|
Sakarya yenilgisinden sonra geri çekilen Yunan ordusu Eskişehir- Afyon savunma hattını oluşturmuştu. Yunan devleti de işgali altında tuttuğu bu yurt parçasını uzun vadede Yunanistan toprağı yapmak, Yunanistan’a katmak amacıyla bir ara formül geliştirmişti. Buna göre Yunan işgali altındaki Batı Anadolu’da sözde bağımsız bir İyonya Cumhuriyeti kurulacaktı.
Eğer böyle bir İyonya Cumhuriyet kurulmuş olsa idi, Yunan Orduları Başkomutanı; yerli Rumların ezici çoğunluğunu oluşturacağı, işbirlikçi Çerkezler, Giritliler, Pomaklar, Boşnaklar vesaire ile işbirlikçi sözde Türklerin de temsil edileceği Meclis’in açılışında, o bölgede mevcut diğer bütün etnik döküntülerin adlarını da bir bir sayarak ve hatta İzmir’deki Tepecik Çıngenelerini dahi ihmal etmeyerek; ama Türklerden yalnızca Müslümanlar diye bahsederek; “bu cumhuriyeti biz birlikte kurduk” derdi.
Nitekim Yunanistan, beşinci kolu aracılığıyla, savaşta kabul ettiremediği ama asla vazgeçmediği İyonya düşüncesini benimsetmek üzere 1998 yılında Eskişehir’de aynı adla bir dernek kurdurmuş, bu derneğin kuruluşuna da hemen bütün siyasi parti temsilcileri aktif olarak katılmış ve katkıda bulunmuşlardı. Bir avuç Türkçünün protestoları ve karşı çıkışları sonrasındadır ki siyasi parti temsilcileri –güya- uyanmış ve bu dernekten çekilmişlerdi.
***
Eğer Yunanlılar Sakarya’da yenilmeselerdi ve Ankara’yı da ele geçirselerdi, böyle bir durumda yine İyonya benzeri bir Mozaik Federasyonu veya Anatolia Federal Cumhuriyeti veyahut Bülent Arınç’ın hoşuna gidecek biçimiyle “Federal Anadolu İslam Cemahiriyesi” kurarlar ve bu kez de yine muhtemelen Yunan Orduları Başkomutanı veya Yunan Kralı, Meclisin açılışında imparatorluk bakiyesi ne kadar etnik döküntü varsa sayar ve belki lütfedip Türklerin de adını bu arada anarak “bu cumhuriyeti biz birlikte kurduk” derdi!
***
30 Ağustos 1922’de Türk orduları başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk, Dumlupınar’a hakim bir tepeden Yunan Ordusunun tamamen kuşatılmış olduğunu görüp gözetledikten sonra, Yunan Ordusu Başkomutanına hitaben şöyle haykırıyordu:
“Hacıanesti neredesin? Gel de ordularını kurtar!”
2 Kasım 2006 tarihinde, Yunanlıların adına Küçük Asya faciası dedikleri bozgundan sorumlu tutularak idam olunan General Hacıanesti’nin ruhunun bu kez Atina’nın Akropol’ünden yükselerek mağrur ve muzaffer bir edayla; Afyon ovasına doğru, geçen seksen dört yılda ruhu afyonlanmış bir milletin ebedi başkomutanına seslendiğini duyar gibiyim:
“Mustafa Kemal! Neredesin? Gel de ordularını kurtar!”
|