Siyaset31 Ekim 2006 00:00

Askeri Muhabbetler - Hüseyin Mümtaz

Kretschmer, "Hükümet bazı adımlar atmak istese bile hepimiz biliyoruz ki ülkenin farklı kesimlerinde, devlet bürokrasisinde, orduda bir mukavemet var. Bir tarafta belli bir dönem için gelen siyasiler, hükümet var. Diğer yanda özellikle çok net ideolojik duruşu olan ordunun temsil ettiği güçlü devlet kurumları var" diye konuştu. "Askerlerle ilişkimi tarif etmek gerekirse basitçe 'hiç yok' demem gerekiyor" diyen Kretschmer, "Alt düzeyde bir görüşmenin dışında dört yıllık görev sürem boyunca komutanlarla yüz yüze görüşme fırsatını hiç bulamadım. Dört yıldır defalarca randevu talep ettiysem de cevap bile verilmedi" ifadesini kullandı.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesbuscopan link buscopan plusdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Askeri Muhabbetler
Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.10.2006
   
 

 




Muhteremler bu kafada devama niyetli olduğu sürece askeri mahfillerdeki muhabbetleri biz de daha çook aktarmaya devam edeceğiz demektir kıymetli okuyucu..

Millet bu 29 Ekim'i bir başka kutladı..

Gelecek 29 Ekim'in farklı olacağını düşündüğünden mi nedir?

Tamam, ortamı germeyelim ama Mayıs'taki Cumhurbaşkanlığı seçiminin muhtemel adaylarının bilinen davranışlarının bizatihî kendisi ortamı germeye yetiyor da artıyor bile..

Önce Arınç faktörü..

Arınç da “potansiyel” aday..

Meclis Başkanlığı'na, “liderinden” icazet almadan seçildiği akıllardadır..

Şimdi ya;

a) Cumhurbaşkanlığı adaylığının önü kesildi ki aklınca “sert çıkıyor”, tavır koyuyor, yahut

b) “Ben olursam inadına böyle olacağım arkadaş” diyor..

Arınç 29 Ekim 2006'ya damgasını vurdu..

Önce Meclis'e gelen Cumhurbaşkanı'nı kapıda karşılamadı..

Sezer arabadan inmeyince de “koşarak” merdivenlerin al basamağında arz-ı vücut eyledi..

Arkadan Tören Alanı'nda Alay sancaklarını ayakta selamlamadı...

Zorla selâmladı..

Töre'dir, ve bu “töre”nin kamusal alanla filan alâkası yoktur, terbiye ile, gelenek ve göreneklerle alâksı vardır..

Alay sancakları Türk ordusunun şeref timsalidir, görüldüğü yerde ayakta ve cephe alınarak selâmlanır..

Bu selâm için ille de Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ilh... olmak gerekmez..
Ayakkabı boyacısı, veteriner, bakkal, ev kadını da Alay Sancağını selâmlamaktan “şeref” duyar..

Yoksa Arınç o dakika orada ayağa kalkmakla sancaktar çavuşu, sancak muhafızı erleri ve sancak subayı teğmeni mi selamladığını zannediyordu?

Allah Allah.. Nasıl olur?

Rahmetli ve muhterem pederleri de mi öğretmemişti bu konuda hiç bir şey?

Bu satırların yazarı, 1969-70-71 yıllarında teğmen ve üsteğmen rütbesiyle Zırhlı Birlikler Okulu Gösteri Tatbikat Alayı Sancak Subayı olarak aynı tören alanından geçişini askerlik hayatının en şerefli hâtırası olarak belleğinde saklamaktadır..

Evet; ortamı germeyelim ama elimizdeki malzeme bu..

Ya; “Ananı da al git buradan” ve “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diyen yahut
“Şeyini şey ettiğiminin şeyi” vecizesinin müellifi olan bir Cumhurbaşkanımız olacak Mayıs'tan itibaren..

Biz gerilmeyelim de kimler gerilsin?

Son derece merak ettiğim bir şey var..

Diyelim ki Erdoğan seçildi...

Kabullerde arkasında “yaver” yerine Söğüt'te olayların ortasında kalan ve kalaşnikofla helikopterden inerken görüntülenen “yeğeni” mi duracak?

Yoksa “Yaver” Kurmay Albay'a zaman zaman dönüp; “Kardeşim, yan gelip yatma” mı diyecek?

Yaver ile yeğen arasındaki ilişkileri kim düzenleyecek?

Yaver ile Muhafız Alayı Komutanı'nın ilişkileri nasıl olacak?

Peki..... Ya Arınç seçilirse.... Meclis'te Muhafız taburuna tahammül edemeyen Arınç, onların binalarına göz koyan Arınç Alayın binalarına, Alayın varlığına, Alayın görüntüsüne nasıl tahammül edecek?

Geceki resepsiyona da bence önce Kretschmer arkadan Büyükanıt damgasını vurdu...

Türkiye'deki görev süresini tamamlayan AB Türkiye Temsilcisi Kretschmer giderayak çok enteresan şeyler söyledi..

Kretschmer, hükümetin reformlara devam etmek istediğini ama askerin buna direndiğini savundu.

Ankara'da ayrılmadan önce CNNTürk televizyonuna demeç veren Kretschmer yaklaşan krize dikkat çekti.

AB Büyükelçisi,

"Eğer Türkiye limanlar konusunda adım atmazsa, Avrupa Konseyi hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemez. Mutlaka bunun müzakerelere etkisi değerlendirilecektir. Limanların açılması müzakereler için bir ön koşuldu ve Fin önerisi Kıbrıs için olumlu bir çözüm fırsatı"

dedi. Türkiye'nin son dört yıl içinde önemli bir gelişme katettiğini belirten Kretschmer, ancak bu ilerlemede dış baskıların rol oynadığını, iç dinamiklerin son dönemde yavaşladığını belirtti.

Dört yıl içinde en çok tepki gördüğü askerlerle diyalog kurmak isteyen AB Büyükelçisinin tüm talepleri yanıtsız kalmış.

Kretschmer,

"Hükümet bazı adımlar atmak istese bile hepimiz biliyoruz ki ülkenin farklı kesimlerinde, devlet bürokrasisinde, orduda bir mukavemet var.
Bir tarafta belli bir dönem için gelen siyasiler, hükümet var. Diğer yanda özellikle çok net ideolojik duruşu olan ordunun temsil ettiği güçlü devlet kurumları var"

diye konuştu.

"Askerlerle ilişkimi tarif etmek gerekirse basitçe 'hiç yok' demem gerekiyor"

diyen Kretschmer,

"Alt düzeyde bir görüşmenin dışında dört yıllık görev sürem boyunca komutanlarla yüz yüze görüşme fırsatını hiç bulamadım. Dört yıldır defalarca randevu talep ettiysem de cevap bile verilmedi"

ifadesini kullandı. Reddedilmekten bahsetmediğini, hiç yanıt alamadığını belirten AB Büyükelçisi, ayrılmadan önce hükümet yetkilileri ve birçok üst düzey isme veda ziyaretlerinde bulundu..

Ohhh..

Ne kadar rahatladım bilemezsiniz..

Asker Müstemleke Müfettişi ile ne görüşecekti? Ne iyi etmiş de kimse görüşmemiş..

Yalnız bay Müfettiş'in bir söyledğine dikkat etmek gerek..

Hükümet bazı adımlar atmak istese bile hepimiz biliyoruz ki ülkenin farklı kesimlerinde, devlet bürokrasisinde, orduda bir mukavemet var. Bir tarafta belli bir dönem için gelen siyasiler, hükümet var. Diğer yanda özellikle çok net ideolojik duruşu olan ordunun temsil ettiği güçlü devlet kurumları var" diyor muhterem..

İyi ki böyle kurumlarımız var..

İyi ki; “devlet bürokrasisinde”;

“Orduda” mukavemet var..

Mukavemet neye karşı?

Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmesine karşı..

“Bir tarafta belli bir dönem için gelen siyasiler”;

“Diğer yanda özellikle çok net ideolojik duruşu olan ordunun temsil ettiği güçlü devlet kurumları” var..

Ne mutlu ki var...

Kretschmer'in şikâyeti benim övüncümdür..

Bir dakika....

Erdoğan'da “İlerlemenin önündeki bürokratik oligarşi”den söz ve şikâyet etmiyor muydu?

Erdoğan ve Kretschmer'in buluştukları ortak noktayı görüyor musunuz?

Unutulmasın devletler bütün kurumlarıyla ayakta durur... Sadece o kurumlardan bir tanesi olan siyasileriyle değil..

Ve gecede Büyüaknıt'ın söyledikleri..

"Ben terörle mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanıyım. Müsaade etsinler de görüşlerimi söyleyeyim. Söylemeyeyim mi?

Sonra dağda bayırda terörle mücadele eden mensuplarımız bana sormazlar mı, 'Komutanım siz ne diyorsunuz' diye. Terörle mücadele eden birimlerin komutanı olarak konuşuyorum. Görüşlerimi söylüyorum. Konuşmaktan korkmamak lazım."

4 yıllık Hilmi Bey suskunluğundan sonra Büyükanıt iyi ki konuşuyor..

Devleti, ülkesi ve milleti ile böldürmemek için konuşuyor.

Anayasa'nın ilk üç maddesi için konuşuyor..

Ve bu maddeleri konuşmak politika değildir diyor..

İyi de ediyor..

Yalnız...

Amerika'nın; Amerikan aleyhtarlığını dizginlemek için yeni ve yoğun bir takım PR faaliyetlerine başladığı;

Kendince toplumu etkilemek için “seçilmiş” komedyen ve şarkıcıları ve bir takım meslek mensuplarını Akdeniz'deki Uçak Gemileri'ne gezmeye götürdüğü bir dönemde..

Büyükanıt'ın Amerika'yı ziyaret edeceği anlaşılıyor..

Neden gidiyor? Hiç gereği yoktur..

Ama madem gidiyor;

Çuvalın hesabını soracaksa gitmelidir..

“Çuvaldan sonraki idare” iş başındadır TSK'da..

Hiç bir şeyin “Çuvaldan önceki gibi olmayacağını” açık ve net bir şekilde ifade etmelidir..

Öyle gemiye beş kişiyi alıp gezdirmekle çuvalın çıkmayacağını anlatmalıdır..

Ve Büyükanıt...

İçeride ve dışarıda “konuşmalıdır”..

Cümle işbirlikçilerin, ekalliyet mensuplarının, Sorosçu çocuklarının, vicdani retçilerin, Cumartesi annelerinin, Pazartesi babalarının konuştuğu noktada...

Çok net ideolojik duruşu olan ordunun temsil ettiği güçlü devlet kurumları” nın başkomutanı olarak..

Konuşmalıdır..

31 Ekim 2006

“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”




www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2006