Siyaset22 Ekim 2006 00:00

Karıncanın Tercümesi - Zeynep Oruncak

Türkiye,  insan hakları ve demokratikleşme konusunda evrensel normları belirleyen en önemli uluslararası belgelerden biri olarak kabul edilen "Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi"ni 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı.  ... Düşman sesini duymasın diye kucağındaki bebeğini göğsüne bastırıp nefessiz kalan bebeğine ağlayamayan Anadolu kadını gitmiş yerine yeşil kağıt esiri hatunlar gelmiş.. Emperyalizme ayağındaki çarıkla bir zaman Allahuekber dağlarında soğukta donarak bir zaman Çanakkale de, Gaziantepte, İzmir’de, Anadolu’nun her köşesinde ölen kahramanlar gitmiş diz üstü satış soysuzları gelmiş…coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscleocin 150 mg read cleocin 300 mg

www.acikistihbarat.com

22 Ekim Pazar


Karıncanın Tercümesi

Zeynep Oruncak
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

 

Geçenlerde bir gün ;

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,

'Bizim kültürümüzde 'git oğlum git, ya gazi ol ya şehit' der analarımız, böyle uğurlarlardı. Dolayısıyla 'askerlik yan gelip yatma yeri değildir'
dedim. Bu ifade yanlış anlaşılmışsa eğer, şehitlerimize hakaret olarak telakki edilmişse bundan üzülürüm. Bundan dolayı üzülenler olmuşsa ben o annelerden, o babalardan kesinlikle özür dilerim'

dedi.

TARİH YAZAN KAHRAMANLAR....

Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.

Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında.
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını, yeşilini kapmıştı, geçirmişti, Niceden, niceden

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım.
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA 

TARİHİN İÇİNE EDEN HAİNLER....( Kahramana ithaf edilmiştir..)

  • “Bütün akrabalarını 1915’te kasap Türklerin ellerinde kaybetmiş soykırımzede bir sülalenin torunuyum. (S–63)
  •  Sen kalk gel Orta Asya’dan, dal dosdoğru Anadolu’nun bağrına, sonra bir bakmışsın her yerdeler. Orada yerleşik olan milyonlarca Ermeniye ne oldu peki? Asimile edildiler. Eridiler. Yetim bırakıldılar. Sürüldüler. Mal mülklerinden oldular.(S–65)
  • Sıradan Türklerle ne konuşacaksın eğitim görmüşler bile ya milliyetçi ya cahil.(S–130)
  •  Ayaşta sağ kalan olmamış, Çankırı’ya götürülenler de peyderpey öldürülmüşler. Sopalarla balta saplarıyla dövülmüşler, bazıları açlıktan ölmüş bazıları da öldürülmüş. (S–170)
  • Türkler de 1915’te bunları Ermenilere yapanlar.(S172)
  • 1909 Adana katliamlarından ya da 1915 tehcirinden ...bunlar sana bir şey anlattı mı? Ermeni soykırımı diye bir şey duymadın mı hiç. (S-185)
  •  Toprağımızdan kovulduk eşyalarımızdan olduk hayvan muamelesi gördük, koyun gibi kesildik. Doğru düzgün haysiyetli bir ölüm bile esirgendi bizden. (S-192)
  •  Erkek bırakmıyorlar ortada. silah arama bahanesiyle Ermenilerin evlerine girip, sonra da yağmalıyorlar.”

    Elif Safak

Türkiye,  insan hakları ve demokratikleşme konusunda evrensel normları belirleyen en önemli uluslararası belgelerden biri olarak kabul edilen "Birleşmiş Milletler Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi"ni 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı. 

SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR  ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI

1. Madde
HALKLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. Kendini Yönetemeyen ve Vesayet altındaki Ülkelerden sorumlu olan Devletler de dâhil bu Sözleşmeye Taraf bütün Devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir.

Şimdi zamana bak zamana…
Hey gidi Elif hey..

Düşman sesini duymasın diye kucağındaki bebeğini göğsüne bastırıp nefessiz kalan bebeğine ağlayamayan Anadolu kadını gitmiş yerine yeşil kağıt esiri hatunlar gelmiş..

Emperyalizme ayağındaki çarıkla bir zaman Allahuekber dağlarında soğukta donarak bir zaman Çanakkale de, Gaziantepte, İzmir’de, Anadolu’nun her köşesinde ölen kahramanlar gitmiş diz üstü satış soysuzları gelmiş…

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyerek tarihi yeniden yazdıran, önünde diz çöktüren nesiller gitmiş, uşaklık benim karakterimdir yeter ki kaderimi yeniden tayin et diyen soysuzlar basmış memleketi…

Şimdi kocabaşlar yok..Savaşlar cepheden yapılmıyor..Parmakların hareketiyle uçuyor bombalar mayınlar…

Kitaplar yazılıyor beyin yıkama usulünden…

Şafak vakti doğan hiçlerden dolmuş memleketimin içine…

Zorla bir istek var..Kırmızı çizgiler..Halklar..Kaderi tayinler..

Gerekirse tarihte yazılır yeniden..Çizgilerde genişletilir..

Kaderimi tayin et diyen halklara kaderleri yeniden öğretilir…

Nerede yaşadığını unutanlara… Yazdıkları paçavralara inananlara…

Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça: 

 - Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'da yeni kurulacak Ermeni devletinin katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir.  Bu adam olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu...

Evet yeşil kağıt esirleri, duvar ustaları, büyük ….. devleti hayaliyle yaşayan Hıristiyan kulüpleri…

Haklınız..Gazi Mustafa Kemal olmasaydı çok şey değişirdi bugün…

Ama öyle bir ruh bırakmış ki arkasında…

Hala korkmaktasınız… Korkunuzdan elinize, yüzünüze gözünüze bulaştırdınız…

Giderekte batmaktasınız derin devletin en derin yerine doğru…

Dağlarda gitar çalan çocuklarınız çağrınıza icabet etmeyecek ovada siyasete gelmeyecek…

Şimdi kim kurtaracak sizi peki ?

Uğruna köle olduğunuz haçlı birliği mi yoksa zevki sefa içinde gökten inen kolilerle geçinen Zaho daki yeni kardeşleriniz mi?

“ Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin! “    
         

GAZİ MUSTAFA KEMAL  
                                      (Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri)
Varın siz düşünün…

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN !

Zeynep ORUNCAK ( TÜRK )