Dış Politika13 Ekim 2006 00:00

Attila İlhan'ın Fransa Yorumu - Can Dündar

"İnsan sonra sonra Batılının, yani Fransızın olayları, insanları ve sorunları iki ayrı gözle gördüğünü, iki ayrı ölçekle değerlendirdiğini fark ediyor. "Birisi, dünyayı 'yöneten' ülkelerden biri olmaktan gelen yukarı bir ölçü, kendine toz kondurmayan, komşusuna karşı hoşgörülü... "Ötekisi, 'yönettiği' ya da hizada saydığı ülkelere ve halklara uyguladığı, hafif alaycı, epeyce küçümser, adamakıllı merhametsiz ve toptan haksız bir ölçü. cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renova

www.acıkıstıhbarat.com

12 Ekim Perşembe


Attila İlhan'ın
Fransa Yorumu

Can Dündar

Açık ıstıhbarat'ın Resmı
E-Posta Grubu
AçıkıstıhbaratTürkıye'ye Üye Olun

1960'lar...

Paris'te Madeleine Meydanı'nda bir öğle üzeri...

40 yaşlarındaki Madam Janine Thepenier karşısındaki
Türk delikanlıyla sohbet ediyor.

Benoist-Mechin' in "Mustafa Kemal" kitabı yeni çıkmış piyasaya...

Daha önce Türkler ve Türkiye üzerine hiç bilgisi
olmayan Fransız kadın kitabı yeni okumuş, bizim
delikanlıya sorular soruyor:

"- Şüphesiz Mustafa Kemal davasında haklıymış. Fakat niye bu kadar çok kan dökmüş? İstiklal mahkemelerinde kelle uçurmak olacak iş mi?"

Sonra Menderes'in idamına getiriyor lafı:

"Anayasa'yı çiğnedi diye Başbakan'ı, bakanları asmak doğru mu?"

"Kıbrıs çıkarmasında masumların kanını dökmek günah değil mi?"

Delikanlı satır aralarından "Nedir sizdeki bu vahşet" sorusunu kokluyor. Ve karşı saldırıya geçiyor:


"Benim bildiğim Fransa (1. Dünya Savaşı kahramanı, Mareşal) Petain'i idama mahkûm etmiş, yaşlı diye cezasını süresiz hapse çevirmiştir. Laval'i ise kurşuna dizmiştir. Bunlardan birisi başkan, öteki de bakan değil miydi?"

Madam Thepenier hayretle itiraz ediyor:

"Aaaa, o başka..."

"Peki Danton, Robespierre, Babeuf gibi ihtilal
başkanlarının kesildiği yer bu Paris değil midir?"

Cevap aynı:

"Aaaa, o başka..."

"Fransa paraşütçüleriyle Gabon'a niye müdahale
etmişti? Eğer Cezayir'de Araplar orada kalmış
Fransızları kesmeye, aç bırakmaya ya da sürmeye
başlasalardı Fransa müdahale etmeyecek miydi?"

"Aaaa, o başka..."

* * *

Bu çifte standart karşısında saçını başını yolan
"Fransa hayranı" delikanlının adı ATTİLA İLHAN'dı.

Bu izlenimlerini "Hangi Batı"da (Bilgi, 1976, s. 41)
şöyle sonlandıracaktı :

"İnsan sonra sonra Batılının, yani Fransızın olayları,
insanları ve sorunları iki ayrı gözle gördüğünü, iki
ayrı ölçekle değerlendirdiğini fark ediyor.

"Birisi, dünyayı 'yöneten' ülkelerden biri olmaktan
gelen yukarı bir ölçü, kendine toz kondurmayan,
komşusuna karşı hoşgörülü...

"Ötekisi, 'yönettiği' ya da hizada saydığı ülkelere ve
halklara uyguladığı, hafif alaycı, epeyce küçümser,
adamakıllı merhametsiz ve toptan haksız bir ölçü.

Avrupalı değil misiniz, 'Avrupalıyım' diye 40 yıldır
yırtınsanız bile her hareketiniz başka bir ölçüyle
yargılanacaktır.

"Diyeceğim, Paris'in iki gözü, iki ayrı renk..."


* * *
Aradan geçen 40 yılda fazla bir şey değişmedi
Fransa'da:

Aynı çifte standart, aynı önyargı, aynı kibir...

Şu farkla ki; bu tavrının bedelini, varoşlarından
yükselen ve 60'lardakine hiç benzemeyen bir şiddet
dalgasıyla ödemeye başladı.

Türkiye ise Batı yolunda komşularıyla barışma,
önyargılarından arınma, tarihini sorgulama, yasalarını
demokratikleş tirme yoluna girdi.

Şimdi Türkiye'de Batılı düşünenler "Soykırım vardır"
diyenlerin hapsedilmesine fikir özgürlüğü adına karşı
koyarken,

"fikir özgürlüğünün Kâbe'si" kabul edilen
Batı "Soykırım yoktur" diyenleri hapsetmeye
hazırlanıyorsa,

bize düşen, Batı'nın değerlerini
Batı'ya hatırlatmak, bu çifte standardı yüzlerine
vurmak ve en önemlisi yolumuzdan caymamaktır.


İdris Adil