Siyaset22 Mart 2005 00:00

Feleğin İşine Bak - Hüseyin Mümtaz

20-21 Mart’ta Mersin ve Diyarbakır’da 10 şiddetinde deprem olmuştur. Cumhuriyet temellerinden sarsılmıştır. Biz özel idareler yasasına; devleti eyaletlere bölecek diye karşıyken şimdi karşımıza İran-Irak-Suriye Kürtleriyle birleşecek 4’lü Konfederasyon çıkıyor. Talimat İmralı’dan geliyor. Zana güya bayrak yakılmasını kınarken “Biz bu ülkenin her şeyine ortağız” demiş. Dikkat edin.. Bayrak değil, devlet değil, ortak oldukları “her şey”.. Ankara’sı, İstanbul’u, Edirne’si, Trabzon’u ile bütün bir ülkeye talipler. Ülke açık arttırmada ey millet.. Haraç-mezat mahalle pazarında tezgâhların üzerinde. Şu feleğin işine bak..cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnekamagra kamagra 100mg kamagra gel

Çiller zamanının Genelkurmay Başkanı, zaten bin yıldan bu yana Türk sınırları içinde olan “Cudi Dağı’na tekrar bayrak diktik” diye öğünmüştü.

            Ecevit-Yılmaz-Bahçeli zamanında Patrona Halil’den bu yana ilk defa devletin güvenlik güçleri, polisler kazan kaldırmış, “miting-gösteri-yürüyüş” yapmışlardı.

            Erdoğan zamanında ise a) Türk askerinin başına çuval geçirilmiş; b) Dünyada ilk defa Erbil’de (3 Mart 2003) Türk bayrağı yakılmış-dişlenmiş-hançerlenmiş ve c) 20 Mart 2005’te de Mersin’de Türk bayrağı yakılmak istenmiştir.

            Erbil kuzey Irak’ta, Mersin ise kıymetli okuyucu güney Türkiye’dedir.

            Bunlar Cumhuriyet’in kırılma noktalarıdır.

            İlk ikisi son on yılın; fakat son üçü son iki yılın “eseridir”.

            “Cumhuriyet” vitesten atmıştır, frenler patlamıştır. Başdöndürücü bir hızla uçurumdan aşağı yuvarlanmaktadır.

            2005 Türkiye’sinde Cumhuriyetin 82’inci; Çanakkale’nin 90’ıncı yıldönümünde Türk bayrağını, yakanların elinden alan polise maaş “ödül”ü veriliyor.

             Peki o zaman benzer olaylar karşısında “susma hakkını” kullanan diğer polislere neden ceza verilmiyor?

            Türk polisi, Türk bayrağını, Türkiye’de yakılmaktan kurtardığı; yâni zaten yapmak zorunda olduğu görevini yerine getirdiği için ödül mü alacaktı ey millet?

            Şu feleğin işine bak..

            DEHAP Diyarbakır 21 Mart törenine katılan Zana “Vatanın ortak değerlerine saygılı olmak zorundayız. Bayrak uğrunda can verilen en önemli değerdir. Bu provokasyonları tersine çevirip barışa katkıda bulunmak hepimizin görevidir”; Orhan Doğan ise “Ortak vatanımızın ortak değerlerine saygı duymak zorundayız” demişler.

            Diyarbakır fuar alanında yapılan Nevruz kutlamalarında bir konuşma yapan Leyla Zana, “Biz bu ülkenin her şeyine ortağız” diye başlamış. Türkiye’de Kürt sorununun 80 yıldan bu yana inkâr edildiği halde bunun sonuç getirmediğinin görüldüğünü öne sürerek, şöyle devam etmiş:

“Erdoğan diyor ki; ‘Ben kolay kolay zihniyeti değiştiremiyorum.’ Kolluk kuvvetlerimizin annelerimi tekmelemesini engelleyemiyormuş. O zaman valileri seçimle işbaşına getir. Seçimle işbaşına gelen vali altındaki memura sözünü geçirebilir. Ya da kolluk kuvvetlerini belediyeye bağla, halk denetlesin. Ben sonuna kadar değişimi dayatacağım. Biz yeniyiz. Bizim yeni olan şeyimiz zihniyetimizdir. Büyük tecrübelerle buraya geldik. Tecrübe insanı olgunlaştırır, deneyimleştirir.”

Nevruz gösterileri sırasında Güneydoğu’da bölücü örgütün elebaşı Abdullah Öcalan posterlerinin yanı sıra 3 ayrı flama açılmış. A) Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler’i tek çatı altında toplamayı hedefleyen ‘Demokratik Konfederalizm’ hedefini simgeleyen yeşil zemin üzerindeki PKK/Kongra-Gel’i simgeleyen flama; b) Kuzey Irak’taki Kürt grupların kullandığı tarihteki ilk ve tek Kürt devletini simgeleyen kırmızı, yeşil, beyaz renkli şeritler üzerindeki sarı güneşi simgeleyen bayrak (Mehabad Kürt Cumhuriyeti.1946-47 .11 ay .İran); ve c) PKK KONGRA/GEL’in isim değiştiren siyasi kanadı ERNK’nin flaması.

20-21 Mart’ta Mersin ve Diyarbakır’da 10 şiddetinde deprem olmuştur.

Cumhuriyet temellerinden sarsılmıştır.

Biz özel idareler yasasına; devleti eyaletlere bölecek diye karşıyken şimdi karşımıza İran-Irak-Suriye Kürtleriyle birleşecek 4’lü Konfederasyon çıkıyor.

Talimat İmralı’dan geliyor.

Zana güya bayrak yakılmasını kınarken “Biz bu ülkenin her şeyine ortağız” demiş.

Dikkat edin.. Bayrak değil, devlet değil, ortak oldukları “her şey”.. Ankara’sı, İstanbul’u, Edirne’si, Trabzon’u ile bütün bir ülkeye talipler.

Ülke açık arttırmada ey millet..

Haraç-mezat mahalle pazarında tezgâhların üzerinde.

Şu feleğin işine bak..

Hapisten salıverilince Bakan Gül tarafından dışişleri konutunda kabul edilip; Meclis Başkanı tarafından da onuruna yemek verilen Zana Valileri eyaletlerin seçmesini, kolluk kuvvetlerinin de terörist evine taziyeye giden ve terörist cenazelerine otobüs göndererek ulaşımı sağlayan belediye başkanlarına bağlanmasını istiyor; “Bayrak ortak değerimizdir” diyor.

Zana’nın “Ortak değerimizdir” dediği bayrak için halihazır Meclis Başkanı da seçilmeden hemen önce “Ne olacak bayrak da bez parçası değil mi”  dememiş miydi?

Şu feleğin işine bak..

Cumhuriyetle mi hesaplaşılıyor yoksa Cumhuriyet geçmişiyle mi hesaplaşıyor?

1915’te Çanakkale’ye kimler saldırmıştı?

İngiliz (Sömürgeleri Hindistan Gurkaları, Avustralya ve Yeni Zelanda ile beraber) ve Fransızlar.

2005’te Çanakkale’de bu işgali durdurmanın 90’ıncı yıldönümünü kutladık.

Timsah gözyaşları ile..

O yaşlar daha kurumadan kimlerle pazarlık-mütareke-müzakere görüşmelerine başlıyoruz?

İngiliz ve Fransızlarla..

Şu feleğin işine bak..

Bu işte bir yanlışlık var ey millet..

Havada duman var.

İs var.

Pislik var.

Hava kötü kokuyor.

Bu havalar iyi havalar değil.

Tekin değil.

Bakın Papadopulos, Atina Üniversitesi’nden öğrenci ve öğretim üyelerini kabulü sırasında yaptığı açıklamada ne diyor:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yeniden hakemlik görevi yapmasını kabul etmiyoruz. Milli meseleler ve bir halkın var oluşuyla ilgili sorunlar bir yabancının hakemliğiyle çözümlenemez”.

Ne diyor EOKA’cı?

“Milli meseleler ve bir halkın var oluşu ile ilgili sorunlar bir yabancının hakemliği ile çözülemez.”

Bizimkiler Newyork’a giden Denktaş’a ne talimat veriyor?

Filan tarihe kadar görüş… Anlaşmaya varılamayan konularda Annan tam yetkili..

Boşlukları Annan dolduracak, sakın masadan kalkma. Bir adım önde ol.

Şu feleğin işine bak ey millet.

Avrupa Birliği zirvesi için Brüksel’e giden Başbakan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile bir araya gelmiş. Erdoğan yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda çözümün Birleşmiş Milletler temelinde olması gerektiğini söylemiş ve;

“Kıbrıs sorununa ilişkin sürecin 17 Nisan tarihinden sonra ivme kazanacağını, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopoulos’un bu dönemden sonra çalışma yapacaklarını umut ettiğini” ifade etmiş.

Erdoğan, 17 Nisan’da KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimini Talat’ın kazanacağını nereden biliyor?

Denktaş aday değil.

Denktaş Erdoğan’la ters düştüğü için aday değil.

Erdoğan Talat’ı destekliyor.

Peki Denktaş kimi destekliyor?

Neden Talat’ın çok okuduğunu, Rum’u bir senede kendisinden iyi tanıdığını söylüyor?

Şu feleğin işine bak..

Bu işte bir yanlışlık var.

Mersin’deki bayrak yakma olayından sonra “bazı kurum ve kuruluşlar” çok sert bildiri yayınlayarak olayı kınamışlar.

Tuz koktu ey millet..

Elinde kalem olanlar dağa çıkalım, çoban ateşi yakalım diyor, silah olanlar bildiri yayınlıyor.

Bu işte bir terslik var.

1915’de dedem 15 yaşındayken Edirne Askeri İdadisi’nden Çanakkale’ye gitmişti.

17’de Kanal’da İngiliz’e esir düştü.

Ben 74’de “deli”kanlı bir üsteğmen iken pilli radyomda hangi istasyonu açsam “Bir gece ansızın gelebilirim” çalıyordu.

Şimdi 50’li yaşlarını süren ama yine “deli”kanlı bir emekli albayım.

Bütün radyolar, bütün istasyonlar, bütün kanallar nedense hep “Dağlar seni delik deşik ederim”i çalıyor.

Bu işte büyük bir yanlışlık var ey millet..

Şu feleğin işine bak.  22 Mart 2005

 

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TE, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”