Siyaset5 Ekim 2006 00:00

Sadece Kral Değil, Herkes Çıplak - Oktay Yıldırım

Elif Şafak ile ilgili açılan davanın gerekçeli kararında yargıç; “roman kahramanları suç işlemez” deyivermiş, bu ne hal ola ki, şimdi ben de çıkıp bir roman yazsam ve o romanda dili kemiksiz bir kahraman peydahlasam. Sonra benim kahraman açsa ağzını yumsa gözünü, ne eşikteki kalsa ne beşikteki dümdüz yapsa her tarafı suç işlemiş olur muyum? ... Esas düşmanımız olan AB-D emperyalizmini kim ne zaman tarif edip dişe damağa dokunur tedbirler alacak. Terörün ve irticanın gerçek düşmanımız olmadığını, gerçek düşmanımızın onları taşeron olarak kullanan emperyal karargâh olduğunu ne zaman tahlil ve tarif edeceksiniz. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons click free discount prescription cardcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

www.acikistihbarat.com

05 Ekim 2006 Perşembe


SADECE KRAL DEĞİL; HERKES ÇIPLAK

Oktay Yıldırım
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun


Daha önce “kral çırılçıplak” başlıklı yazımızda Andrew Duff'ın küstahça açıklamalarına dayanarak "adam haklı, Kral çırılçıplak" demiştik, şimdi durum daha da vahim ve ben bu durumu tanımlamak için herkes çıplak diyorum. Sadece kral değil herkes çıplak çünkü yaşanan bu utancı fark etmemek, sessiz kalmak ancak bu aşinalıkla açıklanabilir.

Ya en az kral kadar çıplaksınız ki kralın çıplaklığının farkında değilsiniz ya da o kadar çıplaksınız ki kral çıplak diyemiyorsunuz, kendi çıplaklığınızda ortaya çıkacak diye korkuyorsunuz.

 

HIYAR TURŞUSUNDAN ÖZGÜRLÜK, PİÇTEN KAHRAMAN

Elif Şafak ile ilgili açılan davanın gerekçeli kararında yargıç;

“roman kahramanları suç işlemez”

deyivermiş, bu ne hal ola ki, şimdi ben de çıkıp bir roman yazsam ve o romanda dili kemiksiz bir kahraman peydahlasam. Sonra benim kahraman açsa ağzını yumsa gözünü, ne eşikteki kalsa ne beşikteki dümdüz yapsa her tarafı suç işlemiş olur muyum?

Kahraman bu ya istediğine sektirir taşı, cezai ehliyeti de yok nasılsa, acaba 46. madde'ye mi giriyor bu kahramanın durumu, yazarın değil canım kahramanın. Hani cezai ehliyeti olmama durumu, bir tür delilik yani, bir tür hastalık, ruh hastalığı, akıl hastalığı.

Mesela; tiyatro bir sanattır ve kuklacılık ta bu sanatın en eski dallarından biridir.

Bir kukla gösterisi düşünün ki izleyenlerin veya bir başka kesimin en kutsal değerlerine küfredilen bir kukla gösterisi izliyorsunuz. Kimi suçlayacaksınız, ses kuklacının ama karakter hayali kahraman. Bir çorabın üzerine yapılmış kaş ve gözlerden ibaret.

Ne olacak şimdi? İşittiğiniz küfür ve hakaretler yanınıza kar kalacak ve bunun adı da adalet olacak öyle mi? Bu bir de sanat adına yapılacak öyle mi?

İşin bir başka tarafı artık bu düşünce özgürlüğü denen şeyin hıyar turşusuna bile yer bırakmamış olmasıdır.

Adam o kadar adamış ki kendisini bu işe, adam dediysem yanlış anlamayın Olli Rehn'den bahsediyorum yanlışlık olmasın. Tarım bakanlığında, turşuluk hıyarın boyunun konuşulduğu toplantıda bile, düşünce özgürlüğünü gündeme getirebilmektedir.

Adama; “bir dakika kardeşim sıra hıyar turşusunun” dedikleri zaman “ ben anlamam” diyebilmekte. O halde çıplaksınız kardeşim, hepiniz çıplaksınız. Kral da siz de çırılçıplaksınız.

 

TANIMLAYALIM, İSİM BULALIM, KULP TAKALIM

Altından kalkamadığımız ne varsa yeniden yorumlayalım, yeniden anlamlandırıp servis yapalım kamuoyunun önüne. Aslını zaten bilmez bizim millet, ne okur ne araştırır ve ne de merak eder. Höökümet ne derse o. Ya da Wilson ne derse o. Neler diyorlar bir alt alta koyup toplayalım;

•  Başbakan; “Türkiye'de irtica tehdidi yok”

•  Genel Kurmay başkanı;” Türkiye'de irtica tehdidi var”

•  Ross Wilson;” Bunlar kuru gürültü, tehdit falan yok, 301. madde kalkmalıdır”

•  Bülent Arınç;” Laikliği yeniden tanımlayalım”

•  Elif Şafak davasının hâkimi( Posta gazetesi–5–10–2006);” Türklük kavramının sınırları tam olarak tespit edilmeli”

•  Olli Rehn; “Ruhban okulunu açın”

•  Bartholomeus;”Ruhban okulunu açın”

•  Olli Rehn;” operasyonları durdurun, ateşkes yapın”

•  Başbakan; “Ateş eden olmazsa, durup dururken operasyon yapılır mı?”

•  Bebek katili; “ Ateş kes yalpım, operasyonları durdurun”

•  AK üyesi Lord Russel; “Bir sonraki sayımda Kürtlerin sayılarını belirleyin”

•  Başbakan; “ Kürt sorunumuz vardır, bundan kaçamayız, üst kimlik, alt kimlik, falan filan”

•  Olli Rehn; “ 301. maddeyi değiştirin”

•  Bazı hükümet üyeleri; “301. maddeyi değiştirmek için görüşmeliyiz”

•  Olli Rehn; “Ermeni soykırımını tanıyın”

•  Hırant, Orhan, Elif ve türevleri; “Türkler Ermenileri katletti( çeşitli beyanatları veya yazdıkları kitaplarda).

Kim dost, kim düşman ayırt edebilen var mı? Yahut da dost ile düşmanın söylemleri arasında bir fark var mı?

Hepsi mi dost?

Hepsi mi düşman?

Bu aritmetiğin sonucu ne?

Eşittir: egemenliğin yeniden tarifi.

Esas düşmanımız olan AB-D emperyalizmini kim ne zaman tarif edip dişe damağa dokunur tedbirler alacak.

Terörün ve irticanın gerçek düşmanımız olmadığını, gerçek düşmanımızın onları taşeron olarak kullanan emperyal karargâh olduğunu ne zaman tahlil ve tarif edeceksiniz.

27 Nisan 2006 tarihli “ateş ve hareket tekniği” başlıklı makalemizde yazdığımız çözümlemeleri, bu gün bazı gazetelerde köşe yazarlarının yazdığını görüyoruz da siz değerli hööökümet üyeleri, siz ne zaman uyanacaksınız?

Tekrar haykırıyorum yüzünüze

“SADECE KRAL DEĞİL, HERKES ÇIPLAK, ÇIRILÇIPLAK”

Uyanınız, giyininiz. Yoksa bu pervasız çıplaklık artık hoşunuza mı gitmeye başladı? Ya da boş verin, oturup çıplaklığı ve giyinikliği de yeniden tanımlayın olsun bitsin. Milli namus ve şerefi, onuru, bağımsızlığı, şehitliği, gaziliği, egemenliği ne varsa canınızı sıkan alayını yeniden tanımlayın.

 

“VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN”

 

OKTAY YILDIRIM

05–10–2006