Steve konuşuyordu! Bizimkiler Susuyor muydu? - Mustafa Yıldırım
Oldum olasıya halk aşağıda, kendileri yukarda. Halk cahil ama, kendileri akıllı ve geniş ufuklu. Mustafa Kemal dönemi dışında tüm yöneticiler böyle düşünmedi mi? Aydın denen cahiller, bilgi yerine akıl vermediler mi? Haydi, kendi akıllarını verseler yanmayacağım; Batı'dan tercüme akılları satıyorlar. Bilerek "satıyorlar" diyorum. Akılları fikirleri, parada, koltukta, şanda şöhrette... Bakmayın siz "savaşa karşıyız" demelerine. cialis walgreen coupon site cialis coupon
Baksanıza, savaş istemiyorlar ama, Ortadoğu'da Batı'nın kuklası devlet kurulmasına ses etmiyorlar. Amerika'nın , Yunanistan'ın, Batı Avrupa'nın demokrasi sakızını çiğneyip duruyorlar ama, Hazar petrollerine el koymak isteyen Batılılara ses etmiyorlar.
"Din", "iman", "türban" diyorlar ama İsrail'i destekleyen örgütlerin kapısını çalmaktan kaçınmıyorlar. İsraillilerin Amerika'daki yobaz örgütleriyle iş tutmuş, Türkiye'den gitme parlak(!) çocukları getirip TBMM'ye sokmaya çalışıyorlar.
“Bu nasıl oldu?” Sorunun yanıtını halkı küçümseyenlerin yetişme ortamında aramalı!
Hangi yabancı kültür ortamında, hangi yabanda yetiştirilmiş öğretim üyelerinin "talebesi" olmuş, Amerika'dan dolarlarla beslenen hangi vakıf ve "düşünce topluluğu"nun düşünce bombardımanı altında ezilmiş ona bakmalı!
İslamcı türüne gelince!.. Akev (Beyaz Saray) müdavimi hangi İslamcı örgütün elinde büyümüş ona bakmalı!
Bakmalı da... Irak'a ABD yanında girmeli diyen şu "demokrasi" ya da "stratejik ortaklık" sakızı çiğneyenlere ne demeli? Onlar bir şey dememeli!
Onların Atatürk'ün adını anmaları yasaklanmalı!
Bağımsızlık namusunun timsali ve Ortadoğu'nun, Asya'nın, Afrika'nın mazlum milletlerinin eşsiz dostu Gazi'nin adını kirletmelerinin önüne geçmeli!
Gün olup, "Doğu Akdeniz'in Güvenliği" adına Türkiye'ye müdahale edileceğini hesap etmeyenlere diyecek bir şey yok!
Cafcaflı sözlerin altında hep o üçgenin bir köşesine tutunmaya çalışmak var. ABD-İsrail-Avrupa Birliği egemenliğinde kurulacak Ortadoğu'dan parsa kapmak! Üçgenin şirketlerine taşeron olmak!
Solculuklarıyla, sağcılıklarıyla, Batı'nın demokrasi sakızını ön dişlerine yapıştıranlar, akılları sıra bizi kandıracaklar.
Gerçek yanıt ABD savaş plancısından
Soruların gerçek yanıtını Amerikalı Yarbay Steve Williams veriyor. Hem de Amerika'da yerleşik Türk düşmanı Yunanlı Sitilides’in yuvasından çıkan yayında… 15 yıl önceki işgal harekatının planlamacısı Steve Williams özetle diyor ki:
1-Afganistan'a girerek Orta ve Güney Asya'da üsler elde edilmiş, hava koridorları güvence altına alınmıştır.
2- Bağdat'a yürümenin güvencesi Girit'teki yakıt depoları ve 6. filo limanından, İncirlik Üssü'nden ve Türkiye'de asker konuşlandırılabilecek güvenli yerlerden ve Kıbrıs'tan geçiyor. Türkiye'den, Kafkasya petrol kuyularına çıkıyor.
3- İngilizler Kıbrıs'taki üssün kullanımını güvence altına alacaktır.
4- Türkiye, Avrupa’nın İran-Suriye-Irak sınır cephesini tutmaktadır.
5- ABD, işte bu nedenlerle, Ankara'ya IMF gözetiminde onlarca milyar dolar akıtmıştır. Para akışı, Ankara liderlerinin siyasal ve iktisadi yasalar çıkarmalarına koşut olarak sürdürülmüştür.
Yarbay Steve'in son açıklaması harika değil mi? "Ne kadar teslimiyet, o kadar para verdik" diyor.
Şimdi buradakilere sormaz mısınız:
"Yoksa, Kürt devletine izni önceden mi vermiştiniz?!"
Şimdi "demokrasi" sakızı çiğneyenlere sormaz mısınız:
"Maksadınız acaba ABD ve A.B'ne güvenli üsler sağlamak mıydı?!"
Siz sorarsınız da, onlar pek sevdikleri "etik" içinde yanıtlarlar mı? Sanmıyorum! Çünkü, el evinde eğitilenlerden, elin silahlarıyla kendi ulusunu korkutanlardan, el parasının sıcağına kapılanlardan, o ahlaklı, o erdemli tutum beklenemez.
Ne yazık ki, yöneticiler, Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi halka doğruyu söylemek yerine, kapalı kapılar ardında, ABD'deki "thin tank" güvenli odalarında, JINSA'da, B'nai Brith'de, CSIS'de, CFR'de ve WINEP'de konuşmakla yetiniyorlar. Kendi uluslarını ABD'nin silah üstünlüğünü anlatarak sindiriyorlar!
Amerikanın bir başka gerçek kumandanı üç gün önce : "Kuzey Irak'ta cephe kurarsak, Türkiye ile Kuzey Irak'taki gruplar arasında bir tampon oluşturacağız" dedi.
Tampon ne işe yarar? Bize "Sus!" diyenler, önce tampona muhtaçlıklarının yanıtını vermeliler.
"Türkler asker millettir" diye pay çıkaranlar, ulusun da bu işlerden anlayabileceğini, yabancı devletlerin işgaline ortak olmanın günahına katlanmayacağını bilmeliler ve bu tutumu "duygusallık" deyip bir yana atmamalılar.
Çünkü ulus, General Mustafa Kemal'in onurlu tutumunu asla unutmamıştır!
Notlar:
1)Yarbay Steve Williams, ABD Genel Kurmayı'nda, ABD Dışişleri'nde, Doğu Akdeniz uzmanı ve harekat planlamacısı olarak çalışan eski bir savaşçıdır.
2)Washington Policy Center, PKK ve Apo'yu destekleyen, Türkiye'ye karşı çalışan bir merkezdir. A. Öcalan'ın Atina günlerinde Türkiye'nin cezalandırılması için ABD Başkanı'na mektup yazan WPC yöneticisi John Sitilides, Pontus torunu olmakla övünür. Sitilides, İsrail destekçisi Amerikalılarla birlikte, ARI-TESEV tarafından İstanbul'daki konferanslara taşınmış ve Türkiye'nin, İsrail-ABD hattından ayrılmaması için propaganda olanağı bulmuştur. ( Sitilides’in etkinlikleri ve ASAM işbirliği için geniş bilgi: Sivil Örümceğin Ağında)
3)Bir yanda Akev'de tercümanlık yapanların kılavuzluğu, öte yanda ulusun sağduyusu.
4) Seçim öncesinde "Bizim yerimiz Arapların yanı değildir" diyerek ırkçılık yapan, savaşa girme kahramanlığı bana bırakılmalı, diye bağıranlara "Ampulün elektriği nereden geliyor?" diye sorulmalıdır.
4) Şimdinin Başbakanı Abdullah Gül ABD dış politik rotasını çizen CFR yuvarlak masalarındaki toplantılara katılmıştı.
5) JINSA: İsrail'in ABD'deki silahlanma ve yardım işlerini yönetir. ABD kadroları için Yahudi kökenli eleman yetiştirir. Bünyesinde emekli generalleri bulundurur.
6) B'nai B'rith: İsrail destekçisi en büyük örgüttür. İsrail devlet politikasını eleştirenler üstünde baskı kurmasıyla öne çıkar. İsrail için istihbarat toplamakla tescillidir. Türkiye'deki Yahudi kökenlilerle de ilgilenirler. Örneği Nesim Malki cinayetiyle ilgili olarak T.C Dışişleri'ne yazıyla bilgi sormuşlardır. Dışişleri de bu kuruluşu yazılı olarak yanıtlamıştır.
7) CSIS: Georgetown üniversitesinde devlet tarafından kuruldu. Sonra özel statü verildi. Özellikle dış ülkelerdeki doğal kaynaklar üstüne raporlar hazırlar, devlet yönetimleriyle ilişkiler geliştirir. Her ülke için bir masası vardır. Raporlarını ABD kartellerine ve istihbarat kurumlarına sunar. T.C' nden başbakanlar, parti başkanları, emekli generaller CSIS'de konferanslar vermişlerdir. CSIS görevlileri arasında T.C uyruklular da bulunur. Ayrıca Fountain (İngilizce Sızıntı) dergisinin danışmanları da CSIS'de görev yapar. CSIS, Hazar petrolleriyle ilgili raporlarını Türkiye yöneticileriyle ilişkiler içinde hazırlamıştır.
8) CFR: ABD kartellerinin birer temsilcisi bulunur. Dış politikayı yönlendirecek kararlar alır ve ABD başkan seçiminde etkindir, CFR'nin desteklediği kişiler başkan adayı olur. Kuruluşta kapalı toplantılar yapılır. Üyeleri arasında ayrıca emekli Dışişleri, istihbarat, askerlere bulunur. CIA direktörleri toplantılarında bilgi sunar. 1918'de kurulmuş, II. Dünya savaşı sonrası dünya egemenliği senaryolarını savaştan önce tasarlamıştır. T.C' nden bakanlar, parti temsilcileri de toplantılarına katılmıştır.
9) WINEP: ABD'de İsrail destekçisi ve ABD Dışişleri ile Genelkurmay bağlantılı kişilerce yönetilir. ABD-İsrail Ortadoğu ortak çıkarları için çalışır ve yönlendirme yapar. Her yıl Özal'ı anma toplantısı düzenlerler. T.C bakanları, başbakanları, parti yöneticileri WINEP'i, ziyaret ederler. WINEP yöneticileri sık sık Türkiye'nin "sivil" örgütlerine konuk olur ve politik yönbendirme konferansları veririler.
(Örgütler ve Türkiye ilişkileri için bkz: Project democracy – Sivil Örümceğin Ağında)