İstihbarat9 Ekim 2006 00:00

Türk Devletini Zan Altında Bırakan Küresel-Siyonist Şebekeler / Açık İstihbarat

Sayın Okurlar; Aşağıda California Courier'da yayınlanan bir makalenin çevirisini sizlere sunuyoruz. Makale bünyesinde; gözbebeğimiz olan kurumları zan altında bırakan hayli ciddi iddiaları okurken rahatsız olacaksınız. Türk Devleti'nin kurumlarına sızan küresel-siyonist şebekelerin, İsrail-Pakistan-ABD-İran çokgeninde kurdukları silah ve nükleer ticaret-kaçakçılık piyasasının; Devletimizi ve kurumlarımızı nasıl zan altında bıraktığını ve Millet'in kaynaklarının "lobi" maskesi altında askeri ve sivil kurumlara sızmış şebekeler tarafından nasıl sömürüldüğünü görmek için, rahatsız olsanız da, aşağıdaki makaleyi dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz. İhlas'tan Beyaz Enerji'ye; Marc Grossman'dan Richard Perle'e; NATO'dan, JİNSA'ya kadar kapsamlı bir şebekenin, resmi soruşturmalara konu alan faaliyetlerinin; Devletimizi nasıl zan altında bıraktığını okurken şaşıracaksınız. Saygılar Açık İstihbarat cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieabilify idippedut.dk abilifycialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon

www.acikistihbarat.com

09 Ekim Pazartesi


DEVLETİ ZAN ALTINDA BIRAKAN SİYONİST-NÜKLEER ŞEBEKELER

Açık İstihbarat Haber
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun


Sayın Okurlar;

Aşağıda California Courier'da yayınlanan bir makalenin çevirisini sizlere sunuyoruz. Makale bünyesinde; gözbebeğimiz olan kurumları zan altında bırakan hayli ciddi iddiaları okurken rahatsız olacaksınız.

Türk Devleti'nin kurumlarına sızan küresel-siyonist şebekelerin, İsrail-Pakistan-ABD-İran çokgeninde kurdukları silah ve nükleer ticaret-kaçakçılık piyasasının; Devletimizi ve kurumlarımızı nasıl zan altında bıraktığını ve Millet'in kaynaklarının "lobi" maskesi altında askeri ve sivil kurumlara sızmış şebekeler tarafından nasıl sömürüldüğünü görmek için, rahatsız olsanız da, aşağıdaki makaleyi dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz.

İhlas'tan Beyaz Enerji'ye; Marc Grossman'dan Richard Perle'e; NATO'dan, JİNSA'ya kadar kapsamlı bir şebekenin, resmi soruşturmalara konu alan faaliyetlerinin; Devletimizi nasıl zan altında bıraktığını okurken şaşıracaksınız.

Saygılar
Açık İstihbarat

****************************************************************

Geçen sene Vanity Fair dergisinde yayınlanan bir makale;

Amerikan-Türk Konseyinin (ATC - American Turkish Council) ve Türk Amerikan Dernekleri Assamblesi'nin (ATAA - Assembly of Turkish American Associations) bir komploya imza atarak, sözde ermeni soykırımı ile ilgili bir kongre kararını bloke etmesi için Temsilciler Meclisi Sözcüsü Dennis Hastert'a yasadışı seçim kampanyası yardımları yaptıkları iddiasında bulundu.

Makale aynı zamanda Türk ajanların ABD hükümetinin en tepelerine
sızdığını da belirtiyordu.

Vanity Fair'de yayınlananların ana kaynağı; zamanında FBI için tercüman olarak çalışmış Sibel Edmonds isimli bir Türk'tü. Ne yazık ki; işi süresince FBI için çevirisini
yaptığı gizli FBI belgelerini kamuoyuna açıklamaktan yasal olarak men edildiği için, bu hassas konu hakkında bildiklerini açığa vuramadı. ABD mahkemeleri ve Kongre üyeleri tarafından gerçeklerin ortaya çıkması için yapılan bütün çabalar, Milli Güvenlik bahanesi ile, Bush hükümeti tarafından bertaraf edildi.

Son aylarda, çoğu isimsiz kaynaklardan, konuya yeni ışık saçan çeşitli açıklamalar gerçekleşti.

Bir kaç gün önce; araştırmacı gazeteci Wayne Madsen,
web sitesinde, ABD'deki Türk grupların yasadışı faaliyetlerin boyutları  ile ilgili iddiaları da içeren, özel bir rapor yayınladı. Bu rapor, gizli istihbari kaynaklara dayandığı
için, içeriğini bağımsız olarak teyit etme imkanı yok. Bu rapordan bazı alıntıları sunmak gerekirse :

"2001 yılında, FBI İKK (istihbarata karşı koyma) birimi; baba Bush'un güvenlik danışmanı emekli general Brent Scowcroft'un başkanlığını yaptığı Amerikan-Türk
Konseyi (ATC)'nin faaliyetlerinin merkezinde yeralan bir silah kaçakçılığı ve nüfuz oluşturma şebekesine
dair bir araştırma yürütüyordu.

"ABD istihbaratından kaynaklara göre, bu şebekenin ana oyuncularından biri, 1994-1997 yıllarında arasında ABD'nin Türkiye Büyükelçiliğini yapan ve
Washintong'a dönmesine müteakip Avrupa İşlerinden sorumlu Dış İşleri Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Marc Grossman 'dı."

"2001 Haziranında, o sıralarda Politik İşlerden Sorumlu Müsteşarlık görevini yürüten Grossmann, Washington,DC. 'deki iki yabancı ajana telefon açtı.Bu telefon konuşmaları FBI'ın dinlemesine takıldı.

2001 Haziranı sonunda, FBI bu şebekeye yönelik dinlemeleri sonucunda, Beyaz Enerji isimli Türk enerji firmasının, ATC'deki bağlantılarına, Türkiye'nin
nükleer programına yönelik nükleer malzeme temini ile ilgili olarak ABD'ye üst düzey bir ekibi yollayacağını bildirdiğini öğrendi.


Bunun üzerine;
ATC, Tennessee'deki Oak Ridge Ulusal Laboratuvarları ve New Mexico'daki Los Alamos Ulusal Laboratuvarlarına erişimi olan dört kişiyle bağlantıya
geçerek, Türkiye'nin gereksinimlerini belirlemek üzere, Türk nükleer uzmanlar için üç aylık (Ekim-Aralık 2001) bir gezi programı ayarlanmasını istedi.

Beyaz Enerji Grubu aynı zamanda; Oak Ridge, Los Alamos ve Kaliforniya'daki Lawrence Livermore'a erişimi olan ABD'li nükleer enerji danışmanlık
firmalarını satın alma isteğini de belirtti.

Ne var ki; Beyaz Enerji'nin ABD nükleer laboratuvarlarına erişim için elini oynadığı günlerde;
Valerie Plame Wilson 'ın adı ile anılan ve CIA paravan şirketi olan Brewster Jennings firması da;

CIA tarafından, Türkiye-Pakistan-İran-İsrail ve eski Sovyet Orta Asya cumhuriyetlerinden kilit oyuncuları içeren bir nükleer karaborsa faaliyeti olarak bilinen Beyaz Enerji çetesine sızmak üzereydi.

CIA kaynaklarına göre; bu çete aynı zamanda Washington'da ATC'nin diğer bir kilit müttefikini de içeriyordu : Türk askeri ve endüstriyel şeflerine, tepe ABD'li yöneticilere
nitelikli erişim sağlayan Amerika-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi
(AIPAC - America-Israel Public Affairs Committee).

Beyaz Enerji; Brewster Jennings'den danışmanlarla görüşmelere başladıktan sonra, ATC'deki bağlantılarına, diğer enerji danışmanlık firmaları ile birlikte Brewster Jennings'i de satın alma isteklerini ilettiler.

FBI'ın dinlemesine takılan iki telefon görüşmesinde, Grossman ilgili taraflara,

"Brewster Jennings'den uzak durun..onlar hükümet..paravandan başka bir
şey değil"


dedi.

Grossman'ın FBI dinlemesine takılan konuşmalarından bir tanesi Pakistan Birimler Arası İstihbarat Birimi (ISI) 'nin tepe ajanı ile yapılan konuşmaydı. 
Neredeyse birebir aynı mesajı taşıyan ikinci telefon konuşması ise, ATC içinde kilit bir oyuncu olan bir Northrop Grumman yetkilisine idi.


Northrop Grumman daha sonra ATC'deki bağlantısına telefon ederek, "Adamımız bizi Brewster Jennings ile ilgili uyardı" dedi. 

ABD'li bir istihbarat kaynağına göre, "Grossman'ın ismi 2001'de FBI'ın bütün telefon dinlemelerinde geçiyordu"

ABD'li istihbari kaynaklara göre, şu anda eski Savunma Bakanı William Cohen'in kurduğu Cohen Gruba çalışan Grossman; Ankara'daki günlerinden
beri İKK ajanlarının ilgi odağındaydı.

Grossman'ın büyükelçilik görevlilerinden bir tanesi, Türk ordusu ile lojistik konuları koordine etmekten sorumlu, büyükelçiliğin akseri ataşe ofisinde
çalışan ABD Hava Kuvvetleri Binbaşı Douglas Dickerson
idi. Ankara'dayken Dickerson; daha sonra evleneceği Melek Can Harputlu ile tanıştı.

ABD istihbarat kaynakları;

Grosmann'ın Dickerson'a;

1989 yılında, Richard Perle'in(eski Savuma Bakanı Yardımcısı)  himayesinde, Douglas Feith (eski Savunma Bakanlığı müsteşarı) tarafından kurulan lobi firması International Advisors,Inc. (IAI) firmasına yardımcı olması yolunda emir verdiğini doğruladılar.

IAI'nin ana görevi Türk Hükümetini ABD'de temsil etmek ve "ABD-Türkiye Savunma ve Endüstriyel işbirliğinin çıkarlarını kollamak"tı.

Feith'in CEO'su ve tek hissedarı olduğu IAI aynı zamanda Feith'sin hukuk firması Feith and Zell (FANZ)'e de yüzbinlerce dolar yönlendirdi.

Kısa sürede, Dickerson, Grossman'ın koruması altında, ABD'nin Türkiye, Azerbaycan (Richard Armitage o sırada ABD-Azerbaycan Ticaret
Komitesinin başkanlığını yürütüyordu)
, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan nezdindeki bütün silah satışlarından sorumlu bir konuma getirildi.

1996 yılında; Savunma Bakanlığı Denetim Ofisi; MİT ajanlarından rüşvet alırken yakalanan, Ankara büyükelçiliğinde görevli bir ABD'li askeri görevli ile ilgili bir soruşturma başlattı. Soruşturmanın başlamasından kısa bir süre sonra; Dickerson Almanya'daki ABD Hava Kuvvetleri üssüne transfer edildi.

2001 yılında George W. Bush'un başkan olmasından sonra, Dickerson, Washington Bolling Hava Kuvvetleri'nde ki Savunma İstihbarat Teşkilatı'nda (DIA); Türkiye, Özbekistan, Azerbaycan Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'a silah satışlarından sorumlu bir konuma getirildi. Karısı Melek Can ise ATC ve ATAA bünyesinde görevler edindi.

11 Eylül saldırıları sonrasında Melek Can; FBI'ın Washington Saha Ofisi'ne tercümanlık için başvurdu. Adalet Bakanlığı Denetim Ofisi'nin konu ile ilgili soruşturma raporuna göre, Melek Can bu iş için doldurduğu başvuru formunda ATC, ATAA ve Alman-Türk İş ve Kültür Vakfı'ndaki görevlerini belirtmedi. FBI tercümanı Sibel Edmonds (Melek Can'la birlikte çalışan Türkçe, Farsca ve Azeri tercümanı) MİT'in FBI'a sızmasından kamuya açık bir
şekilde şikayet ettiğinde, Senatörler Patrick Leahy ve Charless Grassley ısrarla FBI'a neden Melek Can hakkında Özel Arkaplan Araştırması (SBI) yapılmadığını sordular.

FBI; Melek Can'ın FBI'a, kocasının Çok Gizli/SBI 'ının sağladığı gizli FBI bilgilerine erişim hakkı üzerinden, "arka kapıdan" alındığını belirtti. ABD İstihbarat kaynaklarına göre, Dickerson'ların bu sırada ATC ile yakın mesai içindeydiler.

Edmonds'ın Dickerson'larla ilgili suçlamaları 2002 Haziranında bir Washington Post haberinde yeraldı. Dickersonlar; Washington'u, Binbaşı Dickerson'un
ABD Hava Kuvvetleri NATO Ofisindeki yeni görevi için 9 Eylül 2002'de terketti. Kısa sürede; Dickersons'larla ilgili üç tane ayrı soruşturma başlatıldı : Adalet Bakanlığı,
Savunma Bakanlığı'nde Joseph Schmitz tarafından yürütülen soruşturma  ve ABD Senatosu Adalet Komitesi'nin Leahy ve Grassley tarafından yürütülen soruşturmalar.

Dickerson'ların Belçika'ya varmasından iki hafta sonra Schmitz bir mektup yollayarak; Binbaşı Dickerson'ın DIA'de görev yaparken ATC ile ilişkisinin; "görevi
kapsamında"
olduğunu belirtti. Savunma Bakanlığı soruşturmayı sona erdirdi.

Daha sonra ABD Adalet Bakanı John Ashcroft; Dickerson'lar hakkında endişelerini dile getirmesi yüzünden işinden çıkarılan Edmonds'ın açtığı dava hakkında
kamuoyuna yeni açıklamalar yapmasını, "Devlet Sırları Ayrıcalığı"'na dayanan bir "Sus Emri" ile engelledi. Ashcroft'a, "Devlet Sırları Ayrıcalığı" üzerinden bir
"Sus Emri" yayınlaması talebi Savunma ve Dışişleri Bakanlığından gelmişti.

2005 Ağustosunda Vanity Fair dergisinde; Edmonds davası ve ulusal güvenlik adına "düdüğü çalan" (whistleblower terimi; kurumlarındaki yanlışları
kamuoyuna duyuran kişiler anlamında kullanılmaktadır)
diğerleri üzerinde yayınlanan makale sonrasında, Savunma Bakanlığı ve ABD Hava Kuvvetleri;
hala güvenli bir şekilde Belçika'daki NATO ofisinde görevini sürdüren Binbaşı Dickerson ve Edmonds'ın suçlamaları ile ilgili ortak bir soruşturma başlattı.


Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri ortak soruşturması çerçevesinde, Binbaşı Dickerson'a yeniden hakkındaki iddialar sorulduğunda, ABD istihbari
kaynakları, Dickerson'un soruşturmanın devam etmesi durumunda, "konuşmaya başlayacağı" tehdidinde bulunduğunu belirtiyorlar.
Ortak soruşturma eskisinde olduğu gibi hızlı bir şekilde sonlandırıldı.

Dickerson; 2006 Ocak ayında Yarbaylığa terfi ettirildi ve Yokota, Japonya'daki ABD Hava Kuvvetleri üssüne transfer edilerek, burada 374. Lojistik Kıtasının komutasına vekaleten atandı.

ABD istihbari kaynakları; 1980'lerden bu yana Perle ve Feith'i sürekli koruyanların aynı zamanda Dickerson ve Grossman'ı korumakta olduğunu belirtiyorlar.

1980'lerin sonunda, nükleer kaçakçılığı takip etmek üzere İstanbul'da faaliyette bulunanlar dahil olmak üzere CIA kaynakları; Türkiye-ABD nükleer karaborsa piyasası şebekesinin; İran-Kuzey Kore ve Libya'ya hassas nükleer teknoloji satan, Pakistan'daki Abdül Kadir Han nükleer kaçakçılık şebekesine doğrudan bağlı olduğunu belirtiyorlar.

Bir ABD İKK (İstihbarata Karşı Koyma) kaynağı; ATC ve ATAA'nın; doğrudan
AIPAC ve Ulusal Güvenlik Konuları İçin Yahudi Enstitüsü (JINSA-Jewish Institute for National Security Affairs)'ne bağlantılı olduğunu ve buralardan desteklendiğini belirtti.


(Editörün Notu:
JINSA'nın  ödül verdikleri arasında Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Çevik Bir ve Tayyip Erdoğan olduğunu lütfen unutmayınız)

Kaynak; Valeri Plame Wilson'ın

(Editörün Notu : Wilson'un CIA ajanı olduğunun
bizzat Beyaz Saray kaynaklı olarak deşifre edilmesi, ABD'de ciddi bir skandala yolaçmış ve Bush yönetiminin, Irak'ta nükleer silah olduğu yolunda istediği raporları üretmeyen CIA'den intikam aldığı belirtilmişti
)


2001 yılında nükleer silahların yayılmasını engellemeye yönelik
çalışmalarının zirvesindeyken;

Türkiye ve ATC'ye odaklandığını fakat ATC'yi kontrol ettiği öne sürülen AIPAC ve JINSA bağlantılı özel çıkar odaklarının, Brewster Jennings'in bir CIA paravan şirketi olduğunu deşifre ederek Plame Wilson'un operasyonlarını sekteye uğrattıklarını öne sürüyor.

CIA'in narkotik bölümü de ATC ve NATO ile bağlantıları ile yakınen ilgileniyor.

Şu anda Hollanda'da, uyuşturucu kaçakçılığı suçlaması ile
bulunan Türk uyuşturucu lordu, Hüseyin Baybaşin'e göre Türk ordusu içindeki bazı odaklar ve

(Editörün Notu : Yazının orijinalinde,
bizzat Türk Ordusu ifadesi geçtiği halde, bizler, Ordusu ve istihbarat teşkilatları  dahil Türk Devleti ve Milleti'nin her kurumuna sızmış şebekeler yüzünden, TSK ve MİT gibi kurumlarımızın lekelenmesine gönlümüz elvermediğinden, vücuddaki kanseri vücudla özdeşleştirmeme politikamızı sürdürme ve karşı psikolojik harbe zemin hazırlamama adına çeviride gerekli düzeltmeleri yapıyoruz
)

NATO'daki bağlantıları Türkiye üzerinden gerçekleştirilen uyuşturucu ticaretinin içinde yeralıyor.

Baybaşin; sözkonusu odakların, MİT'i , Türk Büyükelçiliklerini, konsoloslukları ve askeri misyonları kullandığını (özellikle Londra ve Amsterdam'a dikkat çekiliyor) belirtiyor. Sözkonusu odakların; PKK'yı da, özellikle
Afganistan'da rekor seviyede üretilen eroinin Batı Asya'dan transferi için kullandıkları da belirtiliyor.


Grossman'ın 2005 Ocak ayında Başkan Yardımcısı olarak Cohen Grubu'na katılmasından bu yana; bu firma ATC'nin en büyük müşterisi haline geldi. 2005 Ekim ayında; Grossman, son olarak TGRT Televizyonunu Rupert Murdoch NewsCorp'a satan İhlas Holding'in yönetim kuruluna atandı.

ABD'deki yasal kaynaklar, Feith'in hala , Kuzey Karolayna Cumhuriyetçi Milletvekili Walter Jones tarafından teşvik edilen bir Savunma Bakanlığı soruşturması altında olduğunu belirtiyorlar.

Bu çok önemli meselenin bütün gerçeklerini ortaya çıkarmak için bir kongre soruşturmasına ihtiyaç duyulduğu ortada. Fakat; Beyaz Saray ve Kongre; sadece Temsilciler Meclisindeki liderliklerini değil aynı zamanda bu yasadışı faaliyetlere karıştığı iddia edilen
Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkililerine korumaya hevesli Cumhuriyetçiler tarafından kontrol edildiği sürece, böyle bir soruşturmayı gerçekleştirmek imkansız olacaktır.

Ayrıca; Bush hükümeti Kore ve İran nükleer programlarına karşı agresif bir şekilde mücadele ederken; Amerikan kamuoyu; bu çerçevede, Türkiye'nin çabaları için kaygı ifade etmemeli mi? Özellikle; eski ve mevcut üst düzey yönetim yetkililerinin gizlice Türkiye'nin nükleer'e
geçmesine yardımcı oldukları iddiaları ele alındığında?

Kaynak : The California Courier