidvatsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effects

Siber Liberaller
Orhan Erdil - Anayurt Gazetesi
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  23.11.2006
   
 

 


Rahmetli, Prof. Dr. Aydın Yalçın, soğuk savaş yıllarında Yeni Forum dergisini yayınlıyordu. Dergi soğuk savaş yıllarının ideolojisi çerçevesinde, Sovyet yayılmasına karşı daha çok, ABD tarafından geliştirilen argümanların Türkiye'deki propagandasını yapıyordu. Bu faaliyetle, Türkiye'nin Komünizm ve Sovyetler Birliği' nin tesir alanından uzak kalması amaçlanıyordu.

O dönemde hiç kuşkusuz; ABD ekseniyle Komünizm ve Sovyetler Birliği karşıtlığı yapanların en önemli argümanları klasik liberalizmin kabulleri çerçevesinde, serbest pazar ekonomisiydi. Sovyetler Birliği' nin katı devletçi ekonomik anlayışına karşılık, ABD'nin serbest piyasa ekonomisi alternatif olarak sunularak, “ABD sisteminin başarılarından” söz ediliyordu.

Temel hak ve özgürlükler ise “ekonomik faaliyetlerin” arkasından geliyordu.

Kısaca klasik liberalizmin ana kabulleri çerçevesinde kısmen ideolojik, kısmen entelektüel bir faaliyet yürütülüyordu.

Bu nitelikteki “Anti-Komünist” faaliyetlere zaman zaman, arka planındaki dinamikleri bilmeyen, samimi anti-komünist insanlar da katılıyordu. Önemli olan Türkiye'nin Komünist bir darbeye maruz kalmaması ve Sovyetler Birliği' nin işgaline uğramamasıydı.

Bu mantıkta ABD hiç kuşkusuz “dost tarafta” bulunuyordu.

Bundan dolayıdır ki rahmetli Aydın Yalçın'ın dergisinin yayını ve kimi toplantıların organizasyonunda ABD'deki bazı fonlardan kaynak sağladığı yolundaki iddialar hiç gündemden düşmemişti.

Habertürk yazarlarından Atılgan Bayar'ın “süperliberal” benzetmesi yaptığı Prof. Dr. Atilla Yayla, bir zamanlar rahmetli Aydın Yalçın'ın yayınladığı Yeni Forum dergisi etrafında bulunanlar arasındaydı.

Hiç kuşkusuz bu çevrede bulunmasının temel araçlarından birisi Aydın Yalçın'ın akademik çevrelerdeki karizma ve şöhretiyken, diğeri de Türkiye'de yaygın olan Komünizm karşıtı tavırdı.

Bugün kendisini resmi olarak “liberal” şeklinde tanımlayan Atilla Yayla'nın “Liberalizme geçiş serüveni” esasında “ABD destekli Komünizm karşıtlığı” ile başlar. Yayla'nın yazı kurulunda görev yaptığı dönemdeki Yeni Forum dergisi 12 Eylül darbesinin en önemli destekçilerindendir. Cezaevlerinde yapılan işkencelerle ilgili feryatlara ilişkin karşı propagandalar geliştirmiştir. Bunların bir kısmında bizzat Atilla Yayla'nın da katkısı vardır.

O dönemin “darbe meşrulaştırıcısı” çizgide olanlardan bazıları, sonraki yıllarda “zorunlu liberallik” diyebileceğimiz bir tercihe yöneldiler.

Nasıl olsa Yeni Forum çevresinde bulunmaları itibariyle içeriğini bilmeseler dahi ister istemez kendilerini “Klasik Liberalizm” çizgisinde görüyorlardı.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, “madem zor yıllarda biz ne olduğunu bilmeden liberallik yaptık, şimdi niye sahibi olmayalım” mantığı ile Liberal sıfatlı dernekler falan kurdular.

Sonra felsefe ve siyaset bilimi kitaplarına bakarak, ansiklopedik düzeyde liberalizmin ne olduğu konusunda genel bilgi ve kanaatlere sahip oldular.

Arkasından da “liberallik adına” Türkiye'nin ortak değer ve kutsalı ne varsa, saldırıya geçtiler.

Esasında “süperliberal” değil de “siberliberal” olarak nitelendirilmesi gereken Atilla Yayla'nın durup dururken Atatürk'e karşı hakaretler yağdırması böylesi yapay bir sürecin ürünüdür.

“Nasıl davranacaklarını bilmeyenlerin, nasıl davranması gerektiği konusundaki kodlamalara” bakarak gerçekleştirdikleri türden bir hareket biçimidir.

Ayrıca bu tür çıkışlar kısa yoldan şöhret ve “ucuz kahramanlık” kazandıracağı için de faydalıdır!

Kim bilir belki çizgisine yakın olduğu bilinen bir partiden ilk seçimde milletvekilliği teklifi alır.

Ya da Orhan Pamuk gibi Avrupa'dan üst üste “düşünce özgürlüğü” ödülü alır!




www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006