Sığmayan başlığı tekrar ederek başlayalım;
Biz ne dedik, sonucu ne oldu!
Daha neler olabilir?
Sevgili dostlar, bildiğiniz gibi Coşkun Ulusoy, Oyak adına yetkilerini
kullanarak, Ereğli sürecinde kendini eleştiren, içinde benim de olduğum altı
yazara dava açtı.
Süreç devam ettiği için konu hakkında yorum yapmayacağım.
Yalnız, tartışmaya konu olan Ereğli'nin halka açık bir şirket olmasından ve
Oyak emeklilik fonunda 250 bin insanımızın birikimi olmasından dolayı,
kamuoyunu aydınlatmak adına,
Metin Münir'in, çarşamba günü Milliyet
gazetesindeki köşesinde, profesyonel bir kurumdan edindiği rapordan yola
çıkarak yaptığı bazı tespitleri sizlere aktarmak istiyorum;
- Oyak, Erdemir'in yüzde 49'una 3 milyar dolar ödedi.
- Bunun 500 milyon doları kurumun öz kaynaklarından karşılandı. Geriye kalan
2.5 milyar bankalardan borçlanıldı.
- Oyak'ın Erdemir'i satın almak için kurduğu Ataer şirketinin,
EFG Istanbul
adlı aracı kurumun analistlerine söylediğine göre, bu borcun 1.5 milyarı
Ataer'in defterlerinde, 1 milyar doları ise Oyak Holding'in borç hanesinde
kayıtlı.
- Oyak'ın elindeki tüm Erdemir hisseleri alacaklılara rehinli.
- Ataer yetkililerine göre borç; iki yılı ödemesiz, 10 yıl vadeli.
- Ödemeler 2008'de başlayacak ve beş yıl 210 milyon dolar ile 105 milyon
dolar arasında değişecek.
- 2013 dahil son üç yılda ödenmesi gereken miktar 1.694 milyon dolar.
- Bu süre içinde, bir yıl hariç, hiçbir zaman Ataer'e Erdemir'den gelen
tahmini temettüler faizleri ödemeye yetmeyecek.
- Son üç yıl taksitler Erdemir temettüleriyle ödenemeyecek kadar ağır.
- EFG İstanbul'a göre; 2013 yılında Oyak'ın borcu yeniden yapılandırması,
yani borcu ödemek için yeni bir borç alması gerekecek.
- Rapor, 'Bu yatırım hata' diyor. 'Başka bir deyişle' diyor raporu inceleyen
bir uzman'a göre; "Oyak fonlarından konulan 500 milyon dolarlık sermaye
2015'e kadar sıfır rant getirmiş oluyor.
Borç da neredeyse aynen duruyor.
Daha sonraki dönemde de ne getireceği bir soru işareti. Bu para 220 bin
kişiden kesilen emeklilik fonları.
Halbuki o parayı bu iş yerine bir devlet
kâğıdına veya dövize yatırsalar her yıl üyelerine bir rant sağlayacaklar."
Sonuç 1:
Metin Münir yazısını şöyle bitiriyor;
"O zaman bizim söylediklerimizi şimdi Oyak yöneticileri, endüstri analistlerine, kendileri söylemeye başladı. Bu bilgiler hem bizim eleştirilerimizde haklı olduğumuzu gösteriyor. Hem de işin başında bu konuda bazı Oyak yöneticilerinin
kamuoyuna açıkladıklarının gerçeğin tamamını anlatmadığını"
Sonuç 2:
Bu yazı daha doğrusu yazıda adı geçen rapor sonrası ben de sadece
şunu söylemek istiyorum; Bu alım ve sonrasındaki borçlanma nasıl bir mantık
ile yapıldı?
En önemlisi bir emeklilik fonunun elindeki paraya yani
katılımcılarının primlerine 'rant sağlamak zorunda olduğu' gerçeği nasıl göz
ardı edildi ve bu işlem yapıldı?
Yapılanları ve yapılanların saklanmasını aklileştirebilecek bir açıklama var mı?
Son söz:
Yorumsuz olarak raporun detaylarını sizlere aktardım. Gerisi Türk
kamuoyunun aklına ve vicdanına kalmış. Bu noktada emeklilik fonu katılımcılarına tavsiyem; paranıza ve kurumunuza sahip çıkın!
Not: Davayı neden paylaşmadığımı dün gün boyunca elektronik mesaj yoluyla
bana soranlara da şunu söyleyebilirim; bugüne kadar 'bana dava açıldı'
konusunu gündeme getirmedim, konuya her zaman tartışma çıkmasın, Oyak
yıpranmasın noktasından baktım.
|