Tarih/Kültür31 Ekim 2006 00:00

Nobel, Nobel Dedikleri ... - Afşın Efkaroğlu

Elbette Türk edebiyatı büyüktür, hem de çok büyüktür. Ve bugün Nobel şayet ciddi bir edebiyat ödülü olsaydı onu alması gereken ilk iki Türk, Cengiz Aytmatov ve Muhammed Salih olacaktı. Nobel Nobel dedikleri Aytmatov'un kır saçlarının bir teli, Muhammed Salih'in aksakallarının bir teli edebilir mi? ... Pamukyan bizim mahallenin kızıdır. Çirkin de olsa, sevmesek de, bizim mahallenin kızıdır(hiç değilse kötü de olsa Türkçeyle yazar) ve şimdi holywood da başrol kapmıştır. Ancak malum hikâye. Yolu rejisörün yatak odasından geçmiştir. Mahallemizin kızının kötü yola düştüğüne mi yanalım? Meşhur olduğuna mı sevinelim?discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Nobel, Nobel Dedikleri

Afşın Efkaroğlu
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.10.2006
   
 

 

 

Orhan Pamukyan nam yazarın Nobel Edebiyat Ödülü'nü almasıyla başlayan Nobel tartışmaları bugünlerde hafiflemiş görülüyor. Tartışmaların hal ve gidişi ile barındırdığı zeka ve bilgi seviyesi kıtlığı sebebiyle "benim sözümde eksik kalsın" diyerek bugüne kadar yazmadım ama şu Nobel hadisesine bir de biz değinelim bakalım; kendi penceremizden.

Alfred Nobel denen ahlak yoksunu burjuva çocuğu, kendinden en az sekiz yüz yıl önce Çinlilerin kullandığını kesin olarak bildiğimiz dinamiti buldum diyerek ortaya çıkmış, daha sonra dinamitin zaten sekiz yüz yıldır kullanıldığı anlaşılınca "dumansız dinamiti buldum" diyerek feverana başlamıştır. Yani Edison ampulü bulduktan sekiz yüz yıl sonra biri çıksa ampulü pembeye boyayıp "pembe ışık veren ampulü icat etim" diyerek caka satsa ancak bu Alfred Nobel kadar ahlaklı davranmış olur. Ancak reklâm çalışmalarını iyi yapan ve siyasi nüfuzunu iyi kullanan Nobel, dünyalığını katladıkça katlamıştır. Günahını vebali boynuna -okuduklarımdan söylüyorum-, ahlak çöküntüsü içindeki Nobel'in eşi de kendisini bir matematikçi ile aldatmaktadır. Bu sebeple matematiğe ve matematikçilere o kadar düşmandır ki ölürken vasiyetinde her branşa ödül verilmesini yazdığı halde matematikçilere zırnık koklatmamıştır.


Varisi olmaması sebebiyle bütün mirasını kendi adına kurduğu vakfa bağışlamış, vakfa da her sene bir edebiyatçı, bir fizikçi, bir kimyacı, bir de biyoloji/tıp dalında ve ayrıca dünya barışına katkı sağlayan kişilere ödüller vermesini vasiyet etmiştir.

1901 yılından itibaren verilmeye başlanan bu ödüllere 1965 yılında bazı bankaların destekleyici olmasıyla ekonomi ödülü de eklenmiştir. Nobel, ödüllerin nasıl verileceğini de şarta koşmuş, fen bilimleri ödüllerini akademiye bırakırken edebiyat ödülünün parlamento tarafından seçilecek bir kurulca verilmesini vasiyet etmiştir.

Yani neymiş, Nobel edebiyat ödüllerini parlamentonun seçtiği, yani siyasilerin seçtiği siyasi bir kurul verirmiş. Orhan Pamukyan'ın, Nobel ödülü almasını ayakta alkışlayan şebeklerin, siyasi bir komitenin verdiği ödüle "Nobel siyasi değildir" diyecek kadar geri zekâlı-kuş beyinli hatta beyinsiz olacaklarını sanmıyorum. Nobel Edebiyat Ödülü tanımı gereği siyasidir, ancak cahiller bilmez. Her şeyden anlarız havası satarlar ama ekmek parasını bile bilmezler ya. Bunu da öylece bilmezler. Bilip de siyasi değildir açıklaması yapacak kadar geri zekâlı olduklarını sanmadığımı tekrarla yetineyim.
Nobel Edebiyat Ödülü o kadar siyasidir ki edebiyatla alakası olmamasına rağmen belagat gücü sayesinde siyasetçi Winston Churchill (Pamukyanı alkışlayan şebekler belki bilmeyebilir, açıklayalım, sigara markası değil, İngiltere'nin eski denizcilik, sömürgeler bakanı ve başbakanıdır) bile Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır.

Nobel ödülünün takdire şayan iki yanı vardır: Birincisi vakfın kendine bırakılan parayı iyi fonlayarak 106 yıldır ödüller dağıtabilmesi, ikincisi ise dünya savaşları zamanında ara vermekle birlikte uzunca bir süredir devam edebilmesidir. Ve aslında itibar, Nobel'in değil maalesef paranın itibarıdır, paranın itibarının zamanla ödüle de bir karizma kazandırdığını da teslim etmek gerek. Nobel ödülü öyle bir şeydir ki senelerce terörist besleyen Arafat ile Müslüman kanını kadehten içen Rabin bile barış ödülü alabilmiştir. Ama en Türkçü halimle dahi saydığımda dünya edebiyatçıları listesinde kendine ilk beşte yer bulabilecek Tolstoy bu ödülü alamamıştır.

Birileri Pamukyan'ın ödülü iade etmesini umacak kadar safdilleşebiliyor. Efendim bu ödülü bugüne kadar iki kişi reddetmiştir. Bunlardan biri, ülkücülerin de çok sık okuduğu, en azından değerli dostum Ahmet Yılmaz'ın " Firar Geceleri" şiiriyle adını ezberlediği " Doktor Jivago"nun Rus yazarı Paternak ve diğeri, Fransız olmasına rağmen büyük olmayı başaran Satre.


Ki Orhan Pamukyan her ikisinin de saçının teli değildir. Böylece hemen hemen tartışmaların üç cephesinden biri olan "Nobel siyasi değil, Pamukyan bileğinin hakkıyla aldı" sözünün sahiplerine dokundurduktan sonra bir diğer gruba değinelim. Bunlar bunak sosyalistlerdir. Pamukyan'ın Türklüğe hakaret ederek Nobel alması umurlarında değildir ancak biricik güvençleri Yaşar Kemal'in bu ödülü alamamasına ziyadesiyle bozulmuşlardır. Onlara göre Pamukyan onursuz bir hain, Yaşar Kemal ise ulusalcı bir edebiyat dehasıdır. Son günlerde moda olan bir diziden alıntıyla cevaplayalım
pabucumun ulusalcıları.

Bundan yedi sekiz sene önce Almanya'da Stern dergisine

"Türkler Kürtleri öldürüyor, Türkiye'ye silah satmayın"

diye beyanat veren Yaşar Kemal değil midir?

Hainlikte, İstanbul çocuğu pamukyan, Çukurova çocuğu Yaşar Kemal'i sollar sollamaz, Yaşar Kemal, bu konuda pamukyan ile yarışamayacağını anlamış, dün söylediklerini unutarak Pamukyan'a alçak bile demiştir. Sonrada kıskandı demesinler diye alçak dediğini de unutarak pamukyanı ilk kutlayanlardan olmuştur.

Pabucumun edebiyatçıları Yaşar Kemal, vakti zamanında Stern dergisine ve Der Spiegel'e o açıklamaları yaptığı zaman yine Türkiye bu yalan beyanın Nobel almak için söylendiğini tartışmıştı. Ama şimdi pamukyanı ihanetle suçlayıp, Yaşar Kemal'in adaylığını desteklemeleri bir kara mizah örneğidir.

Elbette Türk edebiyatı büyüktür, hem de çok büyüktür. Ve bugün Nobel şayet ciddi bir edebiyat ödülü olsaydı onu alması gereken ilk iki Türk, Cengiz Aytmatov ve Muhammed Salih olacaktı. Nobel Nobel dedikleri Aytmatov'un kır saçlarının bir teli, Muhammed Salih'in aksakallarının bir teli edebilir mi?

Pekala bu paranın karizma kazandırdığı ödülü pamukyanın Türklüğe hakaret ederek aldığına şüphe var mıdır? Asla ve kata yoktur. Ancak pamukyanın Nobel'i alması kötü olmuştur diyebilir miyiz? Tartışalım

Pamukyan bizim mahallenin kızıdır. Çirkin de olsa, sevmesek de, bizim mahallenin kızıdır(hiç değilse kötü de olsa Türkçeyle yazar) ve şimdi holywood da başrol kapmıştır. Ancak malum hikâye. Yolu rejisörün yatak odasından geçmiştir. Mahallemizin kızının kötü yola düştüğüne mi yanalım? Meşhur olduğuna mı sevinelim?


Bu noktai nazardan ne sevinebildik, ne üzüldük. Sözü uzatmayım, ben pamukyanın ödülü almasına sevindim. Verdiler de kurtulduk. Daha bir yirmi sene Türkiye'den birisine verilmez bu ödül ve bizim Türklüğe söverek ödül kazanma heveslileri bir yirmi yıl susar.

Neuzübillah düşünsenize Orham Pamukyan'a bu sene de vermeselerdi Nobel'i, kurtuluş savaşında Yunanlara soy kırım uyguladığımızdan başlar, masum Rusları Plevne kalesi önünde oyaladıktan çıkar, Türklüğe hakaret etmeye devam ederdi. Ve işbirlikçi görünümlü AKP hükümeti

"aman Abemiz kızar" diye yargıya baskı yapıp cezasız bırakır, Türklüğün uğradığı hakaret, yanına kar kalırdı. İyi olmuştur ödülü alması. Bir yirmi sene kafamızı dinleriz artık


Yüce Tengri dost oluban medet irsün, hanım hey





www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006