|
İyi de, o zaman Kurtuluş Savaşı’nda biz kimlerle savaşmıştık?
“Uzaylılar”la mı?
Büyükanıt PR yapacağım diye öyle bir çam devirdi ki altından kalkması mümkün değil..
Erdoğan’ın; “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözü gibi üzerine yapışıp kalacak ve hesabını asla veremeyecek..
Büyükanıt’ın (hiç gitmesini istemediğmiz) Yunanistan gezisinin üçüncü günü..
Büyük Britanya Oteli’nde basın sohbeti yapıyor..
Ve şunları söylüyor..
“Atatürk’ün ünlü bir sözü var: ’Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran insanlara Türk denir’. Türkiye Cumhuriyeti’ni kim kurdu? Türk de kurdu, Arap da kurdu, Çerkes de kurdu, Rum da kurdu”..
İki satırlık bir cümlede bu kadar yanlış yapmak için herhalde oldukça çaba sarfetti Büyükanıt..
1. Peki o zaman Gümülcine’deki, Kerkük’teki, Lefkoşa’daki, Bakü’deki, Kırım’daki insanlar, ‘Türkiye Cumhuriyetini kurmadıklarına göre’ hangi milletten?
Şu veya bu şekilde Türkçe öğrenmiş, Türkçe konuşan eskimolar mı?
2. a.Bana ‘Cumhuriyeti kuran’ tek bir Arap gösterebilir mi Büyükanıt?
b.”Gazi Paşa”nın yanında başlangıçta (sonradan yolları ayrılan) üç tane Çerkez var diye Cumhuriyet’i onlarla beraber mi kurmuş oluyoruz? Peki;
“Halen Yunan işgali altında bulunan Batı anadolu Çerkez ahalisinin biz aşağıda imzaları bulunan yetkili temsilcileri ve Yunan Hükümetince onaylanan –Şarkı Karip Çerkezleri Temini Hukuk Cemiyeti- kurucuları Birinci Dünya Harbi sonunda büyük devletlerce kabul ve ilan edilen milliyet prensibi ile ortaya çıkan milli hukuka dayanarak İzmir’de kongre halinde toplanarak hazırlık halindeki milletlerin hukukunu üzerine alan ve yenik devletlere kabul etirmeyi taahüt eden Büyük İtilâf devletleri ve ortaklarıyla, özellikle Yunan Hükümetine Çerkezlerin sığındığını bildirerek milli isteklerinin yerine getirilmesini rica etti”
diye başlayan bildiri yayınlayarak 24 Ekim 1921’de İzmir’de Yunan kontrolunde Kongre toplayan Çerkezlere ne demeli? (Ahmet Efe. “Gizli Kalmış Bir İhanet. Çerkez Kongresi ve Çerkez Ethem”. S.117)
Cumhuriyeti kurmak için mi toplanmışlar acaba?
“Türkler” Amasya, Erzurum ve Sivas’ta kongre toplarken onlar İzmir’de ne yapıyorlardı?
Farkındaysanız Çerkez Ethem’e gelmedik bile...
c. Fener’deki “Ekümenik” Patrikhane İzmir’in işgalinden altı gün önce bir bildiri yayınlar ve “Osmanlı Rumlarının her türlü tebaalık sorumluluğundan muaf olduklarını” ilân eder..
İşgal üzerine de;
“Yunan ordularının Hristiyanlık adına mukaddes cihat yaptıkları ve Türkiye’deki Yunan ordusuna katılması gerektiği”
konusunda resmi beyanname yayınlar. 1 Eylül 1919’da başka bir beyanname ile “Yerli Rumların Yunan ordusuna katılmaları” emrini tekrarlar.. (Süreyya Şahin. “Fener Patrikhanesi ve Türkiye”. S.172)
“Yerli Rumlar Adalarda Yunan subayları tarafından eğitilerek Ege kıyılarına dönüyorlar, Yunanistan’ın İzmir’i ilhak planında iç ayaklanmanın hazır kadroları haline getiriliyorlardı. Hükümetin buna karşı gizlice almak istediği tedbirleri tesbit için Patrikhanenin din görevlileri Ege kıyılarında dolaşıyor, dünyayı tahrike çalışıyorlardı”. (a.g.e. S167)
Ayrıca Anadolu’ya dönmeyip eğitildikten sonra Yunan “Küçük Asya“ İşgal Kolordusu içinde kılavuz görevi alan özel yerli Rum birlikleri de mevcuttu..
Büyükanıt bunları bilmez mi? Bilmezse neden öğrenmez?.. Bilirse neden konuşur, ne yapmak ister?
Ben oğullarımı daha ilkokul sıralarındayken Söğüt’e götürerek Ertuğrul Gazi Türbesi duvarlarında işgal sırasında Yunan askerlerinin bıraktığı kurşun izlerini göstermiştim..
Büyükanıt Söğüt’e hiç gitmedi mi yoksa gitti de AB sürecine engel olmasın diye bu kurşun izleri örtüldüğü için görmedi mi?
Atatürk Nutuk’da kaç defa “Yunan” der, “Yunan’ı denize döktük” der?
Ben sayısını biliyorum, Büyükanıt biliyor mu?
d.Bunların konuşulacağı yer Yunanistan mıdır?
Devam ediyor Büyükanıt;
“En sonunda O (Atatürk’ü kastediyor) diyor ki, ’Ne mutlu Türk’üm diyene’. Peki neden demiyor ’Ne mutlu Türk olana’. Herhalde bunu düşünüyorsunuz. Atatürk bunu tesadüfen mi söylüyor? Türkiye’de bizim bu konuları yerli yerine oturtmamız lazım. Bunu iyi anlamamız lazım. O zaman Türkiye’deki sorunları da kolay çözeriz”..
Bunu Atina’da söylüyor...
Sen ey okuyucu, Hırant Dink’ten bırakınız “Ne mutlu”sunu, hiç “Ben Türk’üm” lâfını duydun mu?
Beyefendi “Ne Mutlu Türk’üm” mü diyor, yoksa “İstiklâl Marşı’nda ‘Kahraman ırkım’ derken susuyorum” mu diyor?.
Büyükanıt TC vatandaşı olmakla Türk olmayı karıştırıyor..
Ermeniler, Rumlar, Araplar...ilh.... ayrı ayrı ve kendi hesaplarına göre mutlaka saygın milletlerdir.. Ekalliyet ahalimiz de devlete saygılı oldukları sürece mutlaka saygın topluluklardır..Ama Türk olduğumuza göre bizim bu noktada fayda-zarar hesabını bu milletlerin Türkiye’ye ve ille de ‘Türklüğe’ (TCK. Madde 301) karşı aldıkları tavır açısından değerlendirmemiz gerekmiyor mu?
Kaldı ki zaten Anayasa Madde 66’ya göre “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür”..
O halde Hırant Dink “Ben Ermeniyim” diyemez.. Bir başkası çıkıp “Ben Gürcüyüm, eşim Arap” diyemez..
Ama “Ne mutlu Türk’üm Diyene”, ağızla değil, kalple söylenir........
Askerlerin elbette konuşmasından yanayım.. Ama bilmedikleri konularda, özellikle uzmanı olmadıkları sosyolojik derinliklerde kulaç atmalarına karşıyım..
“Halkla İlişkiler” diye önlerine her uzatılan mikrofona, yüzlerine çevrilen her kameraya ahkâm kesmelerine karşıyım.. Bu konularda irticalen konuşmaktansa, daha önce uzmanlara hazırlattıkları yazılı metinleri okumalılar..
Nereden bakarsanız bakın “Cumhuriyeti Rumlarla kurduk” lâfı tarihe geçecek bir sözdür de, yurda dönüşte etraflıca açıklanması gerekecektir..
Gazete haberine göre Büyükanıt PİRE’deki Türk askeri şehitliğine giderek çelenk koyup saygı duruşunda bulunmuş. Şehitlik, Anadolu’dan göç etmiş Rumların oturduğu Pire’nin "İznik" isimli semtinde bulunuyormuş.
Şehitlik kapısının girişinde, Büyükanıt kendisini bekleyen, anne-babaları Kayseri’nin Talas İlçesi’nden göç etmiş, Evrideki Bezirçoğlu ve Fani Kiryazidu isimli iki yaşlı Rum kadınla sohbet etmiş. Büyükanıt, Evrideki Bezirçoğlu ve Fani Kiryazidu isimli kadınların hatırlarını sorup
"ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz" deyince, aldığı yanıt, "Türkçe’yi anne babamızdan öğrendik ve hiç unutmadık" olmuş.
İlâhi Büyükanıt..
Talas, Hava İndirme Tugayı’nın bulunduğu Zincidere’nin hemen yanıbaşındadır..
Ve ahalisi külliyen Türktür..
Buranın yerlisi olan Türklerin Ortodoks olanları, “mübadele” din üzerine inşa edildiği için yutlarından koparılıp mecburi göçe tâbi tutularak Yunanistan’a gönderilmişlerdir.
Yâni Büyükanıt, Ortodoks Türk Bayan Bezircioğlu ve Kıryazı’ya “Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz” derken kompliman değil, gaf yapmıştır..
Büyükanıt Yunanistan’a gitmeli miydi?
Daha önceki bir yazımızda Yunanistan savaş uçaklarının son bir hafta içinde tam on kez Türk jetlerini Adalar Denizi’nin uluslararası sularında “Tâciz ettiğini” yazmış ve bunun, Büyükanıt’a yönelik bir “gelme” mesajı olduğunu ifade etmiştik..
Büyükanıt’ın ziyaretine “büyük önem verdiği” söylenilen Yunanistan kanadından, ziyaretin başladığı gün ilginç bir çıkış geldi..
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis,
''AB üyeliğine aday bir ülkenin, üye bir ülkeyi tanımayı reddetmesi gibi bir siyasi çelişkinin süreklilik arz edemeyeceğini''
söyledi. Yunan Parlamentosu'nda siyasi liderler düzeyinde gündem dışı yapılan, dış politika konulu toplantıda konuşan Karamanlis, Türkiye'nin AB üyeliği konusunu değerlendirdi. Karamanlis,
"Türkiye'nin, Rum gemi ile uçaklarına, liman ve hava alanlarını açması, AB'ye ve tüm üyelerine karşı üstlendiği kesin yükümlülüklerindendir"
dedi. KKTC'nin AB ile doğrudan ticareti konusuna değinen Karamanlis,
"AB ile Kıbrıs Türk toplumu arasındaki ticaret tüzüğü AB'nin iç meselesidir. Atina, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın çabasını ve Kıbrıs Rum kesiminin bu konudaki yaklaşımını desteklemektedir"
diye konuştu.Karamanlis, Türkiye'nin AB perspektifine de değindiği konuşmasında,
"Türkiye'nin AB üyeliğine giden yolda AB rayları döşemiş ve sinyal sistemini yerleştirmiştir, ancak bu yolda makinist Ankara'nın kendisidir. Hızı ve varacağı nokta Türkiye'nin kendisine bağlıdır. Gerekli reformları yapmaya karşı gelmesi sonsuza kadar süremez"
ifadesini kullandı. Türkiye'deki dini özgürlük ve azınlık hakları konusuna değinen Karamanlis,
"dini özgürlük ve azınlık haklarına saygı konularındaki durumun iyileştirilmesi yönündeki çabalar maalesef teşebbüs olarak kalmışlardır. Öte yandan, Fener Rum Patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu ile azınlık ve vakıf malları konularındaki yükümlülükleri, yükümlülük olarak kalmaya devam etmektedir"
dedi. Karamanlis, 'kabul edilemez, geçmişe dönük (casus belli)nin muhafaza edilmesinin iyi komşuluk ilişkilerine yardımcı olmadığını' belirterek, Türkiye'nin, aralarında Rum Kesimi'nin de bulunduğu, AB üye ülkelerine karşı yükümlülüklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de söyledi.
Daha ne diyecekti Karamanlis, Türk Genel Kurmay Başkanı Atina’dayken?
“Gelme”nin, “Madem geldin, dönerken bunlar da cebinde bulunsun”un Rumcası budur da, Türkçesi nedir acaba?
Büyükanıt keşke gitmeseydi de yukarıdaki sözleri hiç söylememiş, Karamanlis’ten de bu sözleri duymamış olsaydı..
“Cumhuriyet’i Rumlarla kurmuşuz” ha?
Kimbilir daha neler duyacağız?
4 Kasım 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”
|