Bölücü siyasallaşma terör'ün bir şekilde devamı demek ise,Güneydoğu'da yerel yönetimlerin bir kısmı,terör örgütünün şehirlerdeki uzantısı olarak faaliyetlerine cesaretle devam ediyor demektir.
Özellikle Diyarbakır'lı Başkan bu anlamda bölgesel koordinasyon ve liderlik gayretlerinin yanısıra,uluslararası alanda ve uluslararası kurumlarda sözde siyasallaşma hareketini senelerdir kesintisiz bir şekilde yürütmektedir.
Bu başkan,sözde siyasallaşma hareketinin bir parçası olarak geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği'ne gidip,Avrupalı'ların da çıkarlarını ilgilendiren petrolden ve sulardan bahsedince, Ulusal yanımız ağır basıp birazcık olsun tepki göstermeye başladık.İyi de bu adamın bölücülük kapsamında sanki bu ilk ciddi çıkışı gibi hayrete düşenlere,özellikle aydın geçinen kesime ne demeli;
-Bu adam değil mi?Bulduğu her fırsatta bölge halkını teşvik,tahrik ve gerektiğinde zorbaca kullanarak güç gösterisi yapan ve bu şekilde terör örgütünün tabanını ve desteğini genişletmeye çalışan,
-Bu adam değil mi?Diyarbakır'da şehrin dibinde bahçelerde saklanan teröristleri polise karşı koruyan, polisin operasyonunu önlemeye ve hedef saptırmaya çalışarak polisimizi zor durumda bırakan,
-Bu adam değil mi?Belediyenin imkanlarını teröristlerin kullanımına açan ve terörist cenazelerini kaldıran,
-Bu adam değil mi?Senelerdir,Devlete tavır koymak için,Diyarbakır'da bölgenin belediye başkanlarını toplayarak sözde BÖLGESEL MECLİS edası ile terör örgünün söylemlerini dayatan ve uluslararası kurumlara mesaj veren,
-Yine bu adam değil mi?Devletin Valisi,bırakın valiyi ANKARA'yı hiçe sayarak,bölgenin yegane sorumlusu sıfatı ile içeride ve dışarıda yaptığı uluslararası temaslarla Devleti yererek,terör örgütünü meşrulaştırmaya ve bölgeyi özerkleştirmeye çalışan,
Bu adam ve benzeri sözde belediye başkanlarının siyasi bölücülük kapsamında yaptıkları bu ve benzeri türden sayılabilecek birçok faafiyet,amaçları ve sonuçları itibarı ile aslında terör örgütünün silahlı kısmının yaptıklarına taş çıkartacak cinstendir ve de ülkemizin geleceği açısından daha da tehlikelidir.
Terör örgütünün baskısı ve zorbalığı sayesinde,terör örgütünün oluru ile adaylıkları onaylanan ve seçilmişlik aldatmacası ile belediye başkanlığı makamında oturan bu adamların:
- PKK'ya terör örgütü,İmralı'daki haine terörist diyemedikleri,
- Terör örgütü ile aynı amacı,aynı proğramı,aynı söylemleri ve aynı yolu paylaştıkları için, siyaset yolu ile bizzat bölücü terör yaptıkları yani siyasallaşmayı her geçen gün artan bir gayretle ve maalesef bize stratejik ortak gözükenlerden aldıkları cesaretle yürüttükleri açıkça ortadadır.
Bir kısmı için gönüllü olduğu aşikar,ama bir kısmı için çeşitli nedenlerle artık terör örgütüne hizmet etmekten başka çaresi olmayan bu uşakları daha ne kadar başımızda tutacağız.Görevden alınmaları belki bir kısmı için kurtuluş ve kaçış yolu da olabilir,tıpkı dağdan fırsat bulup kaçabilen teröristler gibi, evet abartmıyorum aynen onlar gibi kaçış yolu da olabilir.
Teröristi ve onlarla beraber siyasi sahnede çalışan bu tür kravatlıların ne hainlikler yaptıklarını görüyoruz,yaptıklarının acılarını milletce yaşıyoruz,onları çok iyi tanıyor ve onları rahatlıkla da tanımlıyabiliyoruz.
Tamam,iyi çok güzel TERÖRİST'i tanımlamasını biliyoruz da, tüm bu olanlar karşısında TOPLUMSAL,VİCDANİ,İDARİ VE HUKUKİ açıdan gerekeni yapamayan bizleri ve bizim içimizdekileri nasıl tanımlamamız gerekiyor?
Esas olarak kendi duruşumuzu gözden geçirip,kendimizi tanımlamamız gerekmiyor mu ?
Ali İhsan Gürcihan |