Tarih/Kültür2 Kasım 2006 00:00

İran'da Modern Sanat ve Sultanahmet Meydanı - Borges Defteri

Sn. Özgen Acar Tahran'da konferans verdiği Üniversitenin arka bahçesinde yer alan Tahran Çağdaş Sanatlar Müzesini belki de görmüşler, gezmişlerdir. Şu an dünyanın en zengin "Çağdaş Sanat" Koleksiyonuna sahip ender müzelerden bir tanesidir. ... Önce kendimize çeki düzen verelim, şu günlerde gidin o bir İmparatorluğun tek Meydanına bakın (Sultan Ahmet) nasıl bir keşmekeş, çirkinlik, rezilliğe teslim edilmiş durumda, her aklı başında insanın kanını donduracak bir kepazelik … discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

İran'da Modern Sanat ve Sultanahmet
Borges Defteri
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  02.11.2006
   
 

 

Sn. Özgen Acar Tahran'da konferans verdiği Üniversitenin arka bahçesinde yer alan Tahran Çağdaş Sanatlar Müzesini belki de görmüşler, gezmişlerdir.

Şu an dünyanın en zengin "Çağdaş Sanat" Koleksiyonuna sahip ender müzelerden bir tanesidir.

Dev boyutlu Picasso, Mark Rothko, Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jasper Johns, Rauschenberg, Richard Hamilton, Fernand Leger,Victor Vasarely, Van Gogh, Giacometti, Oldenburg, Kandinsky, Klee, Shagal...ve aklınza gelebilecek bütün bilinen sanatçıların devasa yapıtlarından bir değil birkaç tane barındırıyor!

Oradaki okul öğrencileri "ücretsiz" bu yapıtlar önünde zaman harcıyorlar, kimse de "şunun şurası çıplak veya gözüktü” diye de o sanat yapıtını duvardan indirmiyor.

Olay bundan da ibaret değil, "Cubism", " Minimalism","Pop Art" vs gibi akımlara ait TAM-EKSİKSİZ onlarca yapıtı barındırıyor bu müze. Yani orada güzel sanatlar fakültesi öğrencisine Örn. Minimalism,Cubism,… dediğinizde "boş boş" yüzünüze bakmıyor, onlarca örneğini bir adım ötesinde görebiliyor, irdeleyebiliyor!

Sn. Özgen Acar gibi durduk yerde başka bir ülkeyi , halklarını kimse” Ayetullahlar ülkesi” diyerek aşağılayamaz, o halkların derdinden, kederinden, yalnızlığından, suskunluğundan ne kadar haberimiz var?

Neyi anlattılar bize? Ne biliyoruz?

Tahran'da sadece "İstanbul'dan" geldim dediğinizde herhangi sıradan bir resturanında bile 5 dakika sonra Türkiye bayrağı masanıza geliyor! Türkiye ve İstanbul'a duyulan "aşkın" yanıtıdır bu, taşını toprağını kazdığınızda her taraftan buralara ait izler fışkırıyor!

28 Milyon Türk'ün(Türkiye'den sonra yeryüzünde en kalabalık ve en "bilinçli" eğitimli Türk nüfusunun yaşadığı) ve 1200 yıl yönettikleri İsfahan Mücizesini bir Türk şahesr kenti olarak dünyaya sunan( Safavi-Selçuklu Türkleri tarafından baştan başa yenilenen, estetik bir kent olarak yaratılan) bir topraktan söz ediyoruz.

Nasıl ki Canımızı hiç göz kırpmadan verebileceğimiz Güzel Türkiye'mize, Türk Halkına kimsenin en ufak bir kem gözle bakmasına gönlümüz rıza göstermiyorsa, aynı duyarlılığı hele sizin gibi bir “kültür” insanından beklemek zor olmasa gerek.

İşte sn. Özgen Acar'ın tanımlaması, ve tarihin gelmiş geçmiş en köklü kültürünü yüreğinde barındıran özünde dost, kardeş ve sadece bir " rubai- gazel-acem halısı" mesafesinden o iri-siyah gözleriyle şehrazad gibi göz kırpan dost bir halk ve onca yakınlığımızda duran İran'lı kardeşlerimiz, onlar ki tarihin bahtsızlığına fazlasıyla maruz kalmışlar, işte o "ülkeden" bir resim sergisi karesi, sergi konusu "Ten ve Çıplaklık!

Ne " aaa Acayıp değil mi?" sn. Özgen Acar?


Bir ülkenin “siyasal” tercihleri, hatta yönetimini beğenmek gibi kimsenin bir zorunluluğu yok, kaldı ki, bizler ne adına, hangi inanç adına olursa olsun “baskıyı” bir yönetim biçimi seçenleri bir, değil bin defa daha kınarız, sapla samanı karıştırmayalım.


Önce kendimize çeki düzen verelim, şu günlerde gidin o bir İmparatorluğun tek Meydanına bakın (Sultan Ahmet) nasıl bir keşmekeş, çirkinlik, rezilliğe teslim edilmiş durumda, her aklı başında insanın kanını donduracak bir kepazelik …

bu “gece kondu” mantığının, kargaşanın neresi o “eski gelenek”lerle ilgisi var? Büyük bir inat ve duyarsızlıkla o kutsal meydanı ucuz bir panayıra dönüştürme seferberliği? Nedir , birisi çıksın açıklasın artık.

O çok eski direkler arası eğlence günleri, Sad-abad şenliklerinde bile dikkat edilen, gözetlenen bir “zarafet ölçüsü” söz konusuydu bunu da başaranlar o göçüp giden ata- babalarımızdı…

Mimar Sinan'ın, Kanuni'nin ruhları sızlıyor bu rezillikler ve gece kondu mantığından!

Garip biçimde bu kentin kültür alanları bir sahipsizlik ve keyfi uygulamalara teslim edilmiş durumda!
Yurt dışında, Avrupa veya Uzak Doğu'nun her hangi bir ülkesindeki eşdeğer bir meydan'a kimse plansız programsız bir çivi bile çakamaz!

Her sene o tarihi meydanı bir çöp yığınına dönüştüren “çirkinliklerle” Osmanlı kültürü, hayat biçimin ne ilgisi var? Orası öyle sıradan bir “yer” değil ki, 2000 (iki bin) seneden beri ruhsal arınma, ibadet yeridir ( siyasal-yönetim tarafı biryana), insan böylesi bir alanı böyle hoyratça kullanır mı? Halkı bahane ederek kimse bu yanlışları tekrarlamasın lütfen, Halk dün de oradaydı, bugünde, yarında olacak!

Dün dedelerimiz, atalarımız tarafından yapılanlar orada…

500-400 yıl önce yapılan şaheserler yerli yerindeler,
İşte orada duruyor, hiç mi gönül gözünüz yok? O estetiği, İnsan'la, Doğayla, Tarihle inanılmaz bir bütünlük sunan muazzam yapıtları göreceksin, sonra tutup meydanın tam ortasına: Ahşap bir çöp yığını toplayacaksın adına da “Şehremini” vereceksin. Tarihi Sultan Ahmet Camii ön-cephesini derme çatma çöp yığınına çevireceksin... olacak iş değil gerçekten yazık... Bu şehri, tarihini, kutsal alanlarını bu hale getireceksiniz diye size “emanet” verilmedi.

Sn. Özgen Acar, Siz "şimdilik" var olana bakın.

Gazetenin etkin köşesinden bir de bu konulara eğilin lütfen.

Çelik Gülersoy şöyle birkaç dakikalığına gelip de Sultan Ahmet Meydanının içler acısı durumunu görse ağlar her halde.
Anlatmak istediğimiz olgu:
Hiçbir şey göründüğü gibi değil!

Dünya'ya o "alışık" olduğumuz gözlüklerden bakmayı bırakalım artık.

Sn. Acar bu hem sizin için, hem bizim için, herkes için geçerlidir.

Delacroix'in bir yapıtına durduk yerde çirkin bir “sansür”ü uygulayan er geç unutulacak..Bu yapılan Sanat Tarihi, Sanat'ın çok da umurunda!

Bakın işte bugün eğer Mimar Sinan veya başka herhangi büyük bir sanatçının ismi aklımıza gelirken ruhumuz içtenlikli bir saygı duruşu yapıyorsa bu

1- Sanat'ın sonsuz bir umman ;
2- Mimar Sinan'ın büyüklüğü ve ölümsüzlüğünü bir kez daha ama özellikle o "yasağı" getirene az biraz hatırlatmalı.

İktidar erki, her konuda, ama özellikle Sanat Eseri, Olgusu karşısında biraz daha saygılı, temkinli, bir bakışı sergileyecektir. Hele ki bir kuşağın eğitiminden sorumluysanız. .

"ESTETİK : BİLGİ, SEVGİ, SAYGI ve YETENEK gerektiren zor bir sanattır HİÇBİR MAZERET BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ." (M.Kemal Atatürk) .

Çoğu kimsenin bugün bile adından habersiz olduğu bu çok önemli dil bilimciyi, Ferdinand De Saussure'i 1906 yılında seller-sular! gibi yudumlayan ve Emperyalizmi Anadolu Toprağından silip süpüren bir Lider'den böylesi ilginç bir görüşü okumak insanı elbet ki çok mutlu kılıyor, kılmalı.
Birde günümüzün kimi politikacılarını, kent yöneticilerini ve olmayan “estetik kaygılarını”(ne gezer?) düşünün.

Daha Türkçenin Büyük Şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yaşayıp yaşamadığından habersiz bir Milli Eğitim Bakanlığı Kitapları Yazarları var "etrafta"...

Ne Gam, değil mi?

Bunu hak ediyor mu bu kutsal, kültür beşiği topraklar?

Hak ediyorsa: bir öfkenin yargılı sesine dönüşür sözcükler, kaçırır gözlerini, gözlerden: Sonunda tıkanır gıtlağımız, tümden LAL OLURUZ.

Saygılarımızla

Borges Defteri

****************************************************************************

Frig Başlıklı Kadına Yasak / Özgen Acar



Kültür Bakanlığı da yapan Milli Eğitim Bakanı Doç.Dr.Hüseyin Çelik'i eğitim konusunda gösterdiği titizlikten dolayı kutluyoruz!

Fransız ressam Eugene Delacroix'ın "Halka Yol Gösteren Özgürlük" resminin ders kitaplarından çıkarılmasını istemesi, Anadoluuygarlıkları açısından onur kırıcı bir durumdur.

Ressamın 1830'da Fransa'daki özgürlük ayaklanmasını en iyi yansıtan bu tablodaki ulusal kadın kahramanın başındaki şapkanın kökeninin Anadolu olduğunu nereden bilsin Sayın Bakan?

Kadının şapkası, Anadolu'dan göçüp başta Marsilya olmak üzere Fransa'da kentler kuran ataları olan "Frig"lerin başlığıdır.

Geçen ay Tahran'da İslam ülkelerinin genç gazetecilerine kültrel miras konusunda konuşma yaparken bazı saydamlargöstermiştik. Bunlardan biri de ünlü Milo Venüsü idi.

Toplantıyı düzenleyen İranlı görevlilere bu resmi göstermenin sakıncası olup olmadığını sorduğumda yanıt, "Sanat eserinin neden sakıncası olsun ki?" idi.

Ayetullahın İran'na karşılık laik Türkiye'nin Milli Eğitim Bakanı'nı kutluyoruz .

Özgen Acar




www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006