| |
Hollanda'da sürekli olarak araştırma yaptırılır.
Yaptıran tabii ki hükümetler, bakanlıklar ve de Derin Devlet'tir.
Bu ülkenin diğerlerinden iyi tarafı, kamuoyu yaratmak için tedhiş hareletleri yerine, düzmece araştırmalar yaptırmasıdır.
Bir kaç yıl önce J. Dagevos adlı bir araştırmacıyı devereye sokmuşlar ve “Türkler Hollanda'da entegre olmuyor” başlıklı bir rapor hazırlatmışlardı. Ben de bunun üzerine Türkçe ‘Zavallı Dagevos' , Hollandaca da ‘Arme Dagevos' başlıklı yorumlar yazmıştım.
Hükümetler, bakanlıklar ve de Derin Devlet bu konuda sadece kendi araştırmacılarını değil, içimizdekileri de kullanırlar.
Sübvansiyon verdikleri kuruluşlar da sözümona araştırma yaparlar.
Yeniden bir polemiğe yolaçmamak için isim zikretmiyorum.
Hollanda hükümeti, bizi temsil ettiği söylenen bir kuruluşa bir araştırma için tam 75 bin euro verdi.
'Bizim (!)' kuruluşumuz, yaptığı araştırma sonucunda, akraba ve hemşehri evliliklerinin ne kadar sakat olduğunu ortaya koymuştu. Akraba evliliğine tabiiki biz de ‘hayır' deriz. Ama bunun çerçevesini genişletip ‘Türkiye'den evlenmeyin' kampanyasına kadar götürenlere söyleyecek laflarımız vardı. Biz laflarımızı o zaman söylemiştik.
Şimdi gelelim bu hafta DÜNYA'ya sürmanşet olan ‘Türk gençleri radikalleşiyor' başlıklı araştırma raporuna.
Hollanda'da Ulusal Terörizm ile Mücadele Koordinatörü T.H.J. Tjibbe Joustra, yine yukarılardan aldığı bir talimat doğrultusunda bir araştırma yapmış.
Aslında araştırmayı yaptıranlar, araştırmayı yapanlara 'Sonuç şöyle çıksın' demiyor ama, nasıl bir sonuç beklendiği imasını ortaya koyuyorlar. Araştırmayı yapanlar da, kendilerine bunun için para verenlerin isteği doğrultusunda bir sonuç çıkarmayı zaruri görüyorlar.
Şimdi kendisine de ‘Zavallı'demek ihtiyacı hissettiğim Joustra'nın hazırladığı rapora karşı, Amsterdam Üniversitesi de bir araştırma yaptı.
Ne var ki bu araştırma sonucunda tokat gibi bir belirleme var: “Türk gençlerinin radikalleşmekte oldukları hakkında bir gözlemimiz olmadı.”
Bu konunun yankıları birkaç hafta daha süreceğe benziyor.
Biz de ileride bu konu hakkındaki gelişmeleri sizlere aktaracağız.
Fatma Koşer Kaya
Geçen haftaki yorumumda, halen milletvekili olan Demokrat '66 Partili Fatma Koşer Kaya'nın, 22 Kasım'da yapılacak seçimde listenin 6'ıncı sırasında olduğunu, Türk adayları dışlayan Hıristiyan Demokratlar Birliği CDA ve İşçi Partisi PvdA'ya bir ders vermemiz gerektiğini, bu nedenle de oylarımızı yığınlar halinde Fatma Koşer Kaya'ya vermemiz gerektiğini belirtmiştim.
Bu önerime yüzlerce olumlu mesaj aldığımı sevinerek bildirmek isterim. Bu mesajlarımın tamamını sütunuma aktarmak isterim ama, gerek yer darlığı ve gerekse sizleri fazla meşgul etmemek için sadece birine yer veriyorum.
Ama ondan önce, Fatma Koşer Kaya'dan aldığım mesajın özel yanlarını atıp, konuyla ilgili yanlarını aktarmak istiyorum.
Şöyle diyor Fatma Koşer Kaya:
”Ben kendimi hiç bir zaman, sadece ve özellikle ‘Türk kökenlilerin' veya ‘Hollandalıların' vekili olmak gibi bir zorunluluk içinde hissetmedim.Toplum içinde ‘kimler' diğerlerinden geride ise ben ‘onların' vekiliyim. Kendimi, içinden çıktığım toplumdan, dertlerinden ve hassasiyetlerinden soyutlamam ise sözkonusu dahi olamaz. Bu yazdığımı ve söylediklerimi gerçeklestirmek için çalışıyor, yaptıklarımla gurur duyuyorum.”
Biz de, Fatma Koşer Kaya'nın gururuna ortak oluyor ve bundan böyle de hiç bir saplantıya toslamamasını diliyoruz.
Fatma Koşer Kaya için GSM telefonuma SMS mesajı gönderen Uden kentinden İbrahim Mert şöyle diyor:
“Bu haftaki köşe yazınızı dikkatle okudum sayın Karaçay. Ailemizin dört oyu var. Bunlar memnuniyetle Fatma Fatma Koşer Kaya'ya gidecek. Türkler kimsenin şamar oğlanı değildir. Bundan sonra da olmayacaktır.”
Eline ve ağzına sağlık İbrahim kardeş. Senin gibi yurttaşlar oldukça, dayanışmalarımız her zaman başarılı olur.
İlhan Karaçay
Avrupa Dünya
|